Eki 06

Akıllı Çocuk

Akıllı Çocuk 

Küçük Ali okula başlar başlamaz öğretmeni Aysel’e gidip yerinin birinci sınıf olmadığını üçüncü sınıfta olması gerektiğini söyler durur.

Hatta ablasının üçüncü sınıfta olduğunu kendisinin ondan daha akıllı olduğunu ve en az üçüncü sınıfta olması gerektiğini söyler.

Bu duruma dayanamayan Aysel öğretmen Ali’yi alıp okul müdürünün yanına götürür. Durumu izah eder okul müdürü de imtihan edelim uygunsa geçirelim der.

Ali’ye bir kaç soru yöneltir: ”İki kere iki?”

Ali hemen “Dört” diye cevap verir.

“Sekiz kere dokuz?”

Ali “yetmiş iki” der.

“Kaç mevsim var?”

Ali “dört” der.

Sınıf öğretmeni Aysel de Ali’yi imtihan etmek ister:

“Ali ineklerde dört tane bende iki tane olan şey nedir?” deyince Ali ayak diye cevaplar.

“Peki, senin pantolonunda olup benim pantolonumda olmayan şey nedir?” deyince “cep” diye cevap verir Ali.

Bunun üzerine öğretmen müdüre dönüp:

“Hocam bu çocuğu 5. sınıfa koyalım. Çünkü ben son iki soruya doğru cevap veremedim o verdi” der.

Eki 05

Malazgirt Zaferinin 946’ncı Yıldönümünde Utanç Tablosu…

Malazgirt Zaferinin 946’ncı Yıldönümünde Utanç Tablosu…

 

Ahmet TAKAN‘ın Yazısı

Türk’e Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt zaferinin 946’ncı yıldönümünde, Türkleri anayurdundan kovmak, Bizans’ı yeniden tesis etmek için vizyona konulan tezgah tüm hızıyla devam ediyor. Yunanistan, EgAe’deki adalarımızı işgal edip her birine Bizans bayrağı çektikten sonra KKTC’yi de yutarak, Türkleri Anadolu’dan çıkarma planının en önemli ayağını başarmak üzere!..

Nasıl mı?

Vasilou Nineyi eve döndürüyorlar ya!.. İşte şöyle;

 İsviçre’de yapılan Kıbrıs Konferansı’ndan güya bir sonuç çıkmamıştı ya!.. Hani o resmi açıklamalara göre… Peki, AKP hükümeti ile KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın teslimiyetçi politikalarında bir değişiklik oldu mu?.. Hayır!.. Tam tersine, hızlanarak el altından devam ediyor… AKP iktidarı ve Mustafa Akıncı, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Kıbrıslı Rumlarla birlikte Güney’e kaçan Arap asıllı Hıristiyan Maronitlere köylerine dönüş izni verdi. Ayrıca Maronitlerin mülklerine dönebilmesi için gerekli alt yapı çalışmalarına başlama kararı alındı. Maronitler mülkiyet hakkına yeniden kavuşacak. 1250 Maronit’in, günümüzdeki adıyla Gürpınar olan ve askeri bölge içinde kalan alanlara yerleştirilmesi bekleniyor. Maronitlerin yerleşeceği bölgeye yapılacak olan alt yapı çalışmalarını Türkiye finanse edecek. Yani alt yapının masraflarını Türk Milleti ödeyecek.

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında birbirine yakın 4 köyde yaşayan Arap asıllı Hristiyan Maronitlerden sadece Kormacit köyünde yaşayanlar evlerini terk etmemişti. Diğer 3 köyde yaşayan Maronitler ise Kıbrıslı Rumlar ile birlikte güneye kaçmış, bu 3 köy askeri bölge içinde kalmıştı.

