Tem 16

”Aşil topuğu”

”Aşil topuğu”

Mitolojiye göre Aşil, Truva Savaşındaki Greklerin büyük savaşçısıdır. Annesi bu savaşçıyı kutsal Nehir’de yıkayarak, kutsamış ancak bu kutsayış sırasında ellerinin suya değmemesi gerektiği için bebeğini suya topuğundan tutarak sokabilmiştir. Rivayete göre ne ok, ne de kılıç işlermiş Aşil’e.. Bu derece ölümsüzlükle kutsanmış olan Aşil’in ölümlü olduğu tek noktası ise Nehir’de annesinin elleri ile tuttuğu ve ıslanamayan topuğu olmuş..

Herkesin, her olayın ”nehirde ıslanamayan” bir yeri mutlaka vardır. Köşe adım bu neden ile ”Aşil topuğu” dur. Aşil’in o yüzden topuğundan vurulduğu söylenir.

Tem 15

KÖR VE SAĞIR NUMARASI AKP’Yİ KURTARIR MI?

KÖR VE SAĞIR NUMARASI AKP’Yİ KURTARIR MI?

 

Sınırlarımızda ateşle oynayan Yunanistan’ın küstahlıkta sınır tanımayan Savunma Bakanı Kammenos adalara ve Türkiye sınırına toplam 7 bin askerin gönderildiğini söylemekle yetinmedi. Belgelerde Ahikerya, Lozan Antlaşması’nda İkarya olarak adı geçen burnumuzun dibindeki adada, Kammenos, ağzından salyalar akıtırken namluların Türkiye çevrildiği gerçek mermilerle büyük bir tatbikat yapıldı…

Kuşadası sakinlerinin kulakla duyabileceği mesafede gerçekleşen askeri tatbikatta namluları Türkiye’ye çevrili toplardan yoğun atışlar yapıldı. Türkiye’de hükümet yetkilileri, küstah Yunan Bakan’a cılız bir şekilde “akıllı ol” tepkisi vermekle yetinirken, tatbikatı görmemezlikten, top atışlarını da duymamazlıktan geldi!.. Yunanistan’ın adada alay seviyesinde askeri birliği de var… Ahikerya Adası’ndaki tatbikata Kammenos ile birlikte önemli sayıda üst düzey Yunan askeri yetkililerin katılması da dikkat çekti. Yunan Savunma Bakanı Kammenos, Kara Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Stefanis ve ASDEN Adalar Komutanı Korgeneral Manolakosile birlikte Sisam Adası’nın batısında bulunan Ahikerya Adası’nda, 4 Nisan Çarşamba günü icra edilen askeri  tatbikatla ilgili haber, resim ve video görüntüleri Yunan Savunma Bakanlığı’nın resmi internet sitesinden tüm dünyaya yayınlandı. Türkiye’den ise “eyt”, “üyt” eden çıkmadı!..

Yunanistan’ın Lozan Antlaşması’nı ihlal ederek Türkiye’ye meydan okumaya cesaret edebildiği bu küstahlığını fotoğraflı belgeleriyle izah etmeye çalışalım;

Tatbikatta gerçek mermilerle atış yapıldı, sis bombaları da kullanıldı.

Tatbikatta 105 mm.lik çekili obüslerle atış yapılması dikkat çekti.

 Yunan Savunma Bakanı Kammenos, tatbikat bitiminde askerleri tebrik etti ve tatbikata katılan askerler ile birlikte toplu fotoğraf çektirdi.

Yunan işgali altında bulunan 18 Türk adası ve 1 Türk kayalığında hâlihazırda 5 binden fazla Yunan askeri bulunduğuna dikkat çeken Millî Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, “önümüzdeki günlerde Ege adalarına yapılacak takviye ile bu sayının 6 bini aşması bekleniyor” dedi.

