Eki 21

GAZAN MÜBAREK OLSUN ŞANLI TÜRK ORDUSU!

GAZAN MÜBAREK OLSUN ŞANLI TÜRK ORDUSU!

Hudson Enstitüsü Uzmanı Michael Doran ise Washington Post’ta yayınlanan makalesinde “Trump, YPG’ye ihanet etmiyor; Amerikan dış politikasına yeniden denge getirmeye çalışıyor. Amerika, YPG’yi eğitti, donattı ve fonladı. Ona, bölgedeki tüm hasımlarını yenmesini sağlayan hava bombardımanı da dahil güçlü bir askeri destek verdik. Bu yardım sayesinde, grubun gücü, etkisi ve bölgesel etki alanı, hayallerinin ötesine ulaştı. Bu durumun ABD’nin en yakın müttefiklerinden Türkiye’yi uzaklaştırma gibi bir maliyeti oldu. Ankara’nın Obama yönetimine ‘YPG/PKK ile ittifak kurmayın’ uyarılarına rağmen, Obama’nın İran ile stratejik bir anlaşmaya varma çabasının doğrudan bir sonucu olarak bu ilişki kuruldu.” diyerek, sorumluluğu Obama yönetimine attı.

Oysa YPG, Trump yönetimi sırasında bugünkü duruma getirildi. ABD, bir terör örgütünü devlet haline getirmeye çalışıyor ve Türkiye’nin batağa saplanması için ne gerekirse yapıyor! Zaten IŞİD de bir Amerikan istihbarat organizasyonudur.

***

Bölgeden gelen tek olumlu haber ise Suriye Aşiretler ve Kabileler Meclisi’nin, Türkiye sınırındaki Azez ilçesinin Siccu köyünde toplanarak ABD’nin Suriye’deki terörist gruplara desteğine son vermesi çağrısında bulunması ve Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki teröristlere yönelik operasyonuna destek vereceklerini açıklamasıdır.

Türkiye, Amerikan oyunlarını bozacak güce sahiptir. Yeter ki Türkiye’yi yönetenler, Türk aklıyla hareket edebilsin. Bu şartlarda harekât başladı.

Gazan mübarek olsun ey şanlı Türk askeri…

 

Alıntı A.Bulut

 

Eki 20

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TEN ALTIN SÖZLER

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’TEN ALTIN SÖZLER

 

Mustafa Kemal Atatürk’tenTürk Ordusu’na Bildiri

* “ Kurtuluş için yaptığımız bu savaştan çok daha evvel sizi başka muharebe mey­danlarında da tanımış idim.”

* “Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha te­miz, daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir.”

* “Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir.”

* “Kanaatinle, imanınla, itaatinle, hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi pek kalbinle düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için minnet

ve şükranımı söylemeyi nefsime en aziz bir borç bilirim.”

* “Sizin gibi kumandanları, subayları, neferleri olan bir milletle yad elleri altında köle olmak mümkün değildir.”

* “Bu defa Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin hakkımda yeni bir rütbe ve Gazi unvanıyla te­celli eden iltifat ve tevcihi doğrudan doğruya size

aittir.”

* “Cenabı Hak giriştiğimiz kurtuluş mücadelesinde şerefli silah arkadaşlarıma kendilerini seçkin hale getiren asaletin, civanmertliğin,

kahramanlığın hakkı olan ka­ti kurtuluşu da nasip etsin.”

* * *

* “Düşman ordusu, kızgın bir ufuk üzerinde tüten ve yanan yüzlerce köyümüzü arkasında bırakarak, ceza önünde kaçan bir cani gibi, geldiği yerlere gidiyor.”

* “Mazlum milletimizi tarihinin en tehlikeli bir zamanında yeniden ışığa ve kurtuluşa kavuşturan bu muharebede, sizin başkumandanınız

olmaktan dolayı, bir insan kalbi için mukadder olabilecek en derin saadet ve iftiharı duydum.”

* “Mecbur kalmadıkça savaş bir cinayettir”.

 

Eki 19

“BARIŞ PINARI HAREKÂTI” AKP’NİN Mİ, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN Mİ?