Maraş, Rumlara iskâna açılıyor

Millî Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım Ege’de başlayan ve Kıbrıs ile paralel giden Bizans projesinin en önemli ayağına şöyle dikkat çekiyor;

“Barış Harekâtından sonra 13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. 2 Ağustos 1975 tarihinde de Kıbrıs Türk Federe Devleti ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında Nüfus Mübadelesi Antlaşması imzalandı. Bu süreç içinde Güney Kıbrıs bölgesine kaçan Maronitler, Türk bölgesine geçmek için talepte bulunmadı. 15 Kasım 1983 tarihinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulması sürecinde ve sonrasında Maronitlerin Türk bölgesine geçiş talepleri olmadı.

Vasilou Nine, Kıbrıslı Rumlar ile birlikte güneye kaçarken 61 yaşındaydı. Kendi tercihini kullanarak güneye geçen ve 43 yıldır köyüne dönmek için hiçbir talepte bulunmayan Vasilou Nine, ne oldu da KKTC bölgesindeki köyüne geri dönmek istiyor? İsviçre’deki Kıbrıs görüşmelerinde, Rum tarafına toprak verme konusunda başarılı olamayan AKP Hükümeti ile KKTC Yönetimi şimdi de Türk toprağı olan askeri bölgeye Arap asıllı Hristiyan Maronitleri yerleştirmeye çalışıyor. Maronitlere dönüş izni veren KKTC Yönetiminin, önümüzdeki dönemde de kapalı Maraş kentini Rumların iskânına açabileceği konuşuluyor.

 Türkiye Cumhuriyeti, 11 Şubat 1959 tarihli Garanti Antlaşmasının 1, 2 ve 3. maddelerinden kaynaklanan haklarını kullanarak 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtını icra etti. Maronitlere KKTC’ye dönüş izninin verilmesi, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın meşruiyetine gölge düşürüyor. Dönüş izni verilmesi ve Türkiye’nin altyapı masraflarını finanse etmesi, 1974 yılında Maronitlerin haklarının ihlal edildiği ve şimdi de iade edildiği anlamına gelir. AKP Hükümeti ve KKTC Yönetimi kendi ayağımıza kurşun sıkıyor.

 AKP Hükümeti ve KKTC Yönetiminin hatalarını ve teslimiyetçi politikalarını Türk Milletine finanse ettirmesi asla kabul edilemez. Maronitlerin KKTC’ye dönüş projesi derhal durdurulmalıdır. AKP Hükümeti ve KKTC yönetimi boş işlerle uğraşmak yerine, KKTC’nin tanınması, KKTC’ye uygulanan ambargoların kaldırılması, Ercan Havaalanı’nın uluslararası uçuşlara açılması, Girne, Gemikonağı ve Magosa limanlarının uluslararası deniz ticaret trafiğine açılması için diplomatik girişimlerde bulunmalıdır.”

Eyy!.. Yıllardır AKP iktidarının yalanlarına kanarak Halifelik hayallerine dalanlar ve de onun peşinde koşanlar… Eyy!.. Bugün Malazgirt’te kurulan kıl çadırları, atılan okları görüp de heyecana kapılacaklar… Bilin ki; o oklar kalbimize saplanacak. İnanmıyorsanız, Ege’de Yunan’ın işgal ettiği Türk topraklarına ve Kıbrıs’a bakın…

Ha, doğru!.. Türk’ün Anadolu topraklarında bir din devleti kuruluyor. Böyle giderse adı Bizans ve Hıristiyan olacak!..

 

Alıntı:  Ahmet TAKAN

Eki 04

Macar Bilgin, Atatürk’ün önünde diz çöker

Macar Bilgin, Atatürk’ün önünde diz çöker

Gâzi, kongre sırasında her akşam Türk Tarih Kurumu üyelerini yemeğe çağırıyor, günün değerlendirmesi yapılıyordu.

