Ağu 31

Şeyhülislam Feyzullah Efendi

Şeyhülislam Feyzullah Efendi

www.kenansahbaz.com

Padişah II. Mustafa, Seyyid Feyzullah Efendi’ yi, tahta geçer geçmez şeyhülislam tayin eder. Padişah, hocası Feyzullah Efendi’ye çok güvenir ve itibar eder.

Feyzullah devlet içinde

devlet haline gelir!

 Zaman içinde o kadar güçlenir ki; Feyzullah Efendi’nin rızası olmadan Sadrazamlar en küçük tayini dahi yapamaz hâle gelir. 

Padişahın gücünü arkasına alan Şeyhülislam Feyzullah adeta devlet içinde devlet haline gelir.

Koca imparatorluk Şeyhülislam Feyzullah’ın arpalığı haline gelmiştir.

Feyzullah büyük oğlu Fethullah’a önce nakibüleşraflık ardından da Şeyhülislamlık payesi verdirtmiştir.

İkinci ve üçüncü oğulları Seyyid Mustafa Efendi ile Ahmed Efendi’yi Rumeli Kazaskerliği payelerine kadar yükseltmiş, dördüncü oğlu Seyyid Ahmed Efendi’yi şehzade hocalığı ile birlikte Kazaskerliğe çıkartmıştır.

Dahası damadı Mirzazade Şeyh Mehmet Efendi’yi de İstanbul kadısı ve Anadolu Kazaskerliğine aday kılmış, amcazadesi Seyyid Dede Efendi’yi İstanbul kadısı ve Rumeli Kazaskerliğine yükseltmiştir.

Şeyhülislam’ın çocukları bile Sadrazamı “Vezir bizim kendi çırağımızdır.” diyerek aşağılar duruma gelmişlerdir. Feyzullah Efendi böylece Osmanlı Devleti’nin en önemli ikinci adamı hâline gelir. “Beşik uleması” diye bir müessese icat eder ve kendisinden sonra Şeyhülislam’ın oğlu Fethullah olmasına dair izin çıkartır.

Şeyhülislam devlet

işlerine müdahale eder!

Padişah II. Mustafa, devlet işlerini Sadrazam’dan çok Şeyhülislam Feyzullah’a bırakmıştır. Silahdar’ın yazdığına göre; “Padişah hazretleri Şeyhülislam Efendi’yi devletin hayrını düşündüğü zannıyla hükümet ve devletin idaresini ona bırakıp bütün işler onun rey ve tedbiriyle vücuda gelmekte vezirlerin adı var kendileri yok mesabesindeydi.”

Daltaban Mustafa Paşa kendisinden önceki sadrazamların durumuna düşmemek için Feyzullah Efendi’nin bürokraside göreve getirdiği kişilerle iyi geçinmeyi kendisine siyaset edinir. Feyzullah Efendi’nin arkasında Padişah, Daltaban Mustafa Paşa’nın ise arkasında halk desteği vardı. 

Feyzullah Efendi, Padişah II. Mustafa’yı ikna ederek 24 Ocak 1703 tarihinde Sadrazam Daltaban Mustafa Paşa’yı azlettirir. Bir süre sonra da Devlet Giray olayı bahane edilerek Sadrazam Daltaban öldürülür.

Daltaban Mustafa’nın yerine Rami Mehmet Efendi sadrazam olarak atanır. Sadrazam ile Şeyhülislam Feyzullah arasındaki iktidar mücadelesi onun döneminde de bütün şiddetiyle devam edecektir.

İktidar gözünü kararttı!

Feyzullah Efendi’nin dünyevi güç ve ikbal gözünü karartmıştır. Kendisine karşı yoğunlaşan toplumsal nefrete aldırmaz. Yönetime tamamen hâkim olabilmek için, Padişah’ın İstanbul’dan Edirne’ye gitmesini sağlar.

Her tarafa sinmiş büyük memnuniyetsizlikler ve huzursuzluklar sonunda isyana dönüşür.

İstanbul’da yeniçeriler ayaklanır, ulema ve İstanbul halkı da ayaklanmaya katılır.