“BARIŞ PINARI HAREKÂTI” AKP’NİN Mİ, TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’NİN Mİ?

Milli Savunma Bakanlığı’nın resmi web sitesindeki açıklama, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları ile hazırlanan Barış Pınarı Harekât Planı…” diye başlıyor…

15 Temmuz kahpe kalkışmada akıllarda kalan en önemli soru şuydu:

“Akşamüstü darbe olur mu?”

Allah’tan olmadı, Türk milleti oldurmadı…

Barış Pınarı Harekâtı emrini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video çekimi eşliğinde verdi…

Saat: 16.00

Saatler geçti Anadolu Ajansı’ndan, “Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında ‘Barış Pınarı Harekâtı Koordinasyon üyeleri” duyuruldu. İsimleri tek tek vereyim:

* TBMM Başkanı Mustafa Şentop,

* Adalet Bakanı Abdulhamit Gül,

* Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak,

* İçişleri Bakanı Süleyman Soylu,

* Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar,

* TBMM AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı,

* TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı İsmet Yılmaz,

* Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler,

* MİT Başkanı Hakan Fidan,

* AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş,

* AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Hayati Yazıcı, Mahir Ünal,

* AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik,

* İletişim Başkanı Fahrettin Altun,

* Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın…

Değerli okurlarım,

“Tek adam rejimi” işte tam da budur…

“Parti devleti” olduğumuz tam da budur…

TBMM’nin göstermelik bir hale düşürülmesinin net fotoğrafı tam da budur…

AKP’liler, “Barış Pınarı Harekâtı Koordinasyon kurulu toplantısı” için davet ediliyor da diğer siyasi partilerin temsilcileri neden davet edilmiyor?

* “Barış Pınarı Harekâtı” AKP’nin mi yoksa Türkiye Cumhuriyeti Devletinin mi askeri harekâtıdır?

 

 

Alıntı: O. Uğuroğlu

Eki 18

CAN CANA OLALIM

CAN CANA OLALIM

 

Her zaman, her vakit nefesim olsan

Aşkla mahşere dek hevesim olsan

Gönül kubbesinde öz sesim olsan

Soy soylayıp bizde sürdürek soyu

Can cana olalım bir ömür boyu

 

Sevgi, saygı, güven beratı alıp

Huzur deryasına birlikte dalıp

Benlik duygusunu tamuya salıp

El ele, yan yana yaparak toyu

Can cana olalım bir ömür boyu

 

Yüzlerle beraber yürekler gülsün

Her nereye baksak sevgi görülsün

Bütün yüreklere o aşk sürülsün

Yola çıksın artık aşkın konvoyu

Can cana olalım bir ömür boyu

 

Kenan ŞAHBAZ

Eki 17

“BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİZ”

“BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİZ”

 

2 yıldır, “bir gece ansızın gelebiliriz” söylemine dayanarak söylemeliyim ki?

* İnsansız Hava Araçlarımız (İHA) ve Milli İstihbarat Teşkilatı ile yeterli istihbarat yapılmadan mı “Barış Pınarı” harekâtı başlatıldı?

* Sınır ötesindeki teröristlerin mevzileri 2 yıldır tek tek tespit edilmedi mi?

* Askeri harekâtın teröristler uyurken gece yarısı başlatılması gerekmez miydi?

* Böylece, Türkiye’nin sivil yerleşim bölgelerine, askeri noktalarına saldırmasını engellemek için o teröristlerin yok edilmesi gerekmez miydi?

Ne acı ki kahpe, alçak teröristler attıkları roket ve füzelerle masum sivil bölge halkına saldırıyorlar. Bunların insanlık dışı mahlûklar olduğunun en önemli delili budur.