Bu yemeklerde birine Macar Türkolog Zayti Ferenç de davet edilmişti. Gâzi, misafir bilim adamını sağına oturttu. Tarihten konuşuluyordu. O gecenin tanıklarından Hasan Cemil Çambel gecenin devamını anı defterine şöyle yazdı:

Çok geçmeden sofra, cazibesine doyulmaz bir ilim ve kültür sahnesi oldu… Gâzi, yanındaki seçkin misafirlere dönerek dedi ki: ‘Profesör, Türkler ve Macarlar iki kardeş millettir. Bu iki kardeş millet kendi yüksek millî gayelerini ve büyük geleceği düşünen ve gören iki olgun kardeş millet gibi mi hareket etti? Hayır. Ne yazık ki hayır. Biz Türkler İslam âleminin önüne geçtik. Siz Macarlar Hıristiyan dünyasının önüne düştünüz. Asırlarca birbirimizi kırdık. Fakat ne için? Hangi büyük maksat, hangi millî gaye, hangi yüksek gelecek için? Ve kimin için? Kimin hesabına? Böyle yapacağımıza, eğer gurur ve ihtirasa, boş davalara, manasız, hayalperest emellere ve başkalarının maksatlarına kapılmayıp da iki kardeş millet el ele, barış içinde birleşseydik, hem kendi milletimizi, hem de bütün insanlığın refah ve saadetine hizmet etmiş olmaz mıydık?’

Macar bilgin ruhundan yaralanmış bir canlı heykel gibi, yüzü kıpkırmızı ve gözleri dolu, ayağa kalktı, sandalyesini geriye itti ve Gâzi’nin önünde iki dizi üstüne çökerek ve onun elini iki eli arasına alarak, tekrar tekrar öptü öptü, yüzüne, gözüne sürdü. Bu ulvi manzara önünde sofrayı bir mabet sessizliği kaplamıştı.

Alıntı: Cazim GÜRBÜZ

Eki 03

Soros’un Temsilcileri

Soros’un Temsilcileri

Televizyonda kendini liberal olarak tanıtan ve Soros’un temsilciliğini yapan birisi sorulan bir soru için ”Kimse İmam Hatip okullarına imam olmak için gitmiyor.. Kamuda çalışmasınlar da ne yapsınlar? Onlar da kendilerini kurtarmak zorunda…” diye veya bu mealde bir cevap verdi.

Bir insanın bu kadar düz mantıkla düşünmesi mümkün değil.. Çünkü, eğer Türkiye’nin imama ihtiyacı yoksa neden sürekli imam hatip okulu açılıyor? Olayın devleti ele geçirmek planı olduğunu herkes biliyor..

Bu grupların ortak özelliği, uluslararası fonlardan yararlanma konusundadır.. Bazı vakıf üniversiteleri, bazı akademisyenler uluslararası fonları kaynağına ve amacına bakmadan kullanıyor..

Eğer bugünkü gidişattan, örneğin, Karaburun’da bikinili bir kıza yapılan gerici saldırıdan, örneğin Hizbullah’a mücahid diyen gazetelerden, örneğin Diyanet İşleri Aile Danışma Merkezi’nin dayak yiyen kadınlara dua, okunmuş su önermesinden rahatsız olmuyorlarsa, bunun nedenini aldıkları fonlarda aramak gerekir.  

Alıntı: Esfender KORKMAZ

Eki 02

FUZULİ’DEN ALTIN SÖZLER

      FUZULİ’DEN ALTIN SÖZLER

 

  • Söylesem tesiri yok, sussam gönül râzı değil.Aşk imiş her ne var âlemde.
  • Mey biter saki kalır. Her renk solar haki kalır. İlim insanın cehlini alsa da, hamurunda varsa eşeklik; baki kalır.
  • Cana tamah etme can elbet geçicidir.
  • Mende Mecnun’dan füzun aşıklık istidadı var, Aşık-ı sadık menem, Mecnun’un ancak adı var.
  • Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib Kılma derman kim helakim zehri dermanındadır.
  • Vuslat olunca ayrılıktan korkmak gerek…
  • Bana, ne gönül ateşinden başka kimse yanar, Ne de tan yelinden başka kimse kapımı açar.
  • Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşina beni, Bir dem belâ-yı aşktan etme cüda beni.
  • Ey tabib! Aşk derdiyle başım hoş benim; yaramdan el çek sen. Bana derman hazırlama ki senin merhemlerin benim ölümüm sayılır.
  • Perde çek çehreme hicran günü ey kanlı şirişk Ki gözüm görmeye o mah-likadan gayrı.
  • Zaman! Ah zaman! Hem dost hem düşman…
  • Güzellik olmasa aşk ortaya çıkmaz; aşk olmasa güzellik yüz göstermez.

