Tem 10

SPİKER

SPİKER

 Temel, dünya turuna çıkar ve yolu Grönland’a düşer. Kırk yılda bir, Karadeniz’de hamsi tutmaktan başka fırsat çıktığını düşünerek, buzu kırıp başka balık avlamaya özenir. Tam buzu kıracakken insanın içini titreten güçlü fakat boğuk bir ses duyulur; “Oğlum burada balık yok.”

Temel az öteye gidip tekrar buzu kırmayı denerken aynı ses yine gürler; “Burada balık yok dedim sana.”

Temel’in korkudan eli ayağı titrer ve seslenir:

– Tanrım, sen misin yoksa?

Ses yeniden duyulur;

-Hayır oğlum! Ben buz pateni pistinin spikeriyim.

Tem 09

Vatan haini Said Nursi okullarımızda!..

Vatan haini Said Nursi okullarımızda!..

Said Nursi denen vatan haini. Çeşitli parçalara bölünmüş Nur cemaati olarak bilinen yapının bir kolu… FETÖ güya gidiyor da yeri boş mu kalıyor?.. Hayır!.. İşte size Eğitim Bakanlığı’nın son marifetlerinden biri… Hem de belgeleriyle;
Gaziantep’te faaliyet gösteren Ümid Eğitim Kültür Sanat Sağlık Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği, İçişleri Bakanlığı’na müracaat ediyor. Bakanlık, Eğitim Bakanlığı’na yazıyor. Kabul gören talep üzerine Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü bir yazı ile Gaziantep ve Kilis’teki tüm orta öğretim kurumlarına tavsiye niteliğinde şart koşuyor. Neye?.. Peygamber efendimizin mucizeleri konulu bir kitap okuma yarışmasına. Buna bir itirazımız olabilir mi? Asla ve kata… Ancak, sinsi tezgaha dikkat!.. Yarışmanın referans noktası ve öğrencilerimizin okumaya zorlanacağı ve sınava sokulacağı kitap vatan haini Said Nursi’nin, “Mucizat-ı Ahmediye” risalesi… İçişleri Bakanlığı, derneğin müracaat yazısındaki “bu yıl Gaziantep ve Kilis’te Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlamış olduğu Risale-i Nur Külliyesinden Mektubat adlı eserin 19 Mektup’dan (Mucizat-ı Ahmediye (A.S.M.) risalesi) yapılacaktır”ı referans alarak Eğitim Bakanlığı’na yazı ile gönderiyor. Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdür Vekili Muhammed Sadık Arslan imzasıyla da Gaziantep, Kilis Valiliklerinden yarışmanın yapılması rica ediliyor. Pası alan İki Valilik de okulları harekete geçiriyor. İşte Kilis Valiliğinin okul müdürlüklerine gönderdikleri yazıdan bir bölüm;
“İlgi yazı ekinde yer alan Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde faaliyet gösteren Ümid Eğitim Kültür Sanat Sağlık Dayanışma ve Yardımlaşma Derneğinin 19 Şubat 14 Nisan 2018 tarihleri arasında Gaziantep ve Kilis illerindeki resmi/özel tüm ortaokul öğrencilerine yönelik gerekli şartname esasları doğrultusunda Peygamber Efendimizin mucizeleri konulu ‘1’inci Geleneksel Kitap Okuma Yarışması’ düzenlenmesi ile ilgili ilgi yazı ekte gönderilmiş olup, iş ve işlemlerin ilgi yazı ve ekleri doğrultusunda yapılması hususunda; bilgi ve gereğini rica ederim.”
Yarışma şartnamesini Yeniçağ Gazetesi Ahmet Takan’ın yazısından okuyabilirsiniz.

 