Şeyhülislam Feyzullah Efendi’nin alabildiğine içine daldığı siyaset ve devlet işleri başına bela olmuştur.

İsyan büyüyünce padişah Feyzullah Efendiyi mecburen azletmiş, memleketi olan Erzurum’a sürgün edilmek üzere dört oğlu ile birlikte Varna’ya göndermiştir.

Asiler Varna’ya baskın yaparak Feyzullah Efendi’yi çocuklarıyla birlikte yakalar ve Edirne’ye getirirler. Önce zindana atarlar sonra bir hamal beygirine bindirip Bit Pazarı’na getirirler (3 Eylül 1703). “Din ve devlete hıyanet eden müftünün hâli budur” sözleri ile beygirden yuvarladıktan sonra aşağılık işkenceler yaparak onu ve oğlu Fethullah’ı öldürürler.

Osmanlı İmparatorluğunda 131 şeyhülislam içinde idam edilen üçüncü ve son Şeyhülislam Feyzullah Efendi olur.

 

Kaynak: Dün Feyzullah bugün Fethullah! – Özcan YENİÇERİ

 

Ağu 30

ZAFER AYI (1)

ZAFER  AYI  (1)                                                                                                                                                                                                                                                                     www.kenansahbaz.com

Dünya milletlerine savaş sanatının bütün inceliklerini öğreten; kolunda bükülmez kuvvet,kafasında kudret ve ilim , yüreğinde fazilet ve enerji dolu büyük Türk Milleti’nin tarihi,vatanseverliğin , cesaretin ,şecaatın, faziletin ,çalışkanlığın ve insanlığın ihtişamlı anıtıdır

Zaferler dendiği zaman Türk Tarihinde hep Ağustos ayı  akla gelir. Bütün kış ve bahar aylarında yapılan hummalı bir hazırlıktan sonra ordu bizzat padişahın komutasında sefere çıkar, düşmanla Ağustos ayında karşılaşır ve birkaç saat içinde kazanılan parlak bir zaferle başkente dönülürdü.

İşte bu zaferlerden bazıları;

  • 26 Ağustos 1071 Malazgird Zaferi

  • 11 Ağustos 1473 Otlukbeli Zaferi

  • 23 Ağustos 1514 Çaldıran Zaferi

  • 24 Ağustos1516 Mercidabık Zaferi

  • 29 Ağustos 1521 Belgrad’ın Fethi

  • 29 Ağustos 1526 Mohaç Zaferi

  • 1 Ağustos 1571  Kıbrıs’ın Fethi

  • 5 Ağustos 1919 Erzurum Kongresi

  • 10 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması’nın imzalanması

  • 19 Ağustos 1920 Sevr Antlaşması’nı imzalayanların vatan haini ilan edilmesi

  • 23 Ağustos 1921 Sakarya Meydan Savaşı’nın başlaması

  • 26-30 Ağustos 1922 Büyük Taarruz

Engin denizlerin ortasından kopup gelen fırtınalar  dalgalar gibi İç Asya Türk denizinden kaynayıp gelen büyük Türk muhacereti dalgaları ,Anadolu yaylalarını vurmuştur. Onlar büyük kafileler halinde Anadolu’ya ayak bastıktan sonra ; taşıyla , toprağıyla , ovaları ve yaylaları ile bu toprakları kazanmak ,kendilerinden sonra gelecek Türk nesillere buraları ikinci ve ebedi bir yurt ,bir cennet vatan olarak armağan etmek istemişlerdir.

Türk Milleti, başına gelen bu felaketlerden yılmadı .Onun gözü Ankara’da idi. Türk Milleti 7’den 70’e kadar her yaşta insanı ile aşk ve heyecan içinde topyekün bir Kutuluş Savaşı’na hazırlanıyordu. Ya istiklal içinde yaşayacak yada ölecekti. Bu bir bakıma Türk’ün ateş ,kan ve barutla imtihanı demekti.