Dünya bu insanlık suçuna tepki göstereceğine, Türkiye’nin terörle mücadele etmemesini sağlamaya çalışıyor…

Maalesef sivil ve asker şehitlerimizin sayıları artıyor, yüreğimiz yanıyor… (Dün sabah itibarı ile 17 sivil şehidimiz onlarca yaralılarımız vardı…)

1980’de, Eğirdir Dağ Komando yedek subay okulunda bizlere öğretilen ilk temel ilke şuydu:

“Önce güvenlik…”

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, genelkurmay eski başkanıdır…

Demem o ki, Barış Planı harekâtını planlayacak ve yönetecek en deneyimli isim Hulusi Akar’dır…

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a gelince;

1986 yılında astsubay olarak mezun olup 2001 yılına kadar 15 yıl Türk Silahlı Kuvvetleri’nde muhabere istihbarat astsubayı olarak görev yapan Hakan Fidan, Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül’ün istihbarat danışmanı oldu.

14 Kasım 2007 tarihinde dış politika ve uluslararası güvenlik konularından sorumlu Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı’na atandı.

17 Nisan 2009 tarihinde MİT Müsteşar Yardımcılığı’na, 25 Mayıs 2010 tarihinde Müsteşarlığa atandı.

Bu kadar deneyimli başkanı olan MİT’in istihbaratçıları, sınırımızda sivil halkımıza saldıracak terör noktalarını tespit edemez miydi?

Değerli okurlarım,

Kahraman Türk askeri yüzde yüz eminim Barış Pınarı harekâtında kahramanlıklar yaratacaklar ve başarıya ulaşacaklar bölgede huzur ve güveni sağlayacaklardır.

Allah halkımızı ve Mehmetçiğimizi korusun…

 

 

Alıntı: O. Uğuroğlu

Eki 16

YAVRU KUTUP AYISI

YAVRU KUTUP AYISI

Yavru kutup ayısı babasının yanına gelip sormuş “Baba ben gerçekten kutup ayısı mıyım?” “Elbette yavrum nereden çıkardın bunu?” “Allah Allah?!..” deyip gitmiş yavru ayı. Bu sefer annesinin yanına gitmiş ve sormuş, “Anne ben gerçekten kutup ayısı mıyım?” “Tabii evladım kutup ayısısın.” Yine “Allah Allah?!..” deyip, yeniden babasının yanına gitmiş yavru ayı. Bir daha sormuş “Yaa baba Allah aşkına doğru söyle bak beni evlatlık falan almadınız degil mi? Yani ben sizin öz oğlunuzum.” Baba dayanamamış artık “Oğlum dedim ya sana bizim oğlumuzsun diye, hem sen neden ikide bir soruyorsun ki bunu?” Yavru ayı: “Yav donuyorum baba, donuyorum...”

Eki 15

ANNELER VE EVLATLARI…

ANNELER VE EVLATLARI…

Cumhurbaşkanı ve İç İşleri Bakanı’nın destek verdiği bu anneler yarın havalar soğuyunca ne yapacak? Kumanyayı kim temin ediyor, nerede kalıyorlar? Daha ne kadar dayanabilecekler?

Önünde eylem yaptıkları HDP il binasından kamyonetlerle battaniye taşındı. Bu devletin istihbaratı, emniyeti, valisi ‘bu battaniyelerin burada ne işi var’ diye neden sormadı? Belli ki, dağa kaçırılanlar burada bekletilip uygun ortamda Kandil‘dekilere teslim ediliyordu. Her yere kamera koyan/kuran bu devlet HDP il binasını gözetleyecek bir sistemi neden kurmadı?

8 Aralık 2016’da TBMM Genel Kurulu’nda konuşan HDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken “Şu anda PKK’nın elinde 20 polis ve asker var. Bir hafta önce PKK’nın alıkoyduğu polis ve asker aileleri Meclis’e geldi. Onlarla ilgili kılınızı kıpırdatmıyorsunuz. Sadece onlar ölecek, onların cenazesi üzerinden hamaset siyaseti yapmakla toplumu kutuplaştırmaya çalışıyorsunuz. Bunlara hiçbir şekilde prim vermeyeceğiz.” demişti.

Şimdi Diyarbakır annelerine destek veren devlet büyüklerine soralım; 20 polis ve asker ailesine o zaman neden destek vermediniz? Bu polis ve askerlerin akıbeti ne oldu? Hâlâ PKK’nın elindeler mi? Sağ mı yoksa şehit midirler? Cenazeleri getirilmiş midir?