Alıntı

Tem 08

TARİHTEN BİR YAPRAK…

TARİHTEN BİR YAPRAK…

1919 yılının Aralık ayı… Erzurum ve Sivas Kongreleri toplanmış, yurdun kurtarılması için önemli kararlar ve mesafeler alınmıştır. Atatürk, Ankara yolundadır. İşte bu sırada Bayburt’un Hart Nahiyesinde (Bugünkü Aydıntepe İlçesi) Eşref adında bir şeyh kendisini “Beklenen Mehdi” ilan ederek isyan çıkarır. İsyan büyür, kendisine nasihat için gelen din büyüklerini reddeder Eşref. Gönderilen askeri birlikleri bozguna uğratır, tutsak alır, başta Binbaşı Nuri Bey olmak üzere birçok şehitler veririz. Bu şeyhin Trabzon’un bazı ilçelerinde de müritleri vardır, bu ilçelerden silah ve insan desteği gelir.
İş ciddidir. Ciddidir ya, Atatürk, Kazım Karabekir’in işi yeterince ciddiye almadığını görür (Karabekir anılarında bu iddiaları reddeder), Deli Halit Paşa’ya (o zamanki Yarbay Halit) havale eder bu işi ve Karabekir’i devreden çıkararak doğrudan onunla iletişim kurar.
Deli Halit Paşa, bu şeyhin kardeşini asker kaçağı olduğu için 1916 yılında yapılan Kop Dağı Muharebeleri sırasında vurmuştur. Kardeşi Şeyh Eşref ise, Birinci Dünya savaşı öncesinde, zararlı faaliyetleri sebebiyle Erzurum’a götürülmüş, hapse atılmıştır, fakat Erzurum düşman eline geçeceği sırada serbest bırakılmıştır. O da gelip Hart’ta melanetlerine devam etmiştir.
Halit Paşa, bakar ki elindeki kuvvetler yetersiz, şeyh daha güçlü, işi top atışlarıyla halletmek gerek. Öyle da yapar… Toplar patlar, şeyh ve bazı yakınları ölürler. Yandaşları kısa bir direniş sonrasında yakalanırlar. Elebaşları Ağrı-Doğubayazıt’a askeri mahkemeye yollanırlar orada yargılanır, başta idam olmak üzere çeşitli cezalara çarptırılırlar. 1921 yılında ise TBMM bir af yasası çıkararak, hapiste olanların serbest bırakılmasını sağlar.
Başta Atatürk’ün Büyük Nutku olmak üzere, Kazım Karabekir’in “İstiklal Harbimiz” kitabı ile Mareşal Fevzi Çakmak beyanatları ve Deli Halit Paşa’nın kitabında bu olay anlatılır. Tüm bu eser ve beyanlarda, genel yaklaşım, olayın seyri, şeyhin durumu aynı sözlerle aktarılır.
Bu gerçekler gerici çevrelerin bakışını elbette değiştirmeyecektir ama gerçek tüm belge ve kanıtlarıyla ortadadır.

 

Alıntı

Tem 07

GÖKBAYRAĞIN GÖLGESİNDE ARAP YA DA KÜRT DOĞMAK…

GÖKBAYRAĞIN GÖLGESİNDE ARAP YA DA KÜRT DOĞMAK...

Türkmeneli Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Beyatlı’dan haber; Erbil’de, vatandaşın kamu kurumlarıyla olan resmi işlerinde kullanması için hazırlanan formların milliyet hanesinde iki seçenek oluşturulmuş: Kürt ve Arap. Tarihi bir gerçeklik olarak da, kanlı canlı fiziki olarak da Erbil’de var olan Türkmenler okul kaydı mı yaptıracaklar, hastaneye yatış mı yapacaklar, karakola şikayette mi bulunacaklar; eğitim gibi, sağlık gibi, güvenlik gibi en temel haklarından yararlanmak için bile kimliklerinden vazgeçmek zorundalar; ya Arap, ya Kürt olacaklar! İtiraz mı ettiler! Paşa gönülleri bilir; okuyamayacaklar, tedavi olamayacaklar, ilaç alamayacaklar, belki ev tutamayacaklar, seyahat edemeyecekler, su, elektrik kullanamayacaklar, cenazelerini kaldıramayacaklar, doğan çocuklarını nüfusa kaydettiremeyecekler… Skandal! “1991 ve 2003 yıllarında Türkmenlere ait nüfus ve tapu kayıtlarının yakılması neyse bu da o” diyor Beyatlı. Ki az bile söylüyor; bence daha fazlası. Kayıtları yakarak Türkmenli’nin tarihini, geçmişini yok etmişlerdi, geleceğini de yok ediyorlar, yarınsızlaştırıyorlar şimdi. Düşünsenize… Gökbörü minaresinin gölgesinde doğmuş bir Türkmen çocuğu Arap yahut Kürt diye yazılacak resmiyette; ötesi var mı? Daha nasıl silinir ki bir millet yeryüzünden? “Soykırım” gibi… Beyatlı, “Türk Dışişlerinden de bir söz duymadık. Kendi soydaşlarının yok edilme planına sessiz mi kalacaklar?” diye soruyor… Sormak gerek:
“Neçirvan”a bu konuda İstanbul ziyareti sırasında iki çift laf eden oldu mu?