Ümit Yalım, “Ahikerya Adası, Lozan Antlaşması’nın 12 ve 13’üncü maddelerine göre gayriaskeri statüde. Yunanistan açık bir şekilde Lozan Antlaşması’nı ihlal etti. Yunanistan başta Ahikerya Adası olmak üzere Kuzey Ege adalarının üzerindeki kullanma hakkını kaybetti. Yunanistan gayriaskeri statüdeki Ahikerya Adası’nda icra ettiği askeri tatbikatta gümbür gümbür topçu atışı yaparken, Lozan Antlaşması’nı ihlal ederken AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Binali Yıldırım, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Savunma Bakanı Nurettin Canikli olanı biteni turist gibi seyretti. Yunanistan’a müzik notası bile verilmedi” diye konuştu.

 

 

Alıntı

Tem 14

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Alçak yerde, tepecik kendini dağ sanır…” Şinasi

* “Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete…” Nasreddin Hoca

* “Size yapılan en ufak yardımı sakın unutmayın. Yaptığınız en büyük yardımı ise hiçbir zaman hatırlamayın.” Chiljon

* ”Entelektüeller atom silahlarını mükemmelleştirmek için ve atomun parçalanması için uğraş veren kimseler değildir. Bu kişilere bilim adamı denir. Fakat, bu silahların toplum üzerindeki yıkıcı gücünü tartışan kişiler entelektüeldir. Somut araçlara eleştirel olarak yaklaşır, kimse tarafından görevlendirilmemiştir ve bu nedenle toplumda yalnızdır” J.Paul Sartre

* “Tüm büyük hataların altında, gurur yatar.” John Ruskın

* “Gerçekliği, pek az insan hayal edebilir.” Goethe

* “Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.” Mustafa Kemal Atatürk

* “Dünyanın en tehlikeli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir…” Goethe

* “Ruhu öldürmek, cismi öldürmekten daha büyük cinayettir.” Gerhart Hauptmann

Tem 13

22 ülkeden Çin’e Doğu Türkistan tepkisi;

 22 ülkeden Çin’e Doğu Türkistan tepkisi; kitlesel gözaltıları derhal durdur, Uygurları serbest bırak

Çoğunluğunu Batılı ülkelerinin oluşturduğu onlarca ülke, Çin yönetimine ortak bir mektup göndererek Doğu Türkistan’daki toplama kamplarında zorla tutulan Uygurların derhal serbest bırakılması için çağrı yaptı.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nda yazılan mektup, bir ilk olma özelliği taşıyor.

Batılı diplomatlar aralarında Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, Japonya, İngiltere, Fransa, Almanya, İsveç, Letonya, Litvanya, Estonya, Danimarka, Norveç, Kuzey İrlanda, Hollanda, İzlanda, Lüksemburg, İspanya, Avusturya, İrlanda, Belçika ve İsviçre’nin de bulunduğu toplam 22 ülke büyükelçisi tarafından imzalanan 8 Temmuz tarihli mektubun Doğu Türkistan ile ilgili ortak ve net bir tutum olduğunu belirtti.

Mektubu değerlendiren Avrupalı bir büyükelçi, “Bu resmi bir adım çünkü BM İnsan Hakları Konseyi’nin resmi bir belgesi olarak yayınlanacak.” değerlendirmesinde bulundu.

“Devasa toplama kampları ve yasa dışı gözaltılardan derin endişe duyuyoruz”

Mektupta devasa toplama kamplarındaki yasa dışı gözaltılardan ve diğer azınlıkların yanı sıra özellikle de Uygurları hedef alan yaygın izleme, gözetleme ve kısıtlamalardan derin endişe duyulduğu dile getirildi.

22 ülkenin ortak mektubunda şu ifadeler yer aldı:

“Çin’i, yasalara uymaya, uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye, Sincan (Doğu Türkistan) ve Çin genelinde din ve inanç özgürlükleri de dahil olmak üzere insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı göstermeye çağırıyoruz.