Alıntı

Eki 14

İMAM-I MÂTÜRİDÎ

İMAM-I MÂTÜRİDÎ

İmam-ı Mâtürîdi (r.a.) hazretleri , Sünni kelamın kurucusu olup, itikad mezheplerinden ve özellikle de Müslümanların yarıdan fazlasının itikad imamıdır. İşte İmam hakkında detaylı bilgi.

Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd el-Mâtürîdî es-Semerkandî (ö. 333/944)
Mâtürîdiyye mezhebinin kurucusu, müfessir ve fakih.
Nisbet edildiği Mâtürîd (Mâtürît), bugün Özbekistan Cumhuriyeti’nin sınırları içinde bulunan Semerkant’ın dış mahallesidir.

Mâtürîdî hazretleri, Abbâsîler’in merkezî otoritelerinin oldukça zayıfladığı bir dönemde siyasî bakımdan hilâfete bağlı müstakil beyliklerden Sâmânoğulları’nın Mâverâünnehir’e hâkim oldukları devirde yaşar.

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte hocası Rey Kadısı Muhammed b. Mukātil er-Râzî’nin 248 (m.862) yılında vefat ettiğine dair bilgiden hareketle III. (IX.) yüzyılın ilk yarısının ortalarında dünyaya geldiği ve ömrünün bir asra yakın olduğu tahmin edilmekte.

Yaşadığı Semerkant ve çevresinin Türkler’in çoğunlukta bulunduğu bir bölge olması göz önüne alındığında Mâtürîdî’nin Türk asıllı olduğunu söylemek gerekir.

Mâtürîdî ailesinin fertleri hakkında babası ve dedesinin (Muhammed b. Mahmûd) adından başka bir şey bilinmemektedir.

Mâtürîdî Hanefî mezhebinin dördüncü, hatta üçüncü kuşak âlimlerindendi.

Ebû Hanîfe’nin öğrencilerinden Muhammed eş-Şeybânî’nin öğrencisi Ebû Süleyman el-Cûzcânî’nin talebesi Ebû Bekir Ahmed b. İshak el-Cûzcânî, Nusayr b. Yahyâ el-Belhî ve Nîşâbur Kadısı Ebû Bekir Muhammed b. Ahmed b. Recâ el-Cûzcânî gibi hocalardan ilim tahsil etmişse de öğrenimini, henüz yirmi yaşlarında iken hocası Ebû Bekir Ahmed el-Cûzcânî ile birlikte ulemâ reisliğini deruhte eden ve Dârü’l-Cûzcâniyye’de ders veren Ebû Nasr el-İyâzî’den tamamlamış…

Eğitim hayatı, seyahatleri ve hacca gidip gitmediği, resmî bir görev alıp almadığı gibi hususlar bilinmemekte…

Ancak zalim olduğu kesinlik derecesinde sübut bulan zamanının sultanına âdil diyen ve dolayısıyla zulmü adaletle vasıflandıran kimsenin küfre girdiği yolunda kanaat belirtmesi, Ebü’l-Kāsım el-Kâ‘bî’yi zalim devlet adamlarıyla ilişki içinde olduğu için kınaması, devrin siyaset ve devlet adamlarıyla münasebetlerinin iyi olmadığını göstermekte…

Ebü’l-Muîn en-Nesefî ve İbn Fazlullah el-Ömerî, tarih belirtmeden Mâtürîdî’nin Ebü’l-Hasan el-Eş‘arî’den (ö. 324/935-36) kısa bir müddet sonra vefat ettiğini kaydederler…

Kureşî de hocaları Ebü’l-Hasan İbnü’s-Savvâf ve Kutbüddin el-Halebî’ye dayanarak 333’te (m.944) öldüğünü belirtir. Kevserî ise Kutbüddin el-Halebî’den 332 tarihini nakleder.  Ayrıca bazı eserlerde 336 (947) tarihi de verilmekte…

Mâtürîdî Semerkant’ın ünlü Çâkerdîze Mezarlığı’na defnedilir.

Eki 13

AKP’Yİ KİM AKLAYABİLİR?

AKP’Yİ KİM AKLAYABİLİR?

