Oca 24

GERÇEK MHP’LİLER, ÜLKÜCÜLER #HAYIR DİYECEK!

GERÇEK MHP’LİLER, ÜLKÜCÜLER #HAYIR DİYECEK!

www.kenansahbaz.com

 

1-R. Erdoğan 19 Şubat 2013 tarihinde partisinin grup toplantısında  Doktor Devlet Bahçeli’ye ve MHP’lilere neler söylemiş?.. Paragraf paragraf gidelim. Hırsız yerine koymuş, şöyle demiş:

“Bu ülkenin milliyetçiyiz diye konuşan o zat’a şunu söyleyin. Milliyetçilik bu kasayı peşkeş çekenlere karşı kasayı doldurmaktır. Onlar boşalttı, biz doldurduk. 10 yılda 23.5 milyar dolar ödeme yaptık. 14 Mayıs’ta bu defteri kapacağız. “

2-PKK’nın sivil destekçileriyle aynı torbaya sokmuş:

“Bahçeli kime yutturacaksın bu milliyetçiliği, sen de öyle yapıyorsun karşındaki BDP de yapıyor. Bahçeli ve karşısındaki BDP birbirinizden beslenmeyin, bizim milliyetçilik anlayışımız sizin gibi etnik milliyetçilik anlayışı değildir.”

3-Sonra “şeytan” demiş:

“Biz Kürt milliyetçiliğini de, Laz milliyetçiliğini de, Türk milliyetçiliğini de ayağımızın altına alıyoruz. Çünkü değerler silsilesi içinde böyle ırki bir milliyetçilik yoktur. Bu şeytandandır. Hafta sonu Mardin’de kardeşlerimizle hasret giderdik. Toplu açılışlar yaptık. İlçelerde açılışlar yaptık. Mardin’den Midyat’a giderken on binlerce insanın bütünleştiğini görünce başka bir heyecanı yaşadım. Orada şunu söyledim: ‘Bizim 3 kırmızı çizgimiz vardır. Biz etnik, bölgesel ve dinsel milliyetçiliğe karşıyız. Biz Kürt, Laz, Arap ve Türk milliyetçiliğini de ayağımız altına alıyoruz. Çünkü değerler silsilesi içinde ırki milliyetçilik yoktur, bu şeytandandır.’ Bahçeli Midyat konuşmamı beğenmemiş, zaten sen beğenme diye bu konuşmayı yaptım. Bahçeli utanmadan İmralı ile işbirliği ile tutan parti olarak görüyor. Onu Kenya’dan getirip sizin iktidara bunu kimin teslim ettiği belli ve sizin verdiğiniz karar da belli.”

4-Gaz kesmemiş, “ruhsuz” ilan etmiş:

“İkinci bir ülkeye mi, üçüncü bir ülkeye mi giderler, biz her türlü güvenceyi sınırda veririz. Geçmişteki yanlışları yaşatmayız. Kayseri’de bize verilen mesaj neyse Mardin’de bize verilen mesaj aynı. Tüm acıları kanı, gözyaşını dindirmemizi istediler. Anneliğin siyaseti ideolojisi yoktur. Kayseri’deki anne kanı durdurun diyor, Kızıltepe’deki anne bize kanı durdurun diyor. Yeni süreci provoke etmek amacıyla yalana ve iftiralara başladılar. MHP memleketin en temel meselesinde ruhsuz ve hamasi konuşmalar yaparak hiç bir rol üstlenmiyor.”

5-Ruh köklerine kadar da inmiş:

“BDP milletvekilleri, Sinop’a geçiyorlar. CHP ve MHP’den oluşan gruplar orada provokasyonun içinde yer alıyor. Şimdide kalkıp iyi niyet mesajlarıyla bunlara fırsat vermeyin, şöyle yapın böyle yapın diyorlar. Beğenirsin, beğenmezsin, bu gelenler bu ülkenin seçilmiş milletvekilleri. Yapacakları toplantı yasalar içinde olduğu sürece saygı duymak zorundasın. İzlemeye mecbur değilsin. Yasalar içinde olduğu sürece saygı duyacaksın. Bunların ruh kökünde toplantılara saygıları yoktur. Saygısızlık vardır. MHP budur, kafa yapısı budur

“Ondan sonra da tabi ne Hakkari’ye ne Van’a gidebilirsiniz. Sadece Ankara’dan konuşursun. Sivas’ın ötesine geç görelim seni. Bu ülkenin hepsini kucaklamadınız. Irkçılık yaptınız, kabilecilik yaptınız. Şeytani olan anlayışa hizmet ettiniz. MHP gider ırkçılığın diliyle konuşur.”