Büyük Taarruz da Malazgird Meydan Savaşı gibi 26 Ağustos 1922 tarihinde başladı. Bir tarafta vatanı için çarpışan ,bayrak ,din ve vatanın azizliği gibi yüce gayeler için canını her an feda etmeye hazır olan Türk askeri , diğer tarafta ise emperyalist emellerin zebunu , vahşi kurt sürüleri gibi Anadolu’nun harim-i ismetine dalan ırz ve namus nasipsizi Yunan palikaryası vardı.

Kükremiş arslanlar gibi düşman mevzilerine çullanan Mehmetçik süratle zafere doğru koşuyordu.30 Ağustos günü Dumlupınar’da Başkomutanlık Meydan Muharebesi yapıldı. Düşman, çevik Türk birlikleri tarafından kuşatılarak ona en ağır vurulmuş oldu. Artık Yunan ordusunun derlenip toparlanmasına  imkan yoktu. Yunan ordusundan kaçıp kurtulmak isteyen kılıç artıkları da İzmir körfezinde denize dökülmüştü.

Yunan kuvvetleri başkomutanı Hacı Anesti , savaşı İzmir limanında demirleyen bir gemide kurulan karargahtan idare ettiği halde Atatürk savaşın her safhasında daima cepheye yakın bulunmuş , üstün kişiliği,cesareti ve ileri görüşlülüğü ile etkin olmuştur. 

Kaynak:http://www.akintarih.com/yazilar/zaferlerayi/zafer.htm

Ağu 29

Sünnettir

Sünnettir

www.kenansahbaz.com
Nasreddin Hoca’nın evine bir gün üç molla misafirliğe gelir. Üçü de birbirinden obur şeylermiş. Hoca ne yemek çıkarmışsa silip süpürmüşler. O kadar ki sahanlarda yemek bitince, bunu da “sünnettir” diye ekmekle iyice sıyırıvermişler. Bu sırada odaya Hoca’nın oğlu girmiş.

Mollalar Hoca’yı memnun etmek için:
-Aman ne güzel çocuk… Adı ne bunun? diye sormuşlar.

-Adı Farzdır, demiş.

Mollalar şaşırıp birbirlerine bakmışlar:
-Bu ne biçim isim Hoca Efendi? demişler. Şimdiye kadar böyle bir isim hiç duymamıştık.

Hoca hemen taşı gediğine koymuş:
-Yahu, sünnet diyeyim de onu da mı yiyin?

Ağu 28

RUMİLİK GERÇEĞİ (1)

RUMİLİK GERÇEĞİ  (1)                                                                                                                                                                                                                                       www.kenansahbaz.com

İNGİLİZ DERİN DEVLETİ

Video: https://www.youtube.com/watch?v=9ZT5_z3Ro3c

Yazıma başlamadan önce şu önemli notu iletmek isterim. İngiliz Derin Devletinin İngiliz halkıyla veya İngiliz Hükümetiyle,Devletiyle ve İngiliz Halkıyla bir ilgisi yoktur. Yazım hakkında yorum yapmak için makalenin bütününü okuyup değerlendirilmesi daha isabetli olacaktır.

İngiliz Derin Devletinin tanımını şöyle yapabiliriz;  Yaklaşık 200 yıldır bu vatan üzerinde oyunlar kuran, Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasına sebep olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin parçalanması için mücadele eden, sinsi, gözü dönmüş, kahpe bir örgüt. Peki bu örgütü kimler oluşturuyor dersek;  İngiliz Hükümeti veya askeri kurumlarının içine sızmış bazı politikacılar, özel yetiştirilmiş casuslar, bazı lordlar ve bir takım medya kuruluşunda görevli gazeteciler.  Hatta pkk yı yönlendirenler de gene bu İngiliz Derin Devletinin özel ajanlarıdır. Bizzat Abdullah Öcalan şöyle söylüyor;

–  Bakın bizim konumuza en akıllı yaklaşan İngiltere’dir. İngilizlerin esas ilgi alanı Celal Talabani’dir. İngiltere bizimle hiç siyasi ilişki kurmadı ama BAZI LORDLAR BENİMLE GÖRÜŞÜP ‘SİZİ DESTEKLİYORUZ’ dediler. Yani, aynı Şeyh Said konusu gibi, gizli olarak en büyük destek hep İngilizlerindir.”