Şimdi Türkiye’nin uluslararası imajı nedir? Hangi halkla ilişkiler şirketi, Türkiye’yi bir hukuk devleti olarak gösterebilir? Veya hangi halkla ilişkiler şirketi, tek adam yönetimine dönüşmüş Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin başarılarını öne çıkarabilir?

Daha özele inersek, hangi halkla ilişkiler şirketi, dağılmakta olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bozulan imajını, halka düzgün gösterebilir?

2002 seçimlerinden sonra, girdiği bütün seçimleri kazandığı söylenen, ancak 7 Haziran 2015’te iktidardan düştüğü halde, o güne kadar terör örgütleriyle masaya oturduğu ve açılım süreci takip ederek Güneydoğu Anadolu’daki, şehirlerin etrafına hendekler kazılmasına, buralara terörist ve silah yığınağı yapılmasına seyirci kaldığı bilinen AKP’yi hangi icraatı temize çıkarabilir?

***

İktidardan düştüğü halde, büyük terör saldırılarının ardından, muhalefete hükümet kurdurmayıp terörle mücadele başlatarak 1 Kasım 2015 seçimlerini icat eden, böylece yetkiyi yeniden ele geçiren, 2001’den beri işbirliği yaptığı cemaatin darbe girişimini “Allah’ın lütfu” olarak değerlendirerek, tek adam sistemine geçiş yapan AKP’yi kim aklayıp paklayabilir?

Ülkenin bütün stratejik kuruluşlarını satan, ormanları, suları, yaylaları satmaya hazırlanan, bir kısmını satan, Ege’de 18 Türk adasını ve çok sayıda kayalıkla birlikte 85 kilometrekarelik denizi Yunanistan’a terk eden, ABD’nin Truva atı olarak Libya ve Suriye’yi parçalayan, bu politika ile Türkiye’nin güneyinde bir terör örgütünün devlet kurmasına yol veren, Türkiye’nin nüfus yapısı ile oynayan, eş zamanlı olarak devletin kuruluş felsefesine savaş açan, her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına aldığını söyleyen, “Ne mutlu Türküm diyene” yazılarını, “TC” ibarelerini ve Andımız’ı kaldırarak, İhvanı Müslimin ideolojisi ile devlet yöneten bir anlayışı kim temize çıkarabilir? 

***

Devletin bütün kurumları, milletin bütün milli ve manevi değerleri çökertilir, bunlara bağlı olarak kadın cinayetleri, çocuklara tecavüzler yoğunlaşırken bütün bunların, Türkiye’yi Darülharp olarak görmekten ve bu yüzden her türlü hırsızlık ve yolsuzluğu meşru kabul etmekten ve sapık dini anlayışlardan kaynaklandığını göstermeden hangi halkla ilişkiler şirketi AKP’nin imajını düzeltebilir?

Ve iktidardan daha kötü yönetilen bir kısmı iktidarla bütünleşen muhalefet partilerini, hangi halkla ilişkiler kampanyası, AKP’nin enkazını kaldırmak gibi bir göreve hazırlayabilir?

 

Alıntı: A. Bulut

Eki 12

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Kadın beyni daha iyi plan yapar. Siz siz olun, sakın bir bayanın düşmanlığını kazanmayın.” Prof.Dr. Tayfun Uzbay

* “Pirincin içindeki siyah taştan değil beyaz taştan korkun…” Japon Atasözü                                                              

* “Benim anlayışıma göre demokrasi, en zengine ve en fakire aynı fırsatları bahşeder. Bu amaca da sadece barışçı yollardan ulaşılır.” Mahatma Gandhi

* “Düş gücü, ruhun gücüdür.” Joseph Joubert                                                                                                          

* “Uçmayı öğretemediklerine, çabuk ve hasarsız düşmeyi öğret.” Nietzshe                                                                 

* “Yapabilen yapar, yapamayan öğretir.” G. Bernard Shaw                                                                                      

* “Fikirlerinize katılmıyorum ama fikirlerinizi ifade edebilmeniz için canımı bile veririm.” Evelyn Beatrice Hall                                                                       

* “Su kabının, insan muhitinin şeklini alır.” Bıçakçızade                                                                                    

* “Halkın sesi, kutsaldır.” Seneca  

Eski yazılar «