6-“Vampir“leri “müfteri” de ilan etmiş:

 “Terörle müzakere etmeyiz. Devletin kurumlarının İmralı’daki terörist başı ile konuşması asla masaya oturmak değildir. Çözüm yolundaki imkanın değerlendirilmesidir. Kim niye masaya oturmak diye sunuyor. Nasıl bir kan davasıdır. Nasıl bir vampirliktir? Bizim terör karşısında taviz verdiğimizi iddia edenlere sesleniyorum: Hangi tavizi verdiğimizi, hangi geri adımı attığımızı açıklamayan müfteridir, namerttir

7-“Vatan hainliği” ile de işi bağlamış:

Daha neler dedi neler.”Kandan beslenenler, morg bekçileri, hayvan, vb. (K.Ş)

“Türklük Kürtlük üzerinden ırkçılık yapanlar bu toprakların değerlerine ihanet içindedir. Siyasetlerini ırkçılık üzerine kuran partiler yoğun tahriklere başladılar. Milletimin özellikle uyanık olmasını rica ediyorum. Şehitlerimizi mahcup olacak yaklaşım içinde olmayız.”

 

Dünün,  “ruhsuzları”, “şeytanları”, “vampirleri” bugünün melekleri (!) yarın ne olur?.. Zaman gösterecek!..

Ancak!..Çakma milliyetçilerin, çakma MHP’lilerin, çakma Ülkücülerin yalayıp yuttuğu bu hakaretleri biz asla ve kata unutmayacağız. Unutturmayacağız!..

 

Kaynak: Ahmet TAKAN

Oca 23

Yüzde yüz Türk Olsa Lider Türkiye!

Yüzde Yüz Türk Olsan Lider Türkiye!                                                                                                                                                                                                                                   www.kenansahbaz.com

 

Başlar fazlaca dik ukalâ gibi

Her şeyde sessizlik pekâlâ gibi

Mikrop içimizde bir bela gibi

Bıçağın sırtında gider Türkiye!

Yüzde yüz Türk olsa lider Türkiye!

 

Tüm korkular bekler en yüce dağı

Dört yanını sarmış örümcek ağı

Pek çok aydınımız fikir tutsağı

Yılan çöreğinde gider Türkiye!

Yüzde yüz Türk olsa lider Türkiye!

 

Bölmekteler yurdu hep azar, azar

Türk’e, Türk düşmanı kuyular kazar

Bu millet daha çok destanlar yazar

Türk asrında Türk’e gider Türkiye!

Yüzde yüz Türk olsa lider Türkiye!

 

Dün, bir vatan, bayrak için öldüler

Kürt, Alevi, Sünnî diye böldüler

Türk’ü öldürerek Türk’ten bildiler

Akrep kıskacında gider Türkiye’

Yüzde yüz Türk olsa lider Türkiye!

 

Eriyoruz, güngörmüş buzlar gibi

Yurda saldırırlar kuduzlar gibi

İnandık Göktürkler, Oğuzlar gibi

Bir it dalaşında gider Türkiye!

Yüzde yüz Türk olsa lider Türkiye!

 

Demokrasi rahim kanseri olmuş

Laikliğin bekâreti bozulmuş

“İnsan hakları”ndan tuzak, kurulmuş

Ateş çemberinde gider Türkiye!

Yüzde yüz Türk olsa lider Türkiye!

 

Köşe dönün diye vermedik oyu

Teslim ettik bir “çözüme” doğuyu

Gitti “orak çekiç” özgür Türk soyu

Bir kısır döngüde gider Türkiye!

Yüzde yüz Türk olsa lider Türkiye!