(Hasan Atilla Uğur, “Abdullah Öcalan’ı nasıl sorguladım” Kitabından, Kaynak Yayınları)

-“İngiltere’nin PKK yaklaşımını iyi anlamak gerekir. Şahsi yorumum, İNGİLTERE KENDİNE GÖRE KÜRT HAREKATI ÜZERİNDE DERİN POLİTİKALARIN İÇİNDEDİR. Bazılarını yanına çeker,bazılarını harcar. Destekler gibi yapar, amacına ulaşınca horlar.”

(Tekin Arslan, “İmralı’daki Konuk” Kitabı, syf.435)

-İngiltere, bizim konumuza en akıllı yaklaşan ülkedir.MED TV’ye yayın hakkı verdi.Benim tasfiye kararımı sanırım İngiltere vermiş. POLİTİKALARI İNGİLTERE OLUŞTURUR. ABD’YE UYGULATTIRIR…. İngiltere bence ana politikayı oluşturmaktadır. Avrupa’daki işbirlikçilerine ama özellikle ABD’ye bunu uygulattırmaktadır. Ortada bu konularla ilgili belge yok,olması da mümkün değildir zaten.Ancak gelişmelerde dikkat edilmesi gereken konu Avrupa’nın İngiltere’de düğümlenmesidir.Konulara çok derin yaklaşıyor.”

(Tekin Arslan, “İmralı’daki Konuk” syf. 57)

Daha bunun benzeri İngiliz Derin Devletinin pkk’yı kullanmasıyla ilgili çok fazla bilgi ve döküman bulunmakta.  İngiliz Derin Devleti görüldüğü üzere dünyanın üzerine çökmüş bela bir devlettir. Kendisini sinsice gizler ama diğer ülkeleri de kullanır. Amacı için yüzyıllar öncesinden planlar kurar. Ve yavaş yavaş bunları uygular. Şimdi de Osmanlı İmparatorluğunun son zamanları ve Kurtuluş Savaşı boyunca İngiliz Derin Devletinin Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı kurduğu tuzaklar ve komplolarla ilgili bilgilere bakalım;

-“İngilizler Ferit Paşa’dan Milli Güçlerin eşkıya olduğu konusunda fetva çıkarmasını istediler. Böylece Milli Mücadeleye katılan Mustafa Kemal ve diğer Kuva-yi Milliyeciler hakkında ÖLÜM FETVASI  verildi.”

(Atatürk Rebirth of a Nation, Altın Kitaplar, 1966)

-Atatürk’ten İngiliz Casusu Rahip Frew’e Mektup :

“İngilizlerin Sivas Kongresi’ni engellemek için bölgedeki Müslüman KÜRT HALKINI KIŞKIRTMASI, medeni devletler arasında sayılan İngilizler için utanç vericidir.”

(Mustafa Kemal Atatürk, (1927) Nutuk, C.3, Syf.216)

-İngiliz Muhripleri Cemiyeti’nin iki yönü ve iki ayrı niteliği vardı. Biri açık yönü ve usulüne uygun teşebbüslerle İngiliz himayesini sağlama amacına yönelmiş olan niteliği idi. Öteki de gizli yönüydü. Asıl faaliyet bu gizli yöndeydi. Memleket içinde örgütlenerek İSYAN VE İHTİLAL ÇIKARMAK, MİLLİ ŞUURU FELCE UĞRATMA,YABANCI MÜDAHELESİNİ KOLAYLAŞTIRMAK  gibi haince teşebbüsler, derneğin bu gizli kolu tarafından idare edilmekte idi.

(Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk)

(Devam edecek)

Kaynak: http://rumilikgercegi.blogspot.com.tr/2016/05/rumilik-gercegi.html

Ağu 27

VECİZELER

VECİZELER

www.kenansahbaz.com

* “Keşke Irak’ta Türkmen olmayaydım da Türkiye’de Kürt olaydım.”  Irak Türkmen Cephesi Kuzey Irak sorumlusu Aydın Maruf 

* 70’lerin sonunda Irak’taki Baas rejimi Türkmen katlettiğinde dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen “Olaylar Irak’ın iç işleridir, bizi ilgilendirmez” 

* İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal “Milli irade, artık aşılmış bir teoridir. Rousseau’nun bu teorisini tarihte en çok kullananlar Hitler ve Mussolini olmuştur. Rousseau’ya göre, seçimlerden sonra yüzde 49, yüzde 51’e iltihak eder. Fakat, Fransız devrimi bunun yerine milli egemenlik teorisini getirmiştir. Seçim sonuçları milli iradeyi göstermez. Yine ’yüzde 50’yi evde zor tutuyorum’söylemi milli iradeye en büyük saygısızlıktır. Bu söz, seçmeni kendi askeri gibi görmenin sonucudur. Seçmen, kimsenin kapıkulu veya askeri değildir.”

* Yeniçağ Gazetesi Yazarı Arslan Bulut “Atatürk’e  “ayyaş”  denilerek yapılan saygısızlığın Türk Milleti’ni derinden etkilemiştir, Atatürk sevgisinin ve Atatürk’ün dil ve tarih politikasının oluşturduğu kültürel iklimin bugünkü nesillerin neredeyse DNA’larına girmiştir. Bunu değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.” 

* Dr. Ali Ercan “Buzullar erimeye devam ediyor, iklimlerin olumsuz değişimi insanlık için çok yönlü felaketler serisini tetikleyebilir. Tüm dünyada bu duruma sebep olan küresel sosyo-ekonomik sisteme öfke duyan gençlerin, hayati tehlike karşısındaki doğal, içgüdüsel tepkisi sokaklara meydanlara dökülüyor. Bu tepkiler 68 kuşağının ’özgür hayat’ isteminden daha da öte ve temel nitelikte bir istemdir: ’Biyolojik hayatı sürdürebilmek’ istemi…”

 * Büyük Türkolog Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun “Direniş ve kolektif bilinç altı”  başlıklı önemli yazısında, Türklerin Atatürk’e bağlılıklarını, Anıtkabir’i büyük kalabalıklar hâlinde ve sık sık ziyaret edişlerini, bayraklarına Atatürk resmini eklemelerini,  “atalar kültü”  ile açıkladıktan sonra, tencere tava çalmak eylemleri ile ilgili olarak da   “Türklerin şamanlık dönemlerinde bir takım şeyler çalarak ses ve gürültü çıkarmak, kötü ruhları kovalamak için uygulanan bir âdetti. Güneş ve ay tutulunca kap kacak çalmaya devam ediyoruz. Eh memleketin bugünkü hâline bakınca bundan âlâ güneş tutulması mı olur, diye sorasınız gelmiyor mu?” 

* Bülent Esinoğlu da  “İç yıkıcılıkta, sınırsız yetki var mıdır?” başlıklı yazısında  “Siyasi iktidar halka rağmen iktidarda kalabilmek için her yola başvurabileceğinin işaretlerini veriyor. Gezi direnişinin kendisini perişan ettiğini ve bu kötü durumdan çıkması için, ’daha ezici’ tedbirler alması gereğini düşünüyor” analizinden sonra MİT’e, iç tehdide karşı gerekirse insan öldürme yetkisi veren tasarının, Endonezya’da 1965 yılında CIA desteğiyle yapıldığı gibi Türkiye’de de bir kitlesel kıyım hazırlığının işareti olup olmadığını soruyor. Esinoğlu,  “Türk halkı artık, ne 1965’deki Endonezya halkıdır, ne de bundan bir ay önceki, Türk halkıdır”  

* Çetin Haspişiren, “Herhangi bir ülkede birileri, o ülkeyi parçalara ayırmaya ve meşru düzeni yok ederek yeni bir düzen kurmaya niyet etmiş ve bu yolda yürümeye başlamışsa artık o kişilerden insaf, merhamet, dürüstlük ve insanlık beklemek aptallığın daniskasıdır. Her türlü hile ve yalan onlar için mübahtır”  diyor, demektedir. 