 

 

Alıntı:

Tem 06

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Kendisi muhtacı himmet bir dede
Nerde kaldı ki gayrıya himmet ede…”Şair Ali Rıza Erhan

* “Mutlu olan, başkalarını da mutlu kılar.” Anne Frank 

* “Ders verilmez, alınır.” Cesare Pavese 

* “Akıl odur ki, ede düşmanını kendine dost.” İzzet Molla 

* “Kuşkular, en kötü gerçekten daha zalimdir.” Moliere 

* “Adalet olmayınca devlet büyük bir çeteden başka nedir ki?” Aurelius Augustinus

* “Bizi pişiren ıstıraptır. Gezip tozmak değil.” Yakup Kadri Karaosmanoğlu.

* “Onlar, şerrinden emin oldukları için, dostlarını kendilerinden uzak tuttular.

Kendilerine bağlamak ve kazanmak için de; düşmanlarını yakın tuttular.

Yakın tuttukları düşmanları dost olmadı. Ama uzak tuttukları dostları düşman oldu.

Herkes düşman safında toplanınca yıkılmaları mukadder oldu.”

Emevîlerin yıkılıp Abbasîlerin başa geçmesinde büyük rol oynayan: Horasanlı Ebu Müslim

Tem 05

“Türk topraklarında Bizans Devleti mi kuruluyor?”

“Türk topraklarında Bizans Devleti mi kuruluyor?”

Milli Savunma Bakanlığı eski Genel sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, Yunanistan’ın Bizans’ı inşa etme çalışmalarını hatırlatıyor;
“Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetlerinin himayesinde, Türk vatandaşı olmayan altı yabancı papaz, Patrikhane’ye metropolit olarak atandı. Haziran 2004’te yapılan bu atama ile Lozan Antlaşması’nın 40 ve 45’inci maddesi ile Anayasanın 90’ıncı maddesi ihlal edildi. Yurt dışından getirilen papazlardan birisi Yunan vatandaşı. Anılan papaz Rodos Adası’ndan getirildi. Dört bin Türk soydaşımızın yaşadığı Rodos Adası’nda, 1972 yılından beri Müftü yok. Rodos Adası’na Müftü atamaktan aciz Erdoğan ve AKP Hükümeti, Rodos Adası’ndaki papazın Fener Rum Patrikhanesine Metropolit olarak atanmasına destek ve onay verdi.
Patrikhane’ye atanan Metropolitlerden ikisi yine Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetlerinin himayesinde Rum cemaatin olmadığı İznik ve Bursa’ya atandı. Bursa’da ‘olmayan Rum cemaati’ için atanan Metropolit Elpidophoros Lambriniadis, Bizans Dönemi Bursa haritası ile Yunanca ve İngilizce broşürler bastırdı. Bu atama ve faaliyetler, Yunanistan’dan getirilecek Rumların, Bursa ve İznik’e yerleştirilmesi için ön hazırlık kapsamında yapıldı. Bu faaliyetlerle eş zamanlı olarak, Türkiye’de bulunan Bizans kiliseleri, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçesi ile yani Türk Milletinin verdiği vergiler ile onarılmaya başlandı. Lozan Antlaşması’na göre sadece İstanbul’daki Rum azınlık için Metropolit atanabilir. Mütekabiliyet kapsamında da sadece Batı Trakya’da yaşayan Türk azınlık için Müftü atanabilir. Yunanistan’da yaşayan soydaşlarımız, Kavala, Selanik ve Atina gibi şehirlere müftü atayamazken Türkiye’de yaşayan Rumların Bursa ve İznik’e metropolit atamaları kabul edilemez.
Bizans’ın yeniden inşası kapsamında, 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı alenen Yunan askerine teslim edildi. Adalarımıza Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümetlerinin himayesinde kiliseler inşa edildi. Kiliselerin papazlarını İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi atıyor.
Patrikhanenin internet sitesinde, işgal altındaki adaların doğrudan ‘Ekümenik Patrikliğin’ yetkisi/yönetimi altına alındığı yazılmış. Yani işgalin içinde Fener Rum Patrikhanesi de var.
Yunanistan 2010 yılından bugüne kadar Batı Trakya’da 100 kadar Türk Azınlık Okulunu kapattı. Buna karşılık Erdoğan ve AKP Hükümetlerinin desteği ile Gökçeada’da 2013 yılında Rum İlkokulu, 2015 yılında da Rum Ortaokulu ve Rum Lisesi açıldı. Tayyip Erdoğan ve AKP Hükümeti’nin himayesinde, 24 Eylül 2016’da İzmir Rum Metropolitliği açıldı. İşgal edilen adalarımızda Yunan bayrakları ile birlikte Bizans bayrakları da dalgalanıyor. Bizans bayraklarının önünde Yunan Cumhurbaşkanı, Savunma Bakanı ve Yunan generaller poz veriyor.”