 

Kenan ŞAHBAZ

Oca 22

Kıbrıs’tan yiğit bir ses yükseldi

Kıbrıs’tan yiğit bir ses yükseldi                                                                                                                                                                                                                               www.kenansahbaz.com

Eski KKTC Meclis Başkanı Hakkı Atun‘a yakışır bir amcaoğlu, Van Yüzüncü Yıl Üniversite’sini kuran ve rektörlüğünü yapan Prof. Dr. Hakkı Atun’a yakışır bir evlat olan Prof. Dr. Ata Atun, “Kıbrıs’ta katil devletle ortaklık” başlıklı yazısında “Yıllardır biz Kıbrıslı Türkleri, katilimiz olan kişilerle, yani Rumlarla ortaklık kurmaya zorlamaktalar. Orta Doğu’da, aynı dili kullanan, aynı dinden olan, aynı tarihi paylaşan, aynı geçmişe sahip insanlar egemenlik uğruna, yönetim uğruna, özgürlük uğruna birbirlerini boğazlarken, bilemediğim hastalıklı beyinler, zorla biz Kıbrıslı Türklerin, yıllarca bize soykırım uygulamış, Rumlarla, ortak bir devlet kurmak için elinden geleni yapmakta…” diye yazdı.     

Atun, Rumların Türkleri canlı canlı kuyulara atıp üzerlerine sönmemiş kireç dökerek işkence ile şehit ettiklerini, Baf şehrinde Yeni Cami’nin yerle bir edilip, yerine park yapıldığını hatırlatarak şu soruları sordu:

* Cumhurbaşkanımız niçin bu katillerle “Dört Rum’a Bir Türk” oranında nüfus anlaşmasını kabul etti. İleriki yıllarda gene nüfuslarına güvenip bizlere saldırmalarına zemin hazırlamak için mi?

* Niye katillerimizin adına “dört özgürlük” denen, ada içinde serbestçe “dolaşım, yerleşim, iş kurmak ve çalışmak” önerisini kabul etti. Kontrolsüz bir şekilde KKTC topraklarına yerleşsinler ve ellerine fırsat geçince topluca bize saldırabilsinler diye mi?

* Neden Türkiye’nin garantörlük hakkının kaldırılması ile TSK’nın adadaki varlığının son bulmasının kapısını araladılar, Rumlar bizleri keserken ve katlederken, aynen 1963-1974 döneminde olduğu gibi kimseler müdahale edemesin diye mi?  

* Ben, Rum lider Anastasiadis ile KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı arasında varılan, güvenliğimizi tehlikeye atan bu ve benzeri mutabakatların hiçbirini, kim ne derse desin asla kabul etmiyorum…

Kaynak:  Arslan BULUT

 

Oca 21

PES!

PES!                                                                                                                                                                                                                                                                                   www.kenansahbaz.com

Köylünün biri, sürekli tarlasına zarar veren ve tarlayı perişan edenin ne olduğu anlamak için, bir plan yapar. Bir kuytu köşeye çekilir ve gece gündüz beklemeye karar verir. Akşam karanlığı yeni çökmüştür ki; bir hışırtı duyar ve dikkat kesilir. Bir de bakar ki kocaman bir ayı. Tarladaki ekinden koparıyor, kokluyor beğenmediklerini atıyor, beğendiklerini karnını doyuruncaya kadar yiyor. Köylü çok şaşırıyor ve emin olmak için, bir akşam daha bekliyor. Ertesi akşam yine aynı ayı, aynı şekilde geliyor ve ekinleri koparmaya başlıyor. Köylü dayanamıyor, tüfeğini doğrulttuğu gibi ayı orada vurup öldürüyor. Olay resmi makamlara intikal ediyor… Hakim duruşmada soruyor:

– Evladım! Sen av yasağı olduğunu bilmiyor musun? Bu hayvanlar koruma altında. Nasıl bu hayvanı öldürürsün? Yasalara göre; tutuklanman ve 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılman gerekiyor.

Köylü çok şaşırıp, hakime soruyor:

– Nasıl olur hakim bey bu hayvan benim bütün tarlamı mahvetti. Hatta bana da saldırdı. Ben de onu öldürdüm!

Hakim:

– Vallahi evladım! Bu kanunu ben yazmadım. Bunu meclistekilere soracaksın ben sadece uyguluyorum.

Köylü bir kez daha şaşırır ve şöyle der:

– Bu ayının da mecliste adamı varsa pes doğrusu!!!