Ağu 26

O DÜŞMAN SOROS (2)

O DÜŞMAN SOROS (2)                                                                                                                                                                                                                                     www.kwnansahbaz.com

Trilyonlarını ABD için harcayan Yahudi
Yahudi asıllı dünyaca ünlü finans spekülatörü Soros, ABD’nin sözde demokrasi operasyonlarında başrolü oynamıştı

ABD’nin, demokrasi adı altında, yabancı ülkelerde sivil kuruluşlar aracılığıyla gerçekleştirdiği sivil operasyonlar, ünlü spekülatör George Soros’un adıyla özdeşleşti. ABD derin devleti, dış operasyonlar için önce CCF’yi kurmuştu. Örgüt, CIA’nın oluşturduğu yayın ve konferans örtüsünü kullanarak dış ülkelerdeki bağlantılarını sağlamıştı. Politik operasyonlarda CIA bağlantısı sorun yaratmaya başladığında, özel kuruluşlar devreye sokuldu. Artık ’demokrasi projesi’nin vitrininde bu kuruluşlar sahneye çıktı. 1979’da Açık Toplum Enstitüsü’nü kuran, Amerika’nın dış politikasını yöneten CFR örgütünün en aktif üyesi olan Soros, ABD derin devletinin dış ülkelerde; özellikle de Türk cumhuriyetlerindeki “örtülü” ve “gizli” operasyonlarının simge ismi.

TSK’ya dil uzattı
Trilyonlarını ABD için harcayan Yahudi spekülatör George Soros, Sabancı Üniversitesi’nde verdiği konferansta, “Türkiye’nin ihraç etmesi gereken şey ordusudur” diyerek Türk Silahlı Kuvvetleri’ne dil uzatmıştı. Soros, Eylül 2001’de İstanbul’da açtığı ofisiyle Türkiye’de “Avrupa Birliği, eğitim, siyasi reform, medya, kadın hakları, sivil toplum örgütleri ve bölgesel farklılıklar” başlıkları altında projelere destek vermişti. Bu tür projelere her yıl 400 milyon dolar tutarında kaynak ayırdıklarını belirten Soros, “Bu para ciddi etki yaratıyor” ifadesini kullanmıştı.

Türkiye’ye 8 milyon dolar
Vakıflarla demokrasiyi teşvik etmeyi amaçlıadıklarını kaydeden ünlü spekülatör Soros, “Dünyanın her yanında böyle süreçleri destekliyorum. Şu anda Liberya’da yapıyoruz, Nepal’de de yapabiliriz. Türkiye’de de son 5 yılda 8 milyon dolar harcadık” demişti. Enstitünün 5 yılda bir düzenlenen son toplantısı Türkiye’de gerçekleştirilmiş, İstanbul’da verilen yemeğe Devlet Bakanı Ali Babacan’ın yanı sıra 350 kişi katılmıştı. Babacan’ın Soros’la görüşmesi, Emin Şirin tarafından soru önergesiyle Meclis’e taşınmıştı.

Kaynak: O DÜŞMAN SOROS

Ağu 24

Ziya Paşa’dan

Ziya Paşa’dan                                                                                                                                                                                                                                                                     www.kenansahbaz.com

Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim
Gaflet ile görmez kuyuyu reh-güzerinde
(Birçok acemi müneccim gökte yıldız ararken gaflete dalarak yollarındaki kuyuyu görmezler.)

Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde                                                                                                                                                                                                                                             (Kişinin aynası işidir, lâfa bakılmaz; bir kişinin aklının seviyesi yaptığı işte görünür.)

Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât
Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde
(Onlar ki dünyaya lâf ile nizam verirler. Onların evlerine gidip bakın, hânelerinde bin türlü ihmal ve düzensizlik görürsünüz.)

İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah
Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah
(İnsan hayatta tiksinti verici hilelerle, kötülüklerle karşılaşsa bile Allah’a ve vatanına sadakatten vazgeçmemelidir, Allah doğruların yardımcısıdır.)

Allah’a tevekkül edenin yaveri Haktır
Nâşad gönül bir gün olur şâd olacaktır.
(Allah’a inanıp kaderine sabırla razı olanların yardımcısı Allah’tır, mutsuz gönüller bir gün elbet mutlu olacaktır.)