Eki 01

Bizon koşusu

Bizon koşusu 

 

Prof. Dr. İskender Öksüz’ün çok değerli eserinde, ‘Millet ve Milliyetçilik’ kitabındaki ilgili makalenin giriş paragrafı şöyleydi: “Bizonlar, çoğunlukla Kuzey Amerika’da yaşayan iri cüsseli sürü hayvanları… Yukarıda, Tom Friedman‘ın Lexus ve Zeytin Ağacı’ndan aldığım bir benzetme ile insanların paradigma değişikliklerini izleyen davranışlarını bizon sürüsünün koşusuna benzettim…”

Hoca, burada bir dip not aktarıyor; “Friedman yatırımcıların bilmedikleri, anlamadıkları bir değişim ihtimaline karşı panik halinde kaçmalarını bizon koşusuna benzetiyor… Bankaları ve devletleri iflas ettiren panik…”

İskender Hoca, bu huylarını bildikleri için Kızılderililerin bizonları kolay avladıklarını söylüyor… Kızılderililer koşuyu başlatmak için her ne lâzımsa yapıp, sürünün bir uçuruma doğru koşmasını sağlarlarmış… Sonra yaptıkları tek şey, uçurumun dibinde durup düşen bizonları toplamakmış…

Fazla zahmet gerektirmeyen, ince bir strateji… Bizde yükseköğrenim gören öğrencilerin önce koşturulup, sonra uçurumun dibinde bekleyen avcıların eline düşmesi gibi…

Her yıl milyonlarca öğrenci üniversite eğitimi için yurdun dört bir yanına yayılıyor… Her ile üniversite açmakla övünen eğitim sistemimiz, o öğrencilerin tamamını barındırma konusunda nedense hep aciz!..

Çocuklar bizon koşusu yapıyor, sonra uçurumun dibinde bekleyen örgütlerin, sivillikle uzaktan yakından ilgisi olmayan sözde sivil toplum örgütlerinin, aklını bir kişiye ciro etmiş cemaatlerin, siyasete asker yetiştirmeye çalışan yapıların kucağına düşüyor…

Galiba bu da bir bizon koşusu… Uçurumun dibindekiler ellerini ovuşturarak bizonların düşmesini bekliyor…

 

Alıntı: Servet AVCI

Eyl 30

Canda yalnızlığı öldüren sensin

Canda yalnızlığı öldüren sensin

 

Sevgim, sultanını bulur aşkınla

Ruhuma mis kokun gelir aşkınla

Kahreden sensizlik ölür aşkınla

Bu can aşk çiçeği koklasın, sevsin

Canda yalnızlığı öldüren sensin

 

Bu aşkın güneşi batmasın ey can!

Canlar yalnızlığa yatmasın ey can!

Aşksızsa bir yürek atmasın ey can!

Ben, bir sen olmuşum, sen ise bensin

Canda yalnızlığı öldüren sensin

 

Senin ile aylar yıllar an oldu

Yeni doğmuş gibi canda can oldu

Sevgin ki ruhuma sonsuz şan oldu

Aklımda akılsın, tenimde tensin

Canda yalnızlığı öldüren sensin

 

Bu can bu aşk ile yolunu gözler

Bu gönül bir ömür aşkını özler

Gönül dağlarında coşkundur izler

Bedenler aşk ile canla bilensin

Canda yalnızlığı öldüren sensin

 

Kenan ŞAHBAZ

Eyl 29

Irak’taki Referandumun bam teli…

Irak’taki Referandumun bam teli…

Irak’ın kuzeyindeki “KORSAN PETROL TİCARETİ” için bir şirket çıkıvermiş ortaya; POWERTRANS..