 

 

Alıntı

Tem 04

GÖNÜL KUŞUM, CAN GÜLÜM

GÖNÜL KUŞUM, CAN GÜLÜM

Yarınlarda sen varsın yalnız bugün, dün değil
Ömrümü sana verdim insaf et bir gün değil
Sana olan sevgimin inkârı mümkün değil
Ciğer parem, göz nurum, gönül kuşum, can gülüm

O sevgi damlaları çiselerken kalbime 

Sonsuz bir huzur dolar her an yorgun gönlüme 
İnan ki yalanım yok ömür katar ömrüme 
Ciğer parem, göz nurum, gönül kuşum, can gülüm

Ab-ı hayat kaynağım yaşayamam ki sensiz
Hatasız kul olur mu, gül gördün mü dikensiz?
Sensiz elim, ayağım, gözüm, yüreğim fersiz
Ciğer parem, göz nurum, gönül kuşum, can gülüm

Yürek ister her zaman, her vakit can sormanı
Gönülden yaralıya yardır derdin dermanı
Ezeldendir ebede Hak’tan gelir fermanı
Ciğer parem, göz nurum, gönül kuşum, can gülüm

Her an duymak isterim ezgi yüklü sesini
Özlüyor sabah akşam nefesim nefesini 
Bir kuş gibi sevgime süzülen hevesini
Ciğer parem, göz nurum, gönül kuşum, can gülüm

Bu sevginin balını biz birlikte derelim
Ölüm var, ayrılık var, gel murada erelim
Haktan emir gelirse beraber can verelim
Ciğer parem, göz nurum, gönül kuşum, can gülüm

Kenan ŞAHBAZ

Tem 03

DİKKAT! TÜRKİYE BİLEREK ARAPLAŞTIRILIYOR!..

DİKKAT!

TÜRKİYE BİLEREK ARAPLAŞTIRILIYOR!..

 

İstanbullular!.. 23 Haziran’da tarihi bir seçime gidiyoruz. Çıkın balkonunuzdan yaşadığınız semte bir daha bakın… Sabah çıkın bakın, öğlen çıkın bakın, zahmet olmazsa akşam saat 20’den sonra bir de sokaklarda yürüyüverin… “Bana ne” deyip geçemezsiniz, sadece İstanbul belediye başkanı için değil tüm Türkiye’nin geleceği için oy kullanacaksınız. Türkiye bilerek Araplaştırılıyor derken sadece Suriyelilerin ülkelerine gönderilmemesini kast etmiyorum. Bileşenleri var; Diyanet işleri Başkanı’nın devlet protokolünde hızla yükselişi, İmam Hatip liselerinin sayılarının ihtiyacın kat kat üzerinde arttırılması, tarikat ve cemaatlere sağlanan ayrıcalıklar ve dev kıyaklar, cemaatsiz camilerle yapılan gösterişler, Kur’an’ın aslından ve peygamber efendimizin ahlakından kopuş, dayatılan Arap tarzı yaşam biçimi… İstanbullular!.. Limanlarınıza bir bakın, yalılarınıza bir bakın, kafelerinize, lokantalarınıza bir bakın kimlere satılmış diye. Sadece Suriyelilere mi?.. Ya, Katarlılar ve diğerlerine ne diyeceksiniz?.. İstanbul’da gördükleriniz yetmez ise, Trabzon da, Ankara’da, Zonguldak da, Mersin de, Adana da, Antalya da, Hatay da, Sivas da, Gaziantep de yaşayan tanıdıklarınıza danışın…

2023 projesi… Bunun gerçek adı; Türkiye bilerek Araplaştırılıyor

Dünyanın en önemli coğrafyasında hüküm süren tek çağdaş demokratik Cumhuriyet’e son veriliyor. Başta ordusu ve tüm devlet kurumları ile birlikte… O yüzden, Gazipaşa belediyesinin aldığı muhteşem kararını, beyaz donlu Suriyeliler bundan sonra plajlarda görünmeyecek bakış açısı ile değerlendirmeyin. Ben, bu kararı, Türkiye’nin bilerek Araplaştırılma tezgahına karşı gösterilen en önemli dikiliş olarak algılıyorum. Kestirmeden söyleyivereyim, bu zihniyete dur diyemezsek 2023 yılında çıkarılacak ilk Cumhurbaşkanlığı kararnamesini ne olur?.. Bir tahminde bulunabilir misiniz?.. Kılık kıyafet kanunu!..