Ağu 23

Mevlana ve Rumilik

Mevlana ve Rumilik

www.kenansahbaz.com

Video: https://www.youtube.com/watch?v=r4GlayGlHnY

Yurt dışında Rumilik adı altındaİslam aleminde inceden inceye dinsizlik yayılmak istemiyor. Yurt dışında özel olarak bu Rumilik faaliyetini yürütenler var. Bunlar kendi aralarında gizli bir dil ile konuşuyor. Müslüman görünümündeler ama aslında Rumiler. Öyle diyelim de siz anlayın artık.

Mevlana’nın kitabı olarak öne sürülen Mesnevi’de akıl almaz tahrifatlar yaparak, Kuran’a son derece ters, Müslümanların hiçbir şekilde kabul edemeyeceği ifadeler yer alıyor. İşte bu şekilde yavaş yavaş insanları İslam’dan çekip bu kendi oluşturdukları (Mevlana ve Rumilik adı altında) dine çekmeye çalışıyorlar. Bu tezgâhın planlayıcısı da İngiliz derin devleti’dir.

Sözde Mevlana’nın kitabı olduğu öne sürülen Mesnevi’de Mevlana ilahlaştırılıyor, Mesnevi Kuran’dan üstün tutuluyor, “kadının rüyası bile erkekten aşağı” deniyor, Türkler barbar olarak gösteriliyor, “kadınlara danışın dediğinin tersini yapın” deniyor. Ayrıca akıl almaz bir şekilde cinsel ve sapkın hikâyeler anlatılıyor.

Sözde Mesnevi’de Rumilik ve oğlancılık da çok makbul gösteriliyor! Bakın sözde Mesnevi’de yer alan sapkın ifadelere:

Ondan sonra gerdek gecesi, bir genci kadın gibi kınaladılar. Eline, bileğine gelin gibi kına yaktılar, köleye tavuk gösterdiler, horoz verdiler.

Başını örttüler, o gürbüz gence güzelim gelin elbiseleri giydirdiler. Yalnız kalma çağında genç hemen mumu söndürdü; Hintli köle öyle güçlü kuvvetli bir gençle yapayalnız kaldı.

Hintlicik bağırıp duruyordu ama tef çalanların gürültülerinden, feryadını dışarıdan kimse duymuyordu. Tefin çalınışı el çırpış, erkeğin, kadının naraları, kölenin feryadını bastırıyordu.

Genç, gündüz oluncaya dek o Hintliceğizi harab etti. Zavallı, köpeğin önündeki un torbasına döndü. Sabahleyin tasla büyük bir bohça getirdiler. Ferec, damatlar gibi hamama vardı. (Mesnevi Cilt 6: 305. Beyit)

Müslümanlar Mevlana adına yazılmış bu anormal izahları hiçbir şekilde kabul edemezler. Mesnevi’deki bu sapkın ifadelere Mesnevi’nin orjinaline bakarak herkes ulaşabilir. İslam dinini yok edip yerine Rumiliği koymak isteyenlere karşı Müslümanlar çok dikkatli ve uyanık olmalıdır.

TÜRK’E, TÜRKLÜĞE, MÜSLÜMANLIĞA SALDIRANLARI TANIYIN!

 

Kaynak: http://bilinmeyenmevlana.com/

 

Ağu 22

Dünya Mutluluğa Uyansın

Dünya Mutluluğa Uyansın

www,kenansahbaz.com

Cehennemi yaşıyorsun bak şimdi!
Zalimlerin, silahların, hak şimdi!
Bilimlerin ışığını yak şimdi!
Dünya mutluluğa uyansın, kansın!

Özünde cevheri canlandır artık!
Şu milli gücünü kanlandır artık!
Zulmü, zalimliği sonlandır artık!
Dünya mutluluğa uyansın, kansın!

Hak göreve talip gerçek nesil ol!
Hakikati yaşa ve yaşat bol bol!
Durdurmasın seni sahte yöntem, yol!
Dünya mutluluğa uyansın kansın!