Daha önce değişik ülkelerde kurulan şirketlerin, zaman içinde matruşka gibi iç içe geçmesiyle ortaya çıkmış bu şirket..

Powertrans’ın kuruluşu, bugünün Enerji Bakanı damat Berat ALBAYRAK’ın, Çalık Holding Enerji Grubu Başkanlığı’ndan ayrıldığı günlere denk gelmiş.. Tesadüfmüş işte.. Ama başka tesadüfler de varmış..

Powertrans’ın ortakları ve üst düzey yöneticileri arasında, bol miktarda “Çalık Holding” eski çalışanı varmış.. Berat ALBAYRAK’ın eski ekibinin bu yeni şirkete geçmesi de bir başka tesadüfmüş yani..

Tesadüfler bununla da bitmemiş.. Irak’ın kuzeyinde kuyuları ele geçiren kim varsa, çıkardıkları petrolün Dünya’ya, ağırlıklı olarak da İsrail’e satışına olanak sağlayan yasal düzenlemeler de, bu süreçte yapılmış..

Soranların alnına yapıştırılmış cevap;

-Bunlaaaar, Türkiye’nin kazanmasını istemiyor yav..

**

Şansına, istemeyenlerin arasına Rusya, ABD gibi ülkeler de girmiş.. Böylece iç politikaya tahvil etmiş mevzuyu.. Zira, “Türkiye bu ticareti yapmasın diyen” dış güçler belirmiş ufukta..

İşe yaramış olacak ki, dün, Barzani ile oturmasına bile karşı çıkanlar, bugün yanındaymış..

Sorsan muhtemelen onlar da artık aynı şeyi söyleyecekmiş;

-Bunlaaaar, Türkiye’nin kazanmasını istemiyor yav..

**

İçimdeki ses diyor ki;

– “kürdistan” referandumuna karşı çıkışın nedeni, Türkiye’nin Milli Güvenliği’nden çok, akçeli tezgahın bozulacak olmasıymış..

Bu satırların yazarı da, birçokları gibi, yıllardır bu noktaya işaret ediyormuş.. Ve biz söyledikçe, ne diyormuş sayın iktidarımız ve onun başı;

-Bunlaaaar, Türkiye’nin kazanmasını istemiyor yav..

**

İşin hikaye(!) kısmı böyle.. Gelelim gerçeğe;

Baktım, dün “Ombudsman Konferansı’nda” konuşuyor beyefendi.. Barzani’nin çöktüğü petrolün satışını sağlayan boru hattına gönderme yapıyor;

-Vallahi vana bizde.. Kapatırız vanayı olur biter..

O vanayı açtığın gün, pandoranın kutusunu açtığın gündü..

**

Al, sonunda, Türkiye değil ama “SEN” kazandın..

Eşbaşkanı olduğunuz BOP’un en büyük hayali vücut buluyor.. Bi nevi, “Mission completed” (Görev tamamlandı)

Gözün aydın..

 

Alıntı: Murat İDE

Eyl 28

Kısmetsiz Baba

Kısmetsiz Baba

 

– Babam öldü, demiş Temel.

İlyas sormuş:

– Neden öldü?

– Apartmanın sekizinci katinin balkonundan düştü.

– Eyvah parçalandı mı?

– Yok, girişteki bakkalın tentesine düşünce oradan havalanıp karşı apartmana yöneldi.

– Apartmana mı çarptı, nasıl oldu?

– Yok, karşı apartmanın balkonunda çamaşırlar asılıydı. Çamaşır ipine vurup fabrikanın bahçesine düştü.

– Orada mı öldü?

– Yok, fabrika çelik yay fabrikası, bahçedeki yayların üzerine düşüp havalandı yeniden…

– Peki sonra?

– Sonrası ne?

– Baktık ki yere inmiyor, biz de vurduk oni!

Eyl 27

ALDATILMA REKORU

ALDATILMA REKORU

 

Esad aldatmış!