Oca 20

Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (3)

Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (3)                                                                                                                                                                                                          www.kenansahbaz.com

Malavi deyip geçmeyelim…

Şekil a’dan da anlaşılacağı üzere dünyaya rejim ihraç eden ülkelerden!.. Biz parlamenter sistemin kötülüğünü ancak yarım yüzyıldan fazla zamanda anlayabilirken, onlar topu topu 2 yaşındaki parlamenter sistemden sıkıldılar ve 1966’da başkanlık sistemine geçtiler…

Doğaldır ki, ‘kurucu Başbakan’ bir anda ‘kurucu Başkan’ oldu… Şef Banda “Yemişim parlamentoyu” dedi ve devleti kararnamelerle yönetmeye başladı… Banda literatüre uygun bir diktatördü artık… Başkan olarak 5 yılı tamamladıktan sonra ‘halkı zahmetten kurtarmak’, ülkede seçim filan tekrarlarıyla ortaya çıkan israfı önlemek için kendisini ‘ömür boyu başkan’ ilân etti…

Tabii bunlar medeniyet ve demokrasi sahalarında görmek istediğimiz hareketler olarak tarihe geçti!.. Malavi’de demokrasi öyle gelişti öyle gelişti ki, parlamento seçimlerinde her bölgeden 5 vekil öneriliyor, Şef Banda da bunlardan birini seçip parlamentoya alıyordu… İstediği zaman da parlamentodan atıyordu…

Şef Banda tam bir çevreciydi!.. Etrafta müthiş bir mıntıka temizliği yaptı!.. Muhalefeti tamamen bitirdi!.. Parlamentonun yükü azaltıldı, Başkan’ı hiçbir şekilde sorgulayamayacak kimliğe kavuşturuldu!.. Parlamento az daha Belediye Bando Müdürlüğü’ne bağlanacaktı ama Şef’in ömrü vefa etmedi!..

 

Kaynak: Servet AVCI

Oca 19

KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR

KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR                                                                                                                                                                                                                           www.kenansahbaz.com

” Enver Paşa Atatürk’ü, Sofya’ya askeri ataşe olarak görevlendirir. Bulgaristan henüz 5 yıllık bir devlettir. Atatürk İstanbul’dan gittiği için üzgündür. Genel olarak diplomatik erkanın kahvaltı ettiği bir pastane vardır Sofya’da.
Bir sabah bir köylü girer pastaneye. O gün Atatürk de orada kahvaltısını etmektedir. Köylü bohçası vardır yanında, bir masanın yanına oturur. Bir garson gelir, köylü süt ve kek ister. Garson ise köylünün pastaneden ayrılmasını ister. Köylü itiraz eder. Birkaç garson daha gelip köylünün dışarı çıkmasını tekrarlarlar Köylü bu davranışa öfkelenir ve bağırmaya başlar. ” Senin sattığın sütü ben üretiyorum, senin sattığın pastanın, böreğin, çöreğin ununu ben üretiyorum. Peynirini, yoğurdunu ben üretiyorum. Pastana koyduğun meyveyi ben üretiyorum ve sen benim ürettiklerimi bana vermiyorsun öyle mi? Hayır çıkmıyorum ve kahvaltımı burada yapacağım” der.
Herkes suspus olur. Köylünün istedikleri masasına gelir, kahvaltısını yapar ve masaya bir miktar parayı fırlatarak çıkar ve gider.
Atatürk bütün bu olanları dikkatle izler. Küçük not defterine şu notu yazar. “Bir gün Türk köylüsü de bu köylü gibi cesurca hakkını ararsa millet olduk demektir “der ve şu önemli sözleri o notun altına yazar. “ KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR”.

Oca 18

“TÜRK TOPRAKLARINDA DALGALANAN YUNAN BAYRAĞINA SEYİRCİ KALMAYIN”

“TÜRK TOPRAKLARINDA DALGALANAN YUNAN BAYRAĞINA SEYİRCİ KALMAYIN”                                                                                                                          www.kenansahbaz.com  

Ümit Yalım’ın AKP, CHP ve MHP mebuslarına belgeleriyle yolladığı mektubun içeriği!..

Yalım mektubunda diyor ki; “Genelkurmay Başkanlığı’nda, 2009 yılının başında yapılan toplantıda bir diplomat tarafından, adaların AKP hükümetinin bilgisi dahilinde işgal edildiği itiraf edilmiştir.” Yalım’a sordum “kim bu diplomat” diye. İsim vermedi ancak şunları söyledi;

“Dönemin Genelkurmay karargahında görevli, şu anda AKP Milletvekili emekli Tümgeneral Şirin Ünal’a sorsunlar o biliyor. O söylesin.”

 

Yunan askerleri vatan topraklarında

Misâk-ı Millî ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı 2004 yılından beri tam 13 yıldır Yunan işgali altında. Vatan topraklarında Yunan bayrağı dalgalanıyor, vatan topraklarında Yunan askerleri elini kolunu sallayarak dolaşıyor.