Kur’an’dan, bilimden ilham al da gel
Yürek çiçeğinden o saf balda gel
Dünyaya emin Türk adı sal da gel
Dünya mutluluğa uyansın kansın!

Şeytanın büyüğü, küçüğü birdir
Her insan doğuştan mümindir, hürdür
Gel de insanlığı huzura erdir
Dünya mutluluğa uyansın, kansın, !

Haine ekmeği, aşı kesmeli
Hukuka uymayan başı kesmeli
Hak yolda engelse taşı kesmeli
Dünya mutluluğa uyansın kansın!

Eğer uyuyorsa uyandırmalı
Hakk’ın boyasıyla boyandırmalı
Özü Yaradan’a dayandırmalı
Dünya mutluluğa uyansın kansın!

Kenan ŞAHBAZ

Not: Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir.Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

Ağu 21

O DÜŞMAN SOROS (1)

O DÜŞMAN SOROS (1)                                                                                                                                                                                                                                           www.kenansahbaz.com

Para, Yahudi’den hakaret TESEV’den                                                                                                                        

Org. Büyükanıt’ın  tahmin ettiği adam SOROS                                                                                       

Genelkurmay Başkanı, TESEV’in yayınladığı Almanağı eleştirirken, “Bu tür raporlar kimlerin desteğiyle hazırlanıyor bilmiyorum. Bir kısmını sadece tahmin ediyorum” ifadesini kullanmıştı

Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alan TESEV’in arkasındaki gücün, yapılan itirafla Soros olduğu gerçeği gün yüzüne çıktı. TESEV Başkanı Paker, Soros’un, Türkiye’ye her yıl 2 milyon dolar gönderdiğini söyledi.

Hazırladığı Almanak’la Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hedef alan TESEV’i, ünlü Yahudi finans spekülatörü George Soros’un fonladığı ortaya çıktı. TESEV Başkanı Can Paker, Sorus’un Türkiye’ye her yıl 2 milyon dolar gönderdiğini söyledi. Aynı zamanda Soros’un kurduğu Açık Toplum Enstitüsü’nün de Danışma Kurulu Başkanı olan Can Paker, Sabah gazetesine yaptığı açıklamada ilginç itiraflarda bulundu. Açıklamasında, dünyaca ünlü Yahudi spekülatör Soros’a övgüler yağdıran Can Paker, şunları söyledi: “Soros’un iki yanı var; biri işadamı ve spekülatör olması. İkincisi ise ’Açık Toplum’ dünya görüşüne çok inanmış biri ve bu iddialarını gerçekleştirmek için para harcıyor.. Soros, Bush’un iktidardan inmesi için 15 milyon dolar harcadı. Soros, ’Açık Toplum’ fikri için dünyada yılda 600-700 milyon dolar harcıyor. Yarısından çoğunu açık toplum olmadığını düşündüğü Amerika’da harcıyor.”

Hobileri uğruna…
Açık Toplum Enstitüsü’nün Türkiye’de harcadığı paranın yılda 2 milyon dolar civarında olduğunu belirten Paker, “O da gayet şeffaftır. Hiçbir proje parasal olarak üçte birden fazla desteklemez. Projelerin üçte ikisini başka birileri destekliyor. Ben de enstitünün danışma kurul başkanıyım. Hangi projenin destekleneceğine biz karar veriyoruz. Sokak çocuklarından sanata kadar birçok projeyi destekliyoruz” diye konuştu. Soros’un bu parayı ’hobileri’ uğruna Türkiye’ye gönderdiğini ifade eden Paker, “Tabii insanları, bu adamın bu parayı hobi ve ideal olarak harcadığına ikna etmek zor. Adamın 12 milyar dolar serveti var. Bunun 600 milyon dolarını her yıl bu işe harcıyor. ‘Niye harcıyor, mutlaka menfaati vardır’ deniliyor. Ama Soros 75 yaşına gelmiş; yatı, uçağı sevmiyor. Bu onu mutlu ediyor” diye konuştu.

Kaynak: O DÜŞMAN SOROS

Eski yazılar «