AKP iktidarıyla Esad yönetimi arasındaki ilişkiler stratejik, jeopolitik ve kültürel körlüğün şaheseridir.

Öyle ki Erdoğan ve Esad ailesi ortak tatil yapıyorlardı. Birden kardeş Esad’dı, katil Esad oldu.

İki ülke arasındaki ilişkiler ortak bakanlar kurulu toplantısı yapmaktan neredeyse topyekûn savaşa savrulmuştur.

Sınırdaki mayınları sökmekten sınıra aşılmaz beton duvarlar dikmeye giden bir ilişkidir.

Bu kadar kısa süre içinde ifrattan tefrite bir sarkaç gibi savrulan ilişki, ülkeler tarihinde nadiren görülüyor.

AKP iktidarı bunu başarmıştır (!).

 

FETÖ aldatmış!

Mezardakileri bile kaldırarak 2010 referandumunda birlikte oy kullandırdılar.

FETÖ’yü yıllarca övdüler, sevdiler, korudular, büyüttüler, beslediler.

FETÖ istedi onlar için 17 üniversite açtılar. FETÖ istedi okulları için parsel parsel arazi tahsis ettiler. FETÖ arzu buyurdu çeşitli devlet başkanlarına FETÖ’yü refere ettiler.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açık konuşuyorum ben de şahsen pek çok görüşüne katılmasam da bunlara yardımcı oldum. Dedik ki bir ortak yanımız var. Uzun süre gerçek yüzlerini göremedik.”

İktidar yemedi FETÖ’ye yedirdi, içmedi FETÖ’ye içirdi.

İşte bu FETÖ, Pensilvanya’dan iktidara operasyon çekti.

Yetmedi 15 Temmuz’da devlete darbe yapmaya kalkıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan olanı biteni acı acı itiraf etti. “Her şeye rağmen bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya koyamamış olmanın üzüntüsü içindeyim. Bunun için hem Rabbimize, hem milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyorum. Rabbim de, milletim de bizi affetsin!”

PKK aldatmış!

“Çözüm süreci”nin en aktif aktörlerinden zamanın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç aynen şunları söylüyor. “Bizi aldatmış kabul edebilirler, biz kendimiz aldanmadık. Her şeyden haberimiz vardı… Halk da ‘Bunlar silâhlarıyla her gün köylerde, ama siz bunlara bir şey yapmıyorsunuz…’ Durum biraz böyleydi. Bunun tek sebebi vardı, tekrar terörün hortlamaması, siyasî görüşmelerin, müzakerelerin sonuca ulaşması. Meğer onlar alay ediyorlarmış.”

Silah bırakacağı iddia edilen PKK eskisinden de güçlü hale geldi.

Arınç’a göre ‘aldatılmışlar ama haklı gerekçeleri varmış ve iyi niyetlilermiş’.

Bu iyi niyet ve gerekçeler sonucunda PKK kentlerde mevzilendi, mahkemeler kurdu yargı yaptı, anıt dikti, vergi topladı, milislerini örgütledi ve hendek kazdı.

Binlerce Mehmetçik, güvenlik görevlisi bu yüzden şehit verildi.

Obama da aldatmış!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Obama maalesef PYD ve YPG konusunda bizleri aldatmıştır ama şu andaki yönetimin aynı durumda olacağına ihtimal vermiyorum” diyor.

İç ve dış ilişkilerde aldatılmaya, kandırılmaya ve yanıltılmaya çok müsait bir iktidarla Türkiye karşı karşıyadır.

Aldatıldığının farkına varmak da önemlidir ancak bütün bu itiraflara rağmen dönüp bir de “ne aldatan ne de aldanan oldum” demek işte bu yanlıştır.

Allah (CC) Türkiye’yi aldatanlardan korusun!

 

Sırada Trump ile Barzani mi var demiştim ki Barzani aldattı dediler (KŞ)

 

Alıntı: Özcan YENİÇERİ

 

Eski yazılar «

» Yeni yazılar