Nis 28

Cumhuriyet düşmanı danışmanlar!

Cumhuriyet düşmanı danışmanlar!

Aklından, deneyiminden ve birikiminden yararlanmak üzere devlete tayin edilen danışmanlar yüksek ücret karşılığında devlete biçim, millete racon kesiyor.

Cumhurbaşkanlığı’nın Başdanışmanı Adnan Tanrıverdi açık ve net olarak şöyle diyor: “Eyalet sistemi getirilmelidir… Bu sistem hem Kürtlerin ve diğer etnik grupların özerklik isteklerini kaplayacak hem de devlete bağlılık ve aidiyet duygusunu artıracak şekilde oluşturulmalıdır”.

Anayasa değişiklik çalışmaları ekibinde yer alan bir başka Başdanışman Şükrü Karatepe 23 eyalet, 5 özerk bölge ile 2 özel statülü bölge olarak eyaletle yönetilen Çin modelini Türkiye’ye örnek gösteriyor.

 

Özcan YENİÇERİ

Nis 27

Erdemli toplum.

Erdemli toplum.
 
Farabi erdemli toplum ile ilgili Medinetü-l Fazıla kitabını yazmıştır. Bu kitapta erdemli bir toplumun özelliklerini yöneticilerin özelliklerini anlatmıştır. Adaleti sağlayacak kanunların olmasını istemiştir. Adaleti engelleyenlere ceza vermek toplumun erdemli olması için bir gerekliliktir çünkü topluma karşı yapılmıştır.
Erdemli bir toplumu erdemli yöneticilerin yönetmesini istemiştir. Erdemli şehrin reisi, sıradan herhangi bir insan olamaz. Çünkü erdemli bir toplum erdemli yönetici ile mümkündür. Yöneticiler filozof veya peygamberlerin özelliğini sağlamaları gerekmektedir.
Erdemli şehrin yöneticisinin amacı; kendisine ve halkına gerçek mutluluğu vermektir. Zenginlik ve zorbalıkla yönetmek, erdemli yönetimin özelliklerinden değildir.
 
Erdemli toplumun yöneticisinde aranacak vasıfları:
1) Sağlam bir beden.
Hiç kimse karşısında dik durmayan birisini istemez. Duruşuyla karşısındakine güven vermeli.
2) Sözü anlama kudreti.
Söylediği veya duyduğu herşeyi idrak edebilmeli ve mümkün olmayan sözler vermemeli.
3) Güçlü bir hafıza.
Her zaman her yerde yanında bir ajanda taşıyamaz kimse, yada notları yanında olmayabilir. Bazı durumlarda hafızanıza ihtiyacınız olacaktır. Ve ne kadar iyi olursa yanınızda o kadar az eşya taşırsınız.
4) En küçük kanıtı değerlendirecek bir zekâ.
Yönetici, kendinden değil birçok kişiden sorumludur. En küçük fırsatı bile onlar için yararlı bir hale getirebilmelidir.
5) Düşündüklerini açıklayabilecek kıvraklıkta bir dil.
Bu sadece yönetici için değil herkes için lazımdır. Ama yöneticide ise her, düşünceye hitap edebilecek bir hitabet becerisi olması gerekmektedir.
6) Öğretmeyi ve öğrenmeyi sevmek.
İyi bir yönetici aynı zamanda iyi bir öğretmendir. İnsanlara davranışlarıyla dahi bir şey öğretebilir.
7) Yemeye, içmeye ve kadınlara düşkün olmamak.
İyi bir yöneticinin asıl amacı eğlence değildir. İlk olarak sorumlu olduğu kişilere karşı sorumlulukları yerine getirmektir. Bazen yönetici aç kalacak ama sorumlu olduğu kişileri aç bırakmayacaktır. ( Her şeyi doğru yapan bir yönetici ailesine de işine de rahatlıkla zaman ayırabilir )
8) Doğruluğu ve doğruları sevmek, yalandan nefret etmek.
Yalan ne kadar çoksa sonuçları o kadar kötü olur. Her zaman doğru olanı söyleyin ve yapın ki, daha sonradan hesap vermeyesiniz.
9) Altın ve gümüşün değil, yüceliğin peşinde koşmak.
Liderlik vasfı olan birisinin parayla pulla pek işi olmaz zaten. İşini doğru yaptığı sürece parası da pulu da olur. Para peşinde koşan yönetici ise kendini bile yönetemez.
10) Adaleti sevmek, zulümden nefret etmek.İlk olarak kendinize adil davranın.
11) Adalet isteyenlere karşı ılımlı, kötülere karşı sert bir mizaç.
Yapabileceğiniz tek ayrımcılık bu olmalı.
12) Doğruları korkmadan cesaretle hayata geçirebilecek bir azim ve irade…
Girişimci olun, korkmayın. Yükselebilmeniz için, daha iyi olabilmeniz için gereken şey cesarettir. En iyisi olmak için azimle çalışın.
13) Ve en önemlisi de bilgelik.
Olayları kavrama, durumu değerlendirme, karar verebilme, planlama, tahmin, yönetebilme, yaratıcılık ve kontrol.
 