Çin’i, Sincan’da (Doğu Türkistan) Uygur Türkleri ve diğer Müslüman topluluklara mensup azınlıkları keyfi gözaltılardan, serbest dolaşım haklarını ellerinden almaktan uzak durmaya davet ediyoruz”

Ayrıca Çin’e gönderilen mektupta imzası bulunan 22 devlet, Pekin yönetiminden, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet’nin de aralarında bulunacağı uluslararası bağımsız uzmanlar heyetine Doğu Türkistan’a “tam erişim” izni vermesini istedi.

ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler, Çin’in kendi planladığı Doğu Türkistan ziyaretlerinin ‘propaganda ve göz boyama’ amaçlı ‘tiyatrodan ibaret’ olduğunu belirtiyor.

Toplama kampları

Çin’in dünyaya eğitim merkezi olarak lanse ettiği toplama kamplarında ABD Dışişleri Bakanlığı verilerine göre 3 milyon civarında Uygur Türkü zorla tutuluyor.

Diasporadaki Uygurlar, asimilasyon ve kültürel soykırım olarak tanımladıkları toplama kamplarına götürülen kişilerin çocuklarının ellerinden alındığını ve bir daha göremediklerini belirtiyor.

Binlerce Uygur çocuk, ailelerinden koparılmış durumda.

Toplama kamplarına götürülenlerin büyük bir kısmından bir daha haber alınamıyo

Tem 12

KULAKLAR MI SAĞIR VİCDANLAR MI KÖR?

KULAKLAR MI SAĞIR VİCDANLAR MI KÖR?

Her an kurşunlanır çok can, çok hane
Gaye, parçalamak terör bahane 
Vatan da, bayrak da yalnız bir tane
Gören gözler, susan diller mi nankör?
Kulaklar mı sağır, vicdanlar mı kör?

* * *
Hürriyet idraki girer mi kına?
Bir kıvılcım düşer asil kanına
Bu cihan dar gelir Türk’ün şanına
Gören gözler, susan diller mi nankör?
Kulaklar mı sağır, vicdanlar mı kör?

* * *
Garbın papazları asrın cinleri
Birbirine düşman eder dinleri
Diyalogla” besler tüm hainleri
Gören gözler, susan diller mi nankör?
Kulaklar mı sağır, vicdanlar mı kör?

* * *
Ülkede sürerken bu kör dövüşler
CİA ve MOSSAD adamı fişler
Bush’la, Obama’yla gitmez bu işler
Gören gözler, susan diller mi nankör?
Kulaklar mı sağır, vicdanlar mı kör?

* * *
Bilgine, bilene kurşun sıkan var
Faşist” deyip hem de bir kulp takan var
Beslediğin “itten” bayrak yakan var
Gören gözler, susan diller mi nankör?
Kulaklar mı sağır, vicdanlar mı kör?

* * *
Yok, olmuş tarihte hakanlar, hanlar
Bin yıldır toprağa dökülür kanlar
Bir hilal uğruna şehit bu canlar
Gören gözler, susan diller mi nankör?
Kulaklar mı sağır, vicdanlar mı kör?

* * *
Türklük aşkı ile bakmalı bence,
Kafalarda şimşek çakmalı bence,
Yüreklerde ateş yakmalı bence,
Gören gözler, susan diller mi nankör?
Kulaklar mı sağır, vicdanlar mı kör?

* * *
Akıllar, fikirler, insanlar şaştı
Türklüğe hakaret haddini aştı
Türk milletindeyse sabırlar taştı
Gören gözler, susan diller mi nankör?
Kulaklar mı sağır, vicdanlar mı kör?

* * *
Vatandan, bayraktan bıkmak isterler
Yurdun boğazını sıkmak isterler
Türk’ün devletini yıkmak isterler
Gören gözler, susan diller mi nankör?
Kulaklar mı sağır, vicdanlar mı kör?

* * *

Kenan ŞAHBAZ

Tem 11

TÜRK MİLLETİNİ ÇÖKERTME PROJESİ

TÜRK MİLLETİNİ ÇÖKERTME PROJESİ

Büyük Atatürk, sanki bugünü de görmüştü:
‘İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvelâ onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silâhlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar. Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecâvüz ve taarruza başladılar. Askerlik izzeti nefsini yok etmeye gayret ettiler.
Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler. Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla, milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak plânını tâkip ettiler ve ediyorlar. Herhalde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu.
Orduyu imhâ etmek için mutlaka subayları mahvetmek, aşağılamak lazımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta, engeller ve müşkülat kalmaz.’
***
Yine 12 Haziran 2012 tarihli Yeniçağ’da, Salim Yavaşoğlu imzalı ve ‘AKP ile anlaşarak TSK’yı kafesledik’ başlıklı haberde CIA ajanı Henry Barkey’in, 1 Mart tezkeresinin reddinden sonra ABD’de verdiği konferansta, ‘AKP liderleriyle anlaşarak Türk Ordusu’nu kafeslediklerini’ anlattığı belirtiliyordu.
Haberde ‘CIA’nın Türkiye uzmanı Henri Barkey’in, 2003’te 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinden 25 gün sonra 26 Mart’ta Utah Üniversitesi’nde verdiği ‘Felaket ile Flört: Türkiye, Irak ve ABD’ adlı konferansta, AKP lideriyle anlaşarak ‘Türk Ordusu’nu çok sıkı bir kafese kapattıklarını’ söylediği ortaya çıktı. Barkey, AKP’nin, AB reformlarında ısrarlı tutumu ve ABD’nin Türkiye’ye gün vermesi için AB’ye baskı yapmasının ‘Türk Silahlı Kuvvetleri’ni kafesleme planı’nın gereği olduğunu ifade etti.’ deniliyordu.
Bu önemli detaylar alt alta konulduğu vakit 2023’e bir hazırlık yapıldığı anlaşılmaktadır. Zaten federasyon konusunun 2023’ün konusu olduğu ülkeyi yönetenler tarafından defalarca ifade edilmiştir.
Kanaatim odur ki Türkiye’nin direnç noktaları bir bir kırılarak ABD ve Batı’nın arzu ettiği bir Türkiye oluşturulmaya hızla yol almaktadır.”
Bütün bu yapılan işler, Türk Milleti’ni çökertme projesine hizmet etmek değil midir?

 

 

Alıntı

Tem 10

SPİKER

SPİKER

 Temel, dünya turuna çıkar ve yolu Grönland’a düşer. Kırk yılda bir, Karadeniz’de hamsi tutmaktan başka fırsat çıktığını düşünerek, buzu kırıp başka balık avlamaya özenir. Tam buzu kıracakken insanın içini titreten güçlü fakat boğuk bir ses duyulur; “Oğlum burada balık yok.”

Temel az öteye gidip tekrar buzu kırmayı denerken aynı ses yine gürler; “Burada balık yok dedim sana.”

Temel’in korkudan eli ayağı titrer ve seslenir:

– Tanrım, sen misin yoksa?

Ses yeniden duyulur;

-Hayır oğlum! Ben buz pateni pistinin spikeriyim.

Tem 09

Vatan haini Said Nursi okullarımızda!..

Vatan haini Said Nursi okullarımızda!..

Said Nursi denen vatan haini. Çeşitli parçalara bölünmüş Nur cemaati olarak bilinen yapının bir kolu… FETÖ güya gidiyor da yeri boş mu kalıyor?.. Hayır!.. İşte size Eğitim Bakanlığı’nın son marifetlerinden biri… Hem de belgeleriyle;
Gaziantep’te faaliyet gösteren Ümid Eğitim Kültür Sanat Sağlık Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği, İçişleri Bakanlığı’na müracaat ediyor. Bakanlık, Eğitim Bakanlığı’na yazıyor. Kabul gören talep üzerine Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü bir yazı ile Gaziantep ve Kilis’teki tüm orta öğretim kurumlarına tavsiye niteliğinde şart koşuyor. Neye?.. Peygamber efendimizin mucizeleri konulu bir kitap okuma yarışmasına. Buna bir itirazımız olabilir mi? Asla ve kata… Ancak, sinsi tezgaha dikkat!.. Yarışmanın referans noktası ve öğrencilerimizin okumaya zorlanacağı ve sınava sokulacağı kitap vatan haini Said Nursi’nin, “Mucizat-ı Ahmediye” risalesi… İçişleri Bakanlığı, derneğin müracaat yazısındaki “bu yıl Gaziantep ve Kilis’te Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınlamış olduğu Risale-i Nur Külliyesinden Mektubat adlı eserin 19 Mektup’dan (Mucizat-ı Ahmediye (A.S.M.) risalesi) yapılacaktır”ı referans alarak Eğitim Bakanlığı’na yazı ile gönderiyor. Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdür Vekili Muhammed Sadık Arslan imzasıyla da Gaziantep, Kilis Valiliklerinden yarışmanın yapılması rica ediliyor. Pası alan İki Valilik de okulları harekete geçiriyor. İşte Kilis Valiliğinin okul müdürlüklerine gönderdikleri yazıdan bir bölüm;
“İlgi yazı ekinde yer alan Gaziantep ili Şahinbey ilçesinde faaliyet gösteren Ümid Eğitim Kültür Sanat Sağlık Dayanışma ve Yardımlaşma Derneğinin 19 Şubat 14 Nisan 2018 tarihleri arasında Gaziantep ve Kilis illerindeki resmi/özel tüm ortaokul öğrencilerine yönelik gerekli şartname esasları doğrultusunda Peygamber Efendimizin mucizeleri konulu ‘1’inci Geleneksel Kitap Okuma Yarışması’ düzenlenmesi ile ilgili ilgi yazı ekte gönderilmiş olup, iş ve işlemlerin ilgi yazı ve ekleri doğrultusunda yapılması hususunda; bilgi ve gereğini rica ederim.”
Yarışma şartnamesini Yeniçağ Gazetesi Ahmet Takan’ın yazısından okuyabilirsiniz.

 

Alıntı

Tem 08

TARİHTEN BİR YAPRAK…

TARİHTEN BİR YAPRAK…

1919 yılının Aralık ayı… Erzurum ve Sivas Kongreleri toplanmış, yurdun kurtarılması için önemli kararlar ve mesafeler alınmıştır. Atatürk, Ankara yolundadır. İşte bu sırada Bayburt’un Hart Nahiyesinde (Bugünkü Aydıntepe İlçesi) Eşref adında bir şeyh kendisini “Beklenen Mehdi” ilan ederek isyan çıkarır. İsyan büyür, kendisine nasihat için gelen din büyüklerini reddeder Eşref. Gönderilen askeri birlikleri bozguna uğratır, tutsak alır, başta Binbaşı Nuri Bey olmak üzere birçok şehitler veririz. Bu şeyhin Trabzon’un bazı ilçelerinde de müritleri vardır, bu ilçelerden silah ve insan desteği gelir.
İş ciddidir. Ciddidir ya, Atatürk, Kazım Karabekir’in işi yeterince ciddiye almadığını görür (Karabekir anılarında bu iddiaları reddeder), Deli Halit Paşa’ya (o zamanki Yarbay Halit) havale eder bu işi ve Karabekir’i devreden çıkararak doğrudan onunla iletişim kurar.
Deli Halit Paşa, bu şeyhin kardeşini asker kaçağı olduğu için 1916 yılında yapılan Kop Dağı Muharebeleri sırasında vurmuştur. Kardeşi Şeyh Eşref ise, Birinci Dünya savaşı öncesinde, zararlı faaliyetleri sebebiyle Erzurum’a götürülmüş, hapse atılmıştır, fakat Erzurum düşman eline geçeceği sırada serbest bırakılmıştır. O da gelip Hart’ta melanetlerine devam etmiştir.
Halit Paşa, bakar ki elindeki kuvvetler yetersiz, şeyh daha güçlü, işi top atışlarıyla halletmek gerek. Öyle da yapar… Toplar patlar, şeyh ve bazı yakınları ölürler. Yandaşları kısa bir direniş sonrasında yakalanırlar. Elebaşları Ağrı-Doğubayazıt’a askeri mahkemeye yollanırlar orada yargılanır, başta idam olmak üzere çeşitli cezalara çarptırılırlar. 1921 yılında ise TBMM bir af yasası çıkararak, hapiste olanların serbest bırakılmasını sağlar.
Başta Atatürk’ün Büyük Nutku olmak üzere, Kazım Karabekir’in “İstiklal Harbimiz” kitabı ile Mareşal Fevzi Çakmak beyanatları ve Deli Halit Paşa’nın kitabında bu olay anlatılır. Tüm bu eser ve beyanlarda, genel yaklaşım, olayın seyri, şeyhin durumu aynı sözlerle aktarılır.
Bu gerçekler gerici çevrelerin bakışını elbette değiştirmeyecektir ama gerçek tüm belge ve kanıtlarıyla ortadadır.

 

Alıntı

Tem 07

GÖKBAYRAĞIN GÖLGESİNDE ARAP YA DA KÜRT DOĞMAK…

GÖKBAYRAĞIN GÖLGESİNDE ARAP YA DA KÜRT DOĞMAK...

Türkmeneli Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Beyatlı’dan haber; Erbil’de, vatandaşın kamu kurumlarıyla olan resmi işlerinde kullanması için hazırlanan formların milliyet hanesinde iki seçenek oluşturulmuş: Kürt ve Arap. Tarihi bir gerçeklik olarak da, kanlı canlı fiziki olarak da Erbil’de var olan Türkmenler okul kaydı mı yaptıracaklar, hastaneye yatış mı yapacaklar, karakola şikayette mi bulunacaklar; eğitim gibi, sağlık gibi, güvenlik gibi en temel haklarından yararlanmak için bile kimliklerinden vazgeçmek zorundalar; ya Arap, ya Kürt olacaklar! İtiraz mı ettiler! Paşa gönülleri bilir; okuyamayacaklar, tedavi olamayacaklar, ilaç alamayacaklar, belki ev tutamayacaklar, seyahat edemeyecekler, su, elektrik kullanamayacaklar, cenazelerini kaldıramayacaklar, doğan çocuklarını nüfusa kaydettiremeyecekler… Skandal! “1991 ve 2003 yıllarında Türkmenlere ait nüfus ve tapu kayıtlarının yakılması neyse bu da o” diyor Beyatlı. Ki az bile söylüyor; bence daha fazlası. Kayıtları yakarak Türkmenli’nin tarihini, geçmişini yok etmişlerdi, geleceğini de yok ediyorlar, yarınsızlaştırıyorlar şimdi. Düşünsenize… Gökbörü minaresinin gölgesinde doğmuş bir Türkmen çocuğu Arap yahut Kürt diye yazılacak resmiyette; ötesi var mı? Daha nasıl silinir ki bir millet yeryüzünden? “Soykırım” gibi… Beyatlı, “Türk Dışişlerinden de bir söz duymadık. Kendi soydaşlarının yok edilme planına sessiz mi kalacaklar?” diye soruyor… Sormak gerek:
“Neçirvan”a bu konuda İstanbul ziyareti sırasında iki çift laf eden oldu mu?

 

 

Alıntı:

Eski yazılar «