S-400’ler mi, Patriotlar mı?.. Yine, Türkiye’nin yüksek irtifada hava savunma sistemlerine olan ihtiyacını tartışmıyorum. Şu an itibarıyla, Türkiye, yerden gelen büyük bir tehlikeyle karşı karşıya. Ülkemiz havadan değil yerden Araplaştırılıyor ve işgal ediliyor!.. İş işten geçtikten sonra, en son teknoloji ile hava savuma sistemi kursanız ne olur kurmasınız ne olur?..

2023’den sonra da Türk vatandaşı olarak demokratik Cumhuriyet rejimi ile yaşamak istiyorsanız Gazipaşa belediyesine destek olun!.. Din kamuflajı ile yapılan afyonlamalardan aklınız ile uzak durun. İmam Matüridi‘yi hatırlayın. Bilmiyorsanız okuyun!..

 

 

Alıntı

Tem 02

İKİ FUTBOLCU

İKİ FUTBOLCU

 

 İki arkadaş. İkisi de büyük bir takımda oynayan futbolcu. Biri trafik kazasında ölür. Sağ kalan arkadaşı onu gerçekten çok özler. Nitekim bir akşam rüyasına girer.

Karşılıklı hâl hatır sorarlar. Ahretteki arkadaş der ki:

– Seni buradan izliyorum. Beni soracak olursan fena değilim. Hatta sana bir iyi, bir de kötü haberim var.

– Sen iyiden başla.

– Geçtiğimiz Cumartesi Cehennemle yaptığımız maçı 3-0 kazandık. 2. golü de ben attım.

– Çok sevindim, seni tebrik ederim. Peki kötü haberin ne?

– Bu Cumartesi günkü maç için seni de kadroya aldılar, hazır ol!

Tem 01

TOPRAK BİLE KABUL ETMEYECEK

TOPRAK BİLE KABUL ETMEYECEK

 

Ayıptır diyeceğim; yüzlerce kere demişimdir.

“Günahtır” diyeceğim; binlerce kere demişimdir.

“Yazıktır” diyeceğim; keza öyle…

Yüzüne tükürsen “Yarabbi şükür” demek de “takiye”ye dahil oldundan zahir; kime söylüyorsun!

***

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekası için en stratejik görevleri yerine getirmiş, emperyalistlerin her nevi kumpasına karşı Türk Milleti’nin “hürriyet hikayesi”ni yazmaya azmetmiş, “peygamber ocağı” saydığımız Türk Ordusu’nun şerefli üniformasına bir gün leke düşürmemiş ve aslında en önemli görevlerini ifa ettikleri, şimdi “FETÖ” dediğiniz yapılanmanın ihanetini ifşa etmek üzere, “tutsak” halleriyle bile insanüstü bir mücadele sergiledikleri anda katledilen “kahraman” Türk subaylarından bir tanesine bile;

Ne, “zulüm mahkemeleri”nce atıldığı cezaevinde şehadete eren Murat Özenalp‘e,

Ne, “zulüm mahkemeleri“nin iftiralarıyla üniformasının itibarsızlaştırılmasına vesile olmaktansa canına kıyan Ali Tatar‘a,

Ne,  sağlığını “zulüm mahkemeleri”nce atıldığı cezaevinde bırakan Cem Aziz Çakmak‘a,

Ne, Bosna’dan Afganistan’a, Kafkaslar’dan Uzak Asya’ya kadar dünyanın dört bir yanında Bond filmlerine taş çıkartacak “milli operasyonlar”ı yüklediğiniz ve “zulüm mahkemeleri”nce atıldığı hücrede ölüme mahkum ettiğiniz Kaşif Kozinoğlu‘na,

Ne, bu ülkenin heykeli dikilecekler listesinin en üst sıralarına layıkken “zulüm mahkemeleri”nce yıllarca zulmühanelerde tutulan gazi Muzaffer Tekin‘e, ne gazi Abdülkerim Kırca‘ya bir gün bile “şehit” demeyip…

Değil memleketin bütün camilerinde gıyabi cenaze namazı kıldırmak, cenazelerine gidenleri fişletip…

“Aylarca tek kişilik hücrede tutuldu”, “sağlık sorunlarına rağmen tedavi ettirilmedi”, “zulüm mahkemelerinde can verdi” diye Mısır’ın devrik Cumhurbaşkanı’nı “şehit” ilan ederek, bir de 81 ilde gıyabi cenaze namazını kıldırdınız ya…

Muhatabının vicdanında zerre karşılık bulmayacağını bilsem de bir kere daha diyeceğim; ayıptır, günahtır, yazıktır!

Hak vaki olduğunda kara toprak nasıl kabul edecek sizi bağrına!

 

 

Alınt

Eski yazılar «

» Yeni yazılar