Tayyip Erdoğan, kendi döneminde Yunanistan’a alenen verilen 18 Ada ve 1 Kayalığın sorumluluğunu Lozan’a yüklemeye çalışıyor. Ancak Erdoğan akıntıya karşı kürek çekiyor. Lozan Antlaşması’nın 15. Maddesine ek olarak konulan 2 no.lu haritada, İtalya’ya verilen toplam 14 adanın isimlerinin altı kırmızı çizgi ile çizilmiştir. Erdoğan, Lozan Antlaşmasında verilmeyen ve haritada altı kırmızı çizgi ile çizilmeyen 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığını 2004 yılında alenen Yunanistan’a vermiştir. Ayrıca Genelkurmay Başkanlığı’nda, 2009 yılının başında yapılan toplantıda bir diplomat tarafından, adaların AKP hükümetinin bilgisi dahilinde işgal edildiği itiraf edilmiştir.

TBMM’deki bütçe görüşmeleri sırasında gündeme gelen, “18 adanın 1947 Paris Antlaşması ile verildiği” iddiası da gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na katılmadığı için Paris Konferansı’na davet edilmemiştir. Ayrıca, Türkiye 1947 Paris Antlaşması’na da taraf değildir. Paris Antlaşması’na taraf olan Amerika tarafından 1957 yılında çizilen haritada da Erdoğan döneminde işgal edilen adaların 12 ada deniz sınırlarının dışında ve Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğu açıkça gösterilmiştir.

 

Sevr Antlaşması’na nasıl döndük?

Erdoğan ve AKP Hükümetleri yönetimindeki Türkiye Cumhuriyeti, Ege Denizi’nde, Lozan Antlaşması’ndan Sevr Antlaşması şartlarına keskin bir dönüş yaptı. İşte somut örnekler;

* Lozan Antlaşması’nda verilmeyen 18 Türk Adası ve 1 Türk Kayalığı Yunan askerine teslim edildi.

* Devletin birliği ve tekliği ortadan kalktı, otorite Yunanistan ile paylaşılarak, Türkiye’nin batısında ikili devlet düzenine geçildi. İzmir, Aydın ve Muğla illerimiz birisi Türk diğeri Yunan olmak üzere ikişer vali ve ikişer belediye başkanı tarafından yönetiliyor.

* Türk topraklarında birisi Türk diğeri Yunan olmak üzere iki Başkomutan bulunuyor.

* Yunanistan, Ege Denizi’ndeki adalarımızda vergi topluyor.

* Yunanistan, Ege Denizi Türk karasularında tekne ile dolaşan vatandaşlarımızı öldürüyor, tutukluyor ve yargılıyor. Erdoğan ve AKP Hükümetleri Yunanistan’a müzik notası bile veremiyor.

* Yunan Kara Kuvvetleri Türk topraklarında tatbikat yapıyor.

* Yunan Deniz Kuvvetleri Türk karasularında tatbikat yapıyor.

* Yunan Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri uçak ve helikopterleri Türk hava sahasında uçuyor.

* Yunan Cumhurbaşkanı, Savunma Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları ile Yunan askerleri ve Yunan vatandaşları, Ege’de işgal edilen Türk adalarına elini kolunu sallayarak ve pasaportsuz giriş ve çıkış yapıyor.

* Türk vatandaşları ise Ege’de işgal edilen Türk adalarına pasaportla giriş yapıyor.

* Başbakan Binali Yıldırım, İzmir Koyun Adası’na Yunan polisi ve gümrük kontrolünden geçtikten sonra pasaportla giriş yaptı. Binali Yıldırım’ın, Yunan bayrağı ve pasaportla girdiği İzmir Koyun Adası’na, Yunan Savunma Bakanı ve Komuta kademesi, elini kolunu sallayarak ve pasaportsuz girdi.

* Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, Aydın Marathi Adası’na pasaportla giriş yaptı.

Türk topraklarında dalgalanan Yunan bayrağına ve elini kolunu sallayarak dolaşan Yunan askerlerine seyirci kalmayın!.. Vatan toprağı namustur. Bu ülkenin ekmeğini yiyen ve suyunu içen her Türk vatandaşı, vatan toprağına yani namusumuza, demokrasi ve hukuk kuralları içinde sahip çıkmalıdır!..”

Sayın vekiller!..

“Danışmanım yanlışlıkla silmiş. Mektubu görmemiştim” bahaneniz de artık ortadan kalktı!..

Aha bu köşede nal gibi duruyor!..

Hatırlatıcı not; Sevr Antlaşması’nı imzalayanlar ve Saltanat Şûrasında antlaşma hakkında olumlu oy kullananlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 19 Ağustos 1920‘de vatan haini ilan edildi.

 

Kaynak: Ahmet TAKAN

Oca 17

Bayrak Şairi Arif Nihat Asya’dan Altın Sözler

Bayrak Şairi Arif Nihat Asya’dan Altın Sözler                                                                                                                                                                                           www.kenansahbaz.com 

*KaIemini bir siIah gibi değiI, bir kaşık gibi tut yoksa aç kaIırsın.

*İçimizden biri köprü oImaya razı oImazsa, kıyamete kadar bu suyun kıyıIarını bekIeriz.

*Bir kuşa yeten yuva iki kuşa da yeter.

*Düşünüyorum, o haIde varım.” demiş descartes ama Arif Nihat Asya ise “hayır, *DüşünüIüyorum, o haIde varım.” demiştir.

*Kökü, tad, sıcak. Sende her aradığım vardı.  Seni soğuk buIanIar, ısıtamayanIardı.

*GözIer kaIbin aynasıdır. Ama sen yine de gözüne kaIbini sorma.

*BiIIur en güzeI kahkahasını kırıIırken attı.

 *Bütün duaIarımızda uzun yaşamak isteği var. Eni oImazsa bir ömrün, boyu oImuş ne çıkar.

*O da bir gazi oImak istedi. Fakat ona anIatmak gerekti ki, şehid oImayı göze aImıyan gazi oIamaz.

*Duvarda bir gedik açmaya bir taşın eskimesi yeter.

*Bu kitabın kaç dakikada okunduğunu bırak, kaç senede yazıIdığını düşün.

*KuIun oIarak doğmasaydım, kendiIiğimden geIir fahri kuIun oIurdum AIIah’ ım. Bir saçı okşamaz, bir aInı serinIetmez, bir yeIkeni şişirmez, bir eteği havaIandırmazsın. NeyIeyim senin gibi rüzgarı.

*Işığı önüne aI, yürü! GöIgen arkadan ister geIsin, ister geImesin.

 

*İnanmak;  basamakIarını çıkamadığı yere kanatIarınIa tırmanmak.

Oca 16

Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (2)

Başkanlık ve parlamenter sisteme veda (2)                                                                                                                                                                                                      www.kenansahbaz.com

 “Gana bize uymaz” diyenlere Zimbabve verebiliriz!.. Ülkeyi 1980’den 1987’ye kadar Başbakan olarak yöneten Mugabe Reis’i Başbakanlık kesmedi!.. Ülkede anayasa değiştirildi ve başkanlık sistemine geçildi…

Parlamenter sistemin verdiği güçten memnun olmayan, ‘daha fazla, en fazla, daima fazla’ güç isteyen Mugabe Reis ‘zayıf parlamento’lu sistemde Başkan oldu… Bugün 92 yaşında olan, genç ve istikbal vaat eden Mugabe Reis hâlâ Zimbabve Devlet Başkanı!.. İstikrar dediğiniz de budur zaten!..

 

Kaynak:  Servet AVCI

Oca 15

Uyan TÜRKİYE!

Uyan TÜRKİYE!                                                                                                                                                                                                                                                                                    www.kenansahbaz.com

 

Benliğinden almak isterler seni

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

Uçuruma salmak isterler seni

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

 

Müslüman şehrinde kilise niye?

Çanlara koşan var uygarlık diye(!)

Hainlik, soysuzluk şimdi hediye

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

 

Her an lağım olup akmadılar mı?

Boyunlara haç’ı takmadılar mı?

Bazen bayrağını yakmadılar mı?

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

 

Yüzsüzlükler çeşit çeşit insanda

Kurtuluşu ara millî mekânda

Titreyiver, kendine dön bir anda

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

 

Sen kendi kozanı gel de ör artık

Gözünden perdeyi sil de gör artık

Badem gözlüler de şimdi kör artık

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

 

Gözbebeğimizde sönmeyen bir fer

Vatanı koruyan eşsiz bir nefer

İyi düşün hata yapma bu sefer

Bu derin uykudan uyan TÜRKİYE!

 

Kenan ŞAHBAZ

Eski yazılar «