Ayrıca Farabi; Farabi; ‘bu erdemler tek kişide bulunmazsa, bir kaçı birinde, bir kaçı da ötekinde bulunursa o iki kişi başkan olur. Eğer bu erdemler üç kişide bulunursa o üç kişi başkan olur. Bu erdemler için çok kişi gerekiyorsa o kadar kişi başkan olur’ demektedir.
Bilim bu böyle diyor.
Lider tercih eden değil tercih edilendir!

Nis 26

Emperyalizm ve Ülkücülük

Emperyalizm ve Ülkücülük

Tüm emperyalistlerin ve onların yoldaşlarının tek bir adı vardır: Amerika Birleşik Devletleri. ABD, Uluslararası Adalet Divanı tarafından Nikaragua kararıyla zaten terörist olduğu tescilli bir devlettir. 1991 yılında başlayan 2001/11 Eylül katliamından sonra hızla genişleyen yeni terör saldırıları ancak bu kararı destekler niteliktedir. Ancak bizim bunlara dur dememizin zamanı gelmiştir. Bütün bu insanlık düşmanlarının döktükleri kanda boğulmaları kesin olmakla birlikte dökülecek kanın bir damla dahi azalması için üzerimize büyük sorumluluk düşmektedir. Bir gün sizin, eşinizin, çocuklarınızın evinizin oturma salonunda, yatak odasında veya caminizde hem de bir Kadir Gecesinde, kilisenizde hem de Paskalyada, Havranızda hem de Peşahda, sevdikleriniz ruhları da bedenleri de yaralıyken kafasına bir kurşun sıkılmasını istemiyorsanız bu büyük Ülküde yerinizi almak zorundasınız.

***

Ezenin karşısında, ezilenin yanında yer alan, gerçek adı ne olursa olsun, kim olursa olsun, hangi renk, millet ya da dinden olursa olsun, tek bir isimle adlandırılır, Ülkücü! Ülkücü mazlumun koruyucusu, zalimin korkusudur. Hem yaşadığımız coğrafyada hem Latin Amerika’da hem de Uzak Doğu’da, Afrika’da kısacası dünyanın neresinde olursa olsun haksızlığın karşısında ayakta kalan ve savaşan herkes Ülkücü’dür. Bu tanım tarihin derinliklerinden süzülüp gelmiş, daha önce atalarımızın gerçekleştirdiği bugün de bizim oluşturacağımız adil ve güçlü nizamın gönül erlerinin ismi olan Türklükle başlar. Tarihte de Türk hiç bir zaman yalnızca bir ırkın tanımı olmamıştır. Hem bir kavmin hem de insanlık “Ülküsünün” adıdır. Günümüzde bu Ülkünün kendisine tehdit olduğunu düşünen derin akıl, hiç beklemediğiniz yerler de dahil olmak üzere, büyük bir saldırıya geçmiştir.

Bu bakış açısı ile Anadolu’da, Orta Doğu’da, Uzak Doğu’da, Avrupa’da, Afrika’da, Avustralya’da, Latin Amerika’da ve ABD’de yaşayan ve sömürenin yanında bulunan herkes Amerikalı ancak antiemperyalist, antikapitalist özgür insanın tarafında bulunan herkes de ülkücüdür, Türk’tür.

***

Türkler; Ön-Türklerden bu yana; katılımcı, paylaşımcı ve etik değerlere sahip kurucu-önder milletlerden olmuşlardır. Diğer önder milletlerle de hep onurlu bir ilişki kurmuşlardır. Bu ilişkiler, Çin’i, Hindistan’ı, İran’ı, Doğu-Roma’yı kısaca tüm Rum illerini, Araplar ve Yahudileri, Rusları, Macarları, Lehleri ve diğer bilinen Avrupa kültürlerini ciddi olarak etkilemiştir.

Türklük ne ırkla ne inançla tanımlanarak, dar bir kalıba sığdırılamayacak büyük bir Ülküdür. Eksiksiz Özgürlüktür.

Bugün de; kim ki zalime karşı olup, zalimdeki mazlumun hakkını alır ve gerçek sahibine verir ise, O, aynı Ülküye sahiptir.

Bu ülkünün son siyasi kalesi MHP’dir.

Ufku bu yüceliği kapsamayanlar MHP’nin içerisinde ya da dışarısında olabilirler. Bize düşen görev; kalenin burçlarını; ki bilimi, askeri bilimler ile beraber tüm insanlık mirası olan ortak hafızanın tüm ürünleridir, tahkim etmek ve Gök altındaki tüm Ülkücüleri bir araya getirebilmektir. Ey kendini mazlumun, hakkın, adaletin yanında gören Ülkücü kardeşlerim gelin ve bu insanlık idealinin bayrağını dalgalandırın. Bunu kimseden beklemeyin. Biraraya gelin ve siz yapın.

 

Kaynak: Yavuz Selim DEMİRAĞ

 

Nis 25

KUTADGU BİLİG’DEN SÖZLER

KUTADGU BİLİG’DEN SÖZLER
* Akıl senin için iyi ve yeminli bir dosttur. Bilgi senin için çok merhametli bir kardeştir.
 
* Akıl süsü dil, dil süsü sözdür. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü gözdür. İnsan sözünü dil dili ile söyler; sözü iyi olursa, yüzü parlar.
 
* Anlayış ve bilgi çok iyi şeydir; eğer bulursan, onları kullan ve uçup göğe çık.
 
* Bir insan bütün dünyaya tamamen sahip olsa bile, sonunda dünya kalır; onun kısmetine ancak iki top bez düşer.
 
* Bu dünya renkli bir gölge gibidir, onun peşine düşersen kaçar; sen kaçarsan o seni kovalar.
 
* Bu dünyanın kusuru bin, meziyeti ise birdir. İnsan bunu nasıl geçirirse, o öyle geçer.
 
* Büyüklük taslayan, kibirli ve küstah adam, tatsız ve sevimsiz olur; kibirli insanın itibari günden güne azalır.
 
* Eğer kendine candan bağlı birisini arıyorsan, sözün kısası, kendinden daha candan birini bulamazsın.
 
* Dâima iyilik yap ki, kendin de iyilik bul.
 
* Doğan ölür, ondan eser olarak söz kalır. Sözünü iyi söyle, ölümsüz olursun.
 
* Elini uzatarak gökteki yıldızları tutsan ve başın göğe değse bile, sonunda sen yine yerdesin.
 
* Ey asil insan! insanlığı elinden bırakma; insanlığa karşı daima insanlıkla muamele et.
 
* İşi adaletle yap, buna gayret et; hiç bir zaman zulüm etme; Allah’a kulluk et ve O’nun kapısına yüz sür.
 
* Ey nimet sahibi olan kimse, şükret. Şükredene Tanrı nimetini artırır.
 
* İnsan nadir değil, insanlık nadirdir. İnsan az değil, doğruluk azdır.
 
* Çok mal aç gözlüyü doyurmaz. Ecel gelince pişman olur, fakat artık işini yoluna koyamaz.

Nis 24

TBMM’nin açılışı kutlu olsun

TBMM’nin açılışı kutlu olsun

HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİNDİR!
23 Nisan’ın Türkiye’de ulusal bayram olarak kabul edilmesinin nedeni, 1920’de o gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmış olmasıdır. Milletvekillerinin belirlenişi ve Ankara’ya gelişi çok kısa bir zamanda gerçekleşmiştir. Milletvekili seçimleri Atatürk’ün Ankara’da bir meclisin toplanacağını ve neden toplanması gerektiğini açıklayan 19 Mart 1920 tarihli bildirisiyle başlamış, yine Atatürk’ün 21 Nisan’daki genelgesiyle de meclisin açılacağı tarih duyurulmuş ve milletvekillerinin Ankara’ya gelmesi istenmiştir. 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır. O günkü ilk toplantıya daha önce belirlenen 337 milletvekilinden sadece 115’i katılabilmiştir.

23 Nisan’ın Bayram olması
TBMM’nin açılışından 2000’li yıllara kadar Türkiye Cumhuriyeti’ne ait bu ulusal bayram konusunda eksik bilgilenme ve yanlış tarihlendirmeye çokça rastlanmıştır. Hatta bazı tarihçilerce böyle bir günün tarihinin genişçe araştırılmamış olması büyük bir eksiklikti. Yrd. Doç. Dr. Veysi Akın 1997’de yayımlanan bir makalesiyle bu eksikliği gidermeye çalışmıştır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın ortaya çıkışında 3 ayrı bayramın payı vardır. Çocuk Bayramı tamamen ayrı bir kavram olarak gelişirken, Ulusal Egemenlik ve 23 Nisan Bayramları baştan ayrı bayramlarken, birleşmişler; en son da onlara Çocuk Bayramı katılmıştır.

Nis 23

Yüzde Yüz Türk Olsan Lider Türkiye!

Yüzde Yüz Türk Olsan Lider Türkiye!      

                                                                                                                                                                                                                           

Başlar fazlaca dik ukalâ gibi

Her şeyde sessizlik pekâlâ gibi

Mikrop içimizde bir bela gibi

Bıçağın sırtında gider Türkiye!

Yüzde yüz Türk olsan lider Türkiye!

 

Tüm korkular bekler en yüce dağı

Dört yanını sarmış örümcek ağı

Pek çok aydınımız fikir tutsağı

Yılan çöreğinde gider Türkiye!

Yüzde yüz Türk olsan lider Türkiye!

 

Bölmekteler yurdu hep azar, azar

Türk’e, Türk düşmanı kuyular kazar

Bu millet daha çok destanlar yazar

Türk asrında Türk’e gider Türkiye!

Yüzde yüz Türk olsan lider Türkiye!

 

Dün, bir vatan, bayrak için öldüler

Kürt, Alevi, Sünnî diye böldüler

Türk’ü öldürerek Türk’ten bildiler

Akrep kıskacında gider Türkiye’

Yüzde yüz Türk olsan lider Türkiye!

 

Eriyoruz, güngörmüş buzlar gibi

Yurda saldırırlar kuduzlar gibi

İnandık Göktürkler, Oğuzlar gibi

Bir it dalaşında gider Türkiye!

Yüzde yüz Türk olsan lider Türkiye!

 

Demokrasi rahim kanseri olmuş

Laikliğin bekâreti bozulmuş

“İnsan hakları”ndan tuzak, kurulmuş

Ateş çemberinde gider Türkiye!

Yüzde yüz Türk olsan lider Türkiye!

 

Köşe dönün diye vermedik oyu

Teslim ettik bir “çözüme” doğuyu

Gitti “orak çekiç” özgür Türk soyu

Bir kısır döngüde gider Türkiye!

Yüzde yüz Türk olsan lider Türkiye!

Kenan ŞAHBAZ

Nis 22

Duvara toslayan AKP!

Duvara toslayan AKP!

Kısacası, bütün taraflar, referandumda verilecek olan oyların, sadece bugün yaşayan halkın değil, Türk Milleti’nin geleceğini etkileyeceği noktasında aynı fikirde!

O halde, herkesin, bu referandumla Türkiye’nin nereye gideceğini düşünmesi gerekir.

AKP milletvekili Ravza Kavakçı Kan, “Ben yüksek oranda kabul göreceğine inanıyorum ancak aksi takdirde ne olur? Bu sistem olduğu şekilde bir sonraki duvara toslayana kadar devam eder” dedi.

Gerçekte neler olup bittiğini bu cümledeki “duvara toslamak” kavramı ifade ediyor.

Duvara toslayan, mevcut sistem midir yoksa AKP’nn 15 yıldır uyguladığı politikalar mı?

Meselâ iktidar, neden Türkiye’nin bütün mal varlığını “Varlık Fonu”na kaydırarak, bunları ipotek ettirmenin derdine düştü! Sistem tıkandığı için mi yoksa AKP’nin AB baskısıyla üretmeyen çiftçiye para veren ekonomi politikası duvara tosladığı için mi?

Yine, Arap Baharı’nı İstanbul’da tezgâhlayan, kalkışma yapacak gruplara Amerika’dan gönderilen paraları dağıtan AKP iktidarı, sonuç olarak Mısır’da, Libya’da ve Suriye’de kendi ayağına kurşun sıkmış olmadı mı?

***

Bir ülkede millî birlik ve beraberlik, Anayasa’nın temel ilkelerini, yani devletin kuruluş felsefesini korumakla mümkündür. AKP, geldiği günden beri devletin kuruluş felsefesini değiştirmeye çalışmıyor mu zaten. Bu bakımdan duvara toslayan kendisi değil midir?

Terör örgütü ile masaya oturan, bu arada Güneydoğu’daki kalkışma hazırlığına müdahale edilmemesi için emirler veren AKP iktidarı, hendekler kazıldığında duvara toslamış olmadı mı?

Fetullah Gülen Örgütü ile koalisyon halinde iktidar olan ve devletin bütün kurumlarını cemaate teslim eden, cemaatle birlikte Türk ordusuna kumpas kuran AKP, 15 Temmuz’da duvara toslamış olmadı mı?

Nis 21

10 Çocuk

10 Çocuk

Kadının biri 10 tane olan çocuklarını ana sınıfına yazdırmak için başvurmuş ve okulun müdürü kayıt yapması için kadından çocukların isimlerini istemiş.

Kadında Ahmet demiş. Müdür bey şaşırarak:

– Nasıl Ahmet yani hepsinin ismide ahmet mi_?

Kadın gayet emin bir şekilde:
– Evet

Müdür:
-Peki hanımefendi zor olmuyor mu karıştırmıyor musunuz_?

Kadın:
– Yo bilhakis kolay oluyor Ahmet yemeğe diyorum hepsi birden geliyor, Ahmet çıkıyoruz diyorum hepsi birden hazırlanıyorlar.

Müdür şaşkınlıkla dinlemekte ve kadına:
– Peki bayan özel iş vermen gerekiyor ise ne yapıyorsun?

Kadın:
– O ZAMAN SOY İSİMLERİ İLE ÇAĞIRIYORUM!

Nis 20

Dünyada Parlamenter Sistem mi Başkanlık Rejimi mi?

Dünyadaki  Parlamenter Sistem mi Başkanlık Rejimi mi?

Dünyanın refah düzeyi en yüksek 50 ülkesinden 32’si yani bu ülkelerin yüzde 64’ü parlamenter sistem ile idare ediliyor. Bu 50 ülke içinde yalnızca 9’u yüzde 18’i başkanlık rejimi ile idare ediliyor.
*******************************
Refah Düzeyi Sıralamasında En İyi İlk 50’ye
Giren Ülkelerde Yönetim Sistemi
—————————————————————————-
Yüzde
———–
Parlamenter 64
Başkanlık 18
Yarı Başkanlık 8
Diğer 10

Kaynak: Global, Politika ve Strateji Başkanlık Sistemi ve Türkiye Ekonomisi
********************************************
Aşağıdaki ikinci tabloda, dünyanın en geri kalmış ve yoksul olan 10 ülkesi yer alıyor. Bu on ülke içinde parlamenter sistemle idare edilen tek bir ülke bile yok. Bu on ülkenin dokuzu başkanlık rejimi, birisi ise yarı başkanlık sistemi ile idare ediliyor.
***********
Ekonomik Gelişme Düzeyine Göre Dünyada
En Geri 10 Ülkede Yönetim Sistemi
————————————————————————–
Sayı
———-
Başkanlık 9
Yarı Başkanlık 1
Parlamenter 0

Kaynak: Global, Politika ve Strateji Başkanlık Sistemi ve Türkiye Ekonomisi

Esfender KORKMAZ

Nis 19

Barış Manço’dan Fransızlara Para ile ders

Barış Manço’dan Fransızlara Para ile ders

Barış Manço Fransa’da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur. Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir. Sürekli, ” İşte Türk, yani barbar, vahşi vs… ” demektedir… Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere
” Yanınızda kâğıt para var mı? ” diye sorar!
Bu soruya spiker şaşırır ve
” Evet var ama n’olacak ” der.
Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâğıt paraları çıkartır.
Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında “Anahtar” adlı şarkısını söylemiştir. Bu şarkının bir bölümü şöyledir:
” Beş Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, beş Fatih-bir Mevlana, İki Mevlana-bir Sinan” (Barış Manço / Anahtar şarkısı / Darısı Başınıza Albümü / 1992).
Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçen kişiler o dönemdeki Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir…
Barış Manço spikere sorar:
” Bu paranızda fotoğrafı olan kişi kim? ”
Spiker: “General .”
Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kişileri de sorar, spikerin verdiği cevaplar hep aynıdır,
“General, Amiral, “Komutan” Spikerin bu “falanca
General, falanca Amiral, falanca Komutan” cevabından sonra, bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır…
Barış Manço der ki:
Bu parada fotoğrafı olan kişi Mehmet Akif Ersoy’dur. Şairdir…
Bu fotoğraftaki kişi Mevlana’dır. Düşünürdür…
Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet’dir. Adaletin sembolüdür…
Bu paradaki kişi ise Atatürk’tür. “Yurtta barış, dünyada barış” diyen kişidir. Bizim paralarımız bunlar. Biz Türkler ince ruhlu,
kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına
şairlerimizin, düşünürlerimizin, bilim adamalarımızın fotoğraflarını bastık…
Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş Adamlarının
fotoğraflarını basmışsınız!” der…
Barış Manço’nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri Canlı yayını keserler ve spikeri yayından alırlar, başka bir spiker yerine gelir ve canlı yayın yeniden başlar, yeni spiker Barış Manço’dan ve Türklerden özür diler…

Eski yazılar «