Şub 22

TÜRKİYE’NİN ÖZETİ

TÜRKİYE’NİN ÖZETİ

 

AKP’nin “kadın kolları” olarak çalışan TÜRGEV’e ait İbn-i Haldun Üniversitesini bilirsiniz. Devletin tüm olanaklarından sınırsız yararlanıyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çocuklarının da yönetim kademelerinde bulunduğu bu vakıf, her ilde ilçede bedava yurtlara sahip. Üzerine yurtta kalan her çocuk için devletten para alıyorlar. Yetmiyor belediyelerden ihale alan müteahhitler bu vakıflara bağışlar yağdırıyor. Yetmiyor, belediyeler devreye giriyor.

İstanbul Üniversitesi gibi devlet üniversiteleri tasarruf için çocukların yediği bir öğün yemeği kesmek zorunda kalırken, bu iktidar yandaşı vakıfların üniversitelerine her imkân sınırsızca sunuluyor.

Mesela…

31 Mart seçimleri bittikten sonra Başakşehir Belediye Meclisi, 10 Mayıs günü toplandı. Gündem konuları arasında İbn-i Haldun Üniversitesi ile Belediye arasında bir iş birliği ve eğitim protokolü imzalanması için Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu’na yetki verilmesi konusu vardı.

Daha öncesinde bu konuyla ilgili bir komisyon kuruldu ve 9 Mayıs 2019 günü Yasin Kartoğlu’na yetki verilmesi Halil Kalkan’ın muhalefetine rağmen oy çokluğu ile uygun görüldü.

Madde 6’da bulunan belediye yükümlülükleri bölümü ve 6.1 maddesine göre Başakşehir Mahallesi, Cemiyet Sokak Hayrettin Atmaca Cami altı dükkanları no: 5/1 proje kapsamında üniversiteye ücretsiz tahsil edilecek,

6.2 maddeye göre, ücretsiz tahsil edilecek olan yerin tüm düzenlemesi ve tefrişat işleri belediye tarafından karşılanacak.

6.3 maddeye göre de, üniversitenin yürüteceği etkinlikler ve proje faaliyetleri için yıllık 600 bin TL belediye bütçesinden harcanacak…

Peki, üniversite bunun karşılığında ne yapacak?

Üniversitenin klinik psikoloji öğretim üyeleri ve bu alanda yüksek lisans yapan öğrencileri tarafından 3-70 yaş aralığındaki ilçe sakinlerine ihtiyaca göre bireysel, çift terapisi, aile terapisi ve grup terapisi olarak psiko-sosyal destek ve psikoterapi hizmeti verecek!

Verilecek olan hizmet ücretsiz değil. Ücreti de hizmet saatlerini de üniversite belirleyecek.

Daha önce İstanbul Büyükşehir Belediyesi ihalesi şartnamesinde, ihaleyi alan Kültür A.Ş.’nin İbn-i Haldun Üniversitesi Rektörü Recep Şentürk’ün Malcom X kitabından 11 bin adet almasını şart koştuğunu da tekrar hatırlatayım…

Bu adaletsizliktir.

Belediyenin harcadığı para bizim vergilerimiz, bizim çocuklarımızın geleceği. Keyfe keder dağıtamazsınız…

Sibel’in, Sibel gibi zar zor okuyan gençlerin ahı sizin yakanızı bırakmaz.

Elbet bir gün bu “ah” sizi bulacak…

Ne demişti İbn-i Haldun:

“Devlet doğal olarak iktidardakileri zengin ve gösterişli yaşam sürmeye sürükler. İktidarda yaşam olanakları çoğalır, yaşam koşulları değişir. Egemenlerin dağıttıkları ücret ve ödüllere ilişkin giderleri artar. Zamanla gelirler, giderleri karşılayamaz olur.”

Türkiye’nin özeti.

 

 

Alıntı

Şub 21

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* “Esasen memleketi savunmaya yeterli olmayan kuvvetlerimiz Galiçya’ya, Makedonya’ya, İran ovalarına gönderilerek serserilik etmişlerdir.” Mustafa Kemal Atatürk

* “Sabır, nezaket ve kuvvettir.” İngiliz Atasözü

* “Bencillik, insanın istediği gibi yaşaması değildir. Başkalarını kendi istediği şekilde yaşamaya zorlamasıdır.” Oscar Wilde

* “Horoz ötsün veya ötmesin mutlaka sabah olacaktır.” Afrika atasözü

* “Gücendirmeyi göze alamayan kişi dürüst olamaz” Thomas Paine

* “Dünyada darbe olmayacak tek ülke Amerika Birleşik Devletleri’dir. Çünkü orada Amerikan Büyükelçiliği yok!” Evo Morales

* “Önyargı, cehaletin çocuğudur.” William Hazlit

* “Kuşku, buluşun babasıdır” Galileo Galilei

* “İnsana “kendini bil” denilmesi, yalnız gururunu kırmak için değil, değerini de bildirmek içindir.” Çiçero

Şub 20

SİYASAL İSLAMCILAR…

SİYASAL İSLAMCILAR…

Cumhuriyet tarihimizin öncesinden başlayarak, cemaat, tarikat gibi yapılanmaları her yönü ile masaya yatırmak şart. Mensubiyet, dayanışma, yardımlaşma faaliyetlerinin röntgeni çekilmelidir. En basit örneği mahalle aralarındaki cami ve mescitlerde özellikle cuma ve bayram namazları sonunda toplanan paraların hesabı soruldu mu? Zaman zaman imam ile müezzin arasındaki kavga ve ihbarların sebepleri araştırıldı mı? Pensilvanya’daki sümüklü kardinalin 70-80-90’lı yıllarda salya-sümük vaazlarından sonra serilen sofra bezi üstüne bırakılan paraların, yüzük, küpe, bileziklerin hesabı sorulmadığı için milyar dolarlara ulaştılar.

İslamcı ideolojinin temelinde devlet “Batıl” sayılır. Devlete vergi vermek küfre yardım görülür. Devletin her türlü imkânlarını kullanıp, Ona zarar vermek bir nevi “Cihat” sayılır. Bu yüzden yazılı kayıtları, muhasebeleri, bilançoları yoktur. Toplanan paranın tırtıklanmasına göz yumarlar. Makbuz ile toplanan paradan komisyon almak da caizdir.

Hayatımın uzun yılları İstanbul’da geçti. Siyasal İslamcıları çok yakından takip ettim. Vergi vermemek için buldukları formülleri çözdüm. Afganistan, Filistin ve Bosna için toplanan paraları nasıl iç ettiklerine, kısa sürede zengin olduklarına tanık oldum. Parayı paylaşamadıkları için camide, mescit de, dergâh da işlenen cinayetlerin ipuçlarını takip ettim. Sözde yardım kuruluşlarının yöneticilerinin mal varlığının araştırılması için çok çabaladık.

Örneğin… Deniz Feneri… Vicdan sahibi savcıların yolsuzlukları bulup mahkemeye çıkardığı yöneticilerin tutuklanışını çabuk unuttuğumuz sanılmasın. O yöneticilerin bazıları RTÜK Başkanı bile yapıldı. Tv ekranlarında duygu sömürüleri ile üç-beş eve yardım götürenlerin yıllar sonra Ankara ve İstanbul’un en gözde AVM’lerinin hissedarı olduğu da kanıtlandı. Dün Deniz Feneri’nin üstü örtülmese bugün Kızılay lağımı patlamazdı!..

 

Alıntı: Y.Selim Demirağ

Şub 19

AŞKIN HADİMİ

AŞKIN HADİMİ

Her an yüreğimde, özümde aşksın
Her nereye baksam gözümde aşksın
Söylenen her sözde, sözümde aşksın
Hadimi olmuşum aşkı Leyla’nın!

Aşk dolu bir yürek dağlar aştırır
Bir aşk-ı Leyla’dır gönlü coşturur
Gemsiz kısrak gibi aşka koşturur
Hadimi olmuşum aşkı Leyla’nın!

Güneşin uydusu aydır dediler
Aşk gönülde azgın taydır dediler
Bu aşkın sahibi Hay’dır dediler
Hadimi olmuşum aşkı Leyla’nın!

Akıl yürek gönül taşkın mı taşkın
Bu aşk deryasında şaşkınım şaşkın
Değilim olamam Hâkimi aşkın
Hadimi olmuşum aşkı Leyla’nın!

Ateştir, yıldırım, şimşek hiç kalır
Hızı müthiş, kurşun, fişek hiç kalır
Cana can vermekte başak hiç kalır
Hadimi olmuşum aşkı Leyla’nın!

Bu gördüğüm hayal değil, düş değil
Sırça köşkler gönül kadar hoş değil
Sevgi dolu yürek asla boş değil
Hadimi olmuşum aşkı Leyla’nın!

Mevcut her hücremde tıpkı kan gibi
Tartışmasız hayat gibi, can gibi.
Şüphesiz bu aşkta mehtap, tan gibi.
Hadimi olmuşum aşkı Leyla’nın!

 

Kenan ŞAHBAZ

Şub 18

ADALETİN ÖLÇÜSÜ NEDİR? (2)

ADALETİN ÖLÇÜSÜ NEDİR? (2)

“Ülke iyi yönetilmiyordu. Çözüm hiçbir zaman darbe değildi. Sevindirici olan: “Halk getirdi, halk götürür demokratik çözümünü” hatırlatması oldu.

Halkın gücü, naylondan darbecilerin çağırısına uyup evine çekilmedi. Çekilseydi, darbeciler kazanacaktı. Ülkeyi kötü yönettiklerini gördüğü ve yaşadığı halde önce Başbakan sonra da Cumhurbaşkanı’nın çağrısına uydu.

Halkın gücü, sinmedi.

Tanklarının üstüne çıktı.

Demokrasi kazandı…

Bu çağda bize sunulana bak: Sen gel Boğaziçi Köprüsü önünü tanklarla tıka… Sen gel hava meydanının kapısını tankla kes… Sen gel TRT binasının duvarına tankları daya… Sen gel Meclis girişine tankları sırala…

Görüntüsü bile çirkin.

Hangi yılda kalmışsın!

Bu tabloya en küçük bir yakınlık, sempati duymak bile mümkün değil. Bu çağda bir ordunun düşeceği en saçma manzara bu olmalı…Milletin parasıyla okumuş, milletin parasıyla altına tank, helikopter, uçak çekmiş. Gidip Karayılan’ı, Cemil Bayık’ı yakalayıp teslim alamıyor. Kendi Genelkurmay Başkanı’nı esir alıyor. Bu halk darbeciyi niçin dinlesin?

Seçimle gelen.

Seçimle gitsin.

Halk getirdi.

Halk götürsün” yazan Necati Doğru, bu yazısı da “delil” sayılarak, FETÖ’den yargılandı ve “örgüte yardım” suçundan hapis cezası aldı!

***

Tıpkı Necati Doğru gibi, FETÖ’nün kumpas karargâhı işlevi gören Taraf’ça, “Balyoz darbecilerinin faydalanacağı gazeteciler” diye hedef gösterilen Emin Çölaşan, “FETÖ”den yargılandı ve hapis cezası aldı!

***

Gülen ve cemaatine karşı sayısız manşette imzası olan Metin Yılmaz, FOX TV’nin de yaptığı, CNN Türk’ün de yaptığı, Meltem TV’nin de yaptığı, Mesaj TV’nin de yaptığı haber ve  Hürriyet’in de yayınladığı, Posta’nın da yayınladığı, Vatan’ın, Sabah’ın da yayınladığı fotoğraf ortaya atılarak “FETÖ”den yargılandı ve ceza aldı.

***

Benim söyleyeceklerim bu kadar.

Bir hukuk, adalet, mantık, vicdan ölçüsü görebilen varsa buyursun yorumlasın.

 

Alıntı

Şub 17

FIKRA

“BEN TAVUKTAN BAŞKA BİR ŞEY ÇALMAM”

Elbiseleri çalınan birisi Pertev’i hâkime şikâyet eder. Pertev, kendinden emin bir şekilde; “Hâkim Bey, benim ünümü duymuşsundur. Ben, tavuktan başka bir şey çalmam!” der.

 

ELBİSELERİN OLDUĞU TARAFA

Bir adam muziplik yapmak isteyerek Nasreddin Hoca’ya; “Derede gusül abdesti alırken ne tarafa dönmelidir?” diye sorar.

Nasreddin Hoca, “Elbiselerin olduğu tarafa!” diye cevap verir.

Şub 16

ADALETİN ÖLÇÜSÜ NEDİR? (1)

ADALETİN ÖLÇÜSÜ NEDİR? (1)

Aldatılanlar, kandırılanlar cephesinde bile için için bir sorgulamanın başladığı 2012, 2013’te hâlâ “Değişim ve yeniden kuruluş sürecinin sivil alandaki en önemli gücü Hizmet’tir… Yaşanan bütün gündelik nefs ve iktidar kavgaları gider geriye yukarıda anlattığımız o gerçek tablo kalır”, “Ergenekon’un yargılanabilmesi Fethullah Gülen ve Hizmet sayesinde oldu. Bunu inkar eden alçaktır”, “Cemaatçi emniyetçiler, savcılar tarihe altın harflerle geçti”, “Hizmet erlerinin devlet kademelerinde görev alması anaların ak sütü gibi haklarıdır”, “Gülenciler devlete sızarken takiyye yapmakta haklıydılar. Bu meşrudur” yazan Rasim Ozan Kütahyalı, “FETÖ”den yargılanmadı.

Bir ara hakkında soruşturma iddiası çıktı sonra hooop konu kapandı.

***

“Gülen cemaatinin üyeleri Güneydoğu’da da fedakârca çalışıyor” diye övgüler düzen Emre Aköz, “FETÖ”den yargılanmadı.

***

Fethullah Gülen ve cemaatinin devlet içinde örgütlendiği yolundaki iddialara karşı çıkarak Gülen’i savunmak için yazı dizisi kaleme alan ve bu diziyi “Sosyo-politik bir gerçek olarak Hocaefendi Sendromu”  diye kitaplaştıran Mehmet Barlas, “FETÖ”den yargılanmadı.

İktidar medyası yazarı.

***

İzmirli gazetecilerin, Pensilvanya’ya, “FETÖ” denilen yapının “lideri”ne ziyaretini organize ettiği söylenen, Gülen’le Pensilvanya’da fotoğrafı bulunan Şebnem Bursalı, “FETÖ”den yargılanmadı.

İktidar medyasında basamakları hızla tırmandı.

***

Kumpasçı emniyetçileri, savcıları, hakimleri ‘Fethullahçı suç örgütü’ olarak, Fethullah Gülen’i de bu örgütün bir numarası olarak görenleri “Ucu Fethullah Gülen’e uzanacak çok büyük bir operasyonunun hayallerini kuran, çıldırmış, azgın azınlık” olarak tanımlayan Nagehan Alçı, “FETÖ”den yargılanmadı.

“Devlet”e hakareti dahi dokunulmazlığını kaldıramadı.

***

“Zaman gazetesinde çalışmışlığım var. Son yıllarda yazıişleri toplantısına katılmışlığım…Ergenekon soruşturmasında Gülen parmağı var ise, gerek o toplantılarda gerek koridorlarda “bizim emniyetteki çocuklar da amma iyi iş çıkardı keh keh” türü bir galibiyetin tınısına bir kez olsun rastlamam gerekirdi diye düşünüyorum. Ama hiç böyle bir şey olmadı” yazan Nihal Bengisu Karaca FETÖ’den yargılanmadı.

“Akil”, “makul” akıl olarak konumlandırıldı.

***

(Gülen için)  “Kendisine saygı duyarım. Bağlılarını severim. Ki, aralarında dostlarım ve arkadaşlarım var…” yazan Ahmet Kekeç, “FETÖ”‘den yargılanmadı.

İktidar medyası yazarı.

***

Dershane krizi sırasındaysa “Hoca efendinin hizmeti de lazım Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği de” yazan Abdülkadir Selvi “FETÖ”den yargılanmadı.

***

“Hocaefendi’ye edilen sözleri bana edilmiş gibi incitici buldum” yazan Hilal Kaplan “FETÖ”den yargılanmadı.

İktidar sahipleriyle hâlâ sıkı fıkı.

 

Alıntı

Şub 15

CEHALET KÖLELİĞİ GETİRİR.

CEHALET KÖLELİĞİ GETİRİR.

Haziran 1503

Kristof Kolomb, gemilerin zorunlu tamiratı için Jamaika’ya uğrar. Oradaki yerliler tamirata yardımcı olur, gemi tayfasına yiyecek içecek verir. Ancak aradan aylar geçmesine rağmen tamirat bitmez. Üstelik gemi tayfası, yerlilerin yiyeceklerini yağmalamaya başlamıştır…

Bu duruma kızan yerliler, yardımı ve yiyeceği keser. Çaresiz durumdaki Kolomb, o dönemlerde gemilerde bulunan ve yıldız pozisyonlarını da içeren takvimi karıştırırken, ertesi gün Ay tutulması olduğunu öğrenir. Aklına parlak bir fikir gelir ve hemen yerlilerin şefine gider…

Şefe, Tanrı ile haberleştiğini ve Tanrı’nın yardımın kesilmesine çok kızdığını, bu kızgınlığını da Ay’ı kan kırmızıya çevirerek göstereceğini söyler.

Ertesi gün akşam Ay tutulması başlar ve Ay’ın rengi tutulmadan dolayı kızıla döner. Kolomb’un oğlu, o anı günlüğüne şöyle yazmış:

“İnleme ve feryatlarla birlikte, her yerden gemilere doğru geldiler, yiyecek ve içecekler getirdiler, Tanrı’ya onları affetmesini söylemesi için amirale yalvardılar”

Kolomb kum saatine bakar, 48 dakika süren tutulma bitmek üzeredir. Onlara Tanrı’nın kendilerini affettiğini ve Ay’ı birazdan normal rengine çevireceğini söyler…

Tutulma biter, Tanrı tarafından affedilen yerliler de mutludur, evrenin işleyişini bilen Kolomb da…

*Cehalet her zaman köleliği getirir ” diye yazar seyir defterine..

Şub 14

GERÇEKLER, LAFLA YOK EDİLEBİLİR Mİ?

GERÇEKLER, LAFLA YOK EDİLEBİLİR Mİ?

Bakan Kurum’un açıklamaları içerisinde çevre kirliliğinin en büyük tetikleyicisi olan plastik atıklarla ilgili sözleri var ki, doğa katliamının dehşet verici boyutlara ulaştığı bir ülkenin gerçekleriyle zerre kadar uyuşmuyor… Dedi ki Murat Kurum;

“Plastik poşetlerin ücretli hale getirilmesi neticesinde yüzde 77 oranında azalma sağlandı!.. 2019 yılında plastik poşetlerden 220 milyon lira kaynak geldi. Bizim çevre projelerimiz için 659 projeye 527 milyon destek sağladık.”

Bakan Kurum kendince iyi niyetli açıklamalar yapmış olabilir ama yazının sonunda onun plastikle ilgili açıklamalarını da çürüten 27 Nisan 2019 tarihli, “Paralı poşette hangi pislik saklanıyor” başlıklı yazımızın bir bölümünü anımsatmak yeterli olur;

“Greenpeace Doğu Asya’nın, ‘2016- 2018 dünya plastik atık ticareti verileri ve Çin’in yurtdışından atık ithalini yasaklamasının etkileri’ başlıklı raporunu duyuran BBC’ye göre, 2016 yılında geri kalmış ülkelere 12,5 milyon ton atık ihraç edilmiş… Türkiