Kategori Arşivi: Fıkralar

Haz 17

HIRSIZ!

        HIRSIZ! Köyün birine hırsız dadanmış. Hırsız özellikle ayakkabılara meraklıymış. Cemaat camiye girip namaza durunca bulduğu ayakkabıları torbasına doldurup kayboluyormuş. Sonunda köylü pusuya yatmış, hırsızı, torbası elinde kıskıvrak yakalamış. Köy heyeti toplanmış. Hırsıza ne ceza vereceklerini tartışmışlar. Birisi bir öneri getirmiş. -En iyisi imam yapıp önümüze geçirmek. Böylece gözümüzün önünde olur, hırsızlık yapamaz… Köylünün aklı …

Devamını oku »

Haz 09

ALIŞIR, YOL OLUR

ALIŞIR, YOL OLUR Bir gece uyurken Nasreddin Hoca’nın sakalının üzerinden bir fare geçer. Hoca hemen eşine seslenir: Hanım, Hanım! Kalk, sakalımın üzerinden bir fare geçti, onu yakalayalım. Hanımı “Bu karanlıkta fareyi nasıl yakalayacağız? Hem sonra ne olmuş sakalının üzerinden fare geçtiyse?” deyince Nasreddin Hoca şöyle mukabelede bulunur: Öyle deme Hanım, alışır, yol olur, her gece geçmeye kalkar.

Haz 01

ÇINGIRAĞI KİM BAĞLAYACAK

ÇINGIRAĞI KİM BAĞLAYACAK Fareler, her gün bir arkadaşlarını kediye kaptırıyormuş, Toplantı yapmışlar, “Bu tehlikeden nasıl kurtuluruz?” diye herkesten çözüm üretmelerini istemişler. Genç bir fare, “Kedinin kuyruğuna çıngırak bağlayalım. Bize doğru geldiğinde sesini duyar, kaçarız” diye bir öneride bulunmuş. Hepsi öneriyi çok beğenmiş. Ancak en yaşlı fare, “İyi, güzel de çıngırağı kedinin kuyruğuna kim bağlayacak?” diye sormuş.

May 24

“KAHROLSUN AMERİKA!”

“KAHROLSUN AMERİKA!”   Üç Amerikalı asker Irak’ın Bağdat şehrinde bir bakkal dükkânına girerler. Alış veriş yaparlarken “Kahrolsun Amerika” diye bir ses duyarlar. Etrafa bakınırlar ve sesin bir papağandan geldiğini anlarlar. Bunun üzerine Iraklı bakkala çıkışırlar; “Bu papağanı buradan yok et, yarın geldiğimizde görürsek seni mahvederiz.” Amerikalı askerler gittikten sonra bakkal, kara kara düşünmeye başlar. Çünkü …

Devamını oku »

May 16

HESABI TORUNUNUZ ÖDESİN

HESABI TORUNUNUZ ÖDESİN Hesabınızı torununuz ödesin. Cebinde meteliği olmayan bir adamın gözü bir lokanta vitrinindeki levhaya takılır: “Girin ve istediğinizi yiyin. Hesabınızı torununuz ödesin.” Hiç durur mu? “Tam bana göre” diye mırıldanarak içeriye girer. Kuzu pirzolası falan filân… Ne varsa söyler. Yemeği bitirir. Fakat çıkmak üzere hazırlandığında, garson yetişip, hesap pusulasını burnuna dayamasın mı? Hem …

Devamını oku »

May 08

BEN, ALLAH’IN İŞİ NE KARIŞMAM

BEN, ALLAH’IN İŞİ NE KARIŞMAM   Nasrettin Hoca’ya köylüler sormuşlar; -Hocam, bu yıl fitreni kime vereceksin? Hoca, gayet sakin bir sesle; -Köyün zenginine, demiş. Köylüler: -Aman Hocam, o kadar fakir varken niye köyün zenginine veriyorsun?. Hoca: -Valla, ben Allah’ın işine karışmam. O kime veriyorsa, ben de ona veririm. Demiş.  

Nis 30

Bir (dönek) Marksistin günlüğünden

Bir (dönek) Marksistin günlüğünden Vaziyet’in demirbaşı haline gelen Nazi Almanya’sından papaz Martin Niemöller’in sözlerini irfan Taştemur, günümüze uyarlamış. Bu kez civanımın padişahı Fatih Sultan Recep’in memleketinden bir Marksist’in (büyük olasılıkla dönek) günlüğü: “Önce Kemalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben Kemalist değildim. Sonra rektörleri ve üniversite öğretim üyelerini topladılar, sesimi çıkarmadım; çünkü ben rektör veya öğretim …

Devamını oku »

Nis 22

“V” ŞEKLİNDE UÇAN KAZLAR

“V” ŞEKLİNDE UÇAN KAZLAR Kazlar “V” şeklinde uçarlar. Uçuş anında rüzgârın en öndeki kaza çarpması nedeniyle hava akımından yararlanarak arkadaki kazlar daha rahat uçmaktadırlar. En öndeki kaz yorulunca en arkaya geçmekte ve bir sonraki kazda onun yerini almaktadır. Uçuş anında yaralanan kaz olursa ona iki kaz eşlik etmekte ve yere inmektedirler. O iki kaz yaralı …

Devamını oku »

Nis 14

EL ELİN EŞEĞİNİ TÜRKÜ ÇIĞIRARAK ARAR

          EL ELİN EŞEĞİNİ TÜRKÜ ÇIĞIRARAK ARAR   Bir gün Nasrettin Hoca türkü çağırarak dolaşırken, Hocayla karşılaşan adam sorar: “Hocam, bu ne hal?” Nasrettin Hoca gayet sakin bir halde, üzerine bakınarak: “Halimde ne var, Eşek arıyorum evlat” der. Zavallı adam aldığı cevap karşısında şaşkındır. “Hiç türkü söyleyerek eşek aranır mı, Hocam?” …

Devamını oku »

Nis 06

EN İYİ, EN KÖTÜ YER!

EN İYİ, EN KÖTÜ YER! Bir gün Davut Peygamber(a.s.), Lokman’dan bir koyun kesip en iyi yerinden iki parça getirmesini istemiş; Lokman’da ona kestiği hayvanın dilini ve yüreğini getirmiş. Birkaç gün geçtikten sonra Davut Aleyhisselâm, Lokman’dan tekrar bir koyun kesmesinin ve bu defa en kötü yerinden iki parça getirmesini istemiş; O, yine dilini ve yüreğini getirmiş. …

Devamını oku »

Eski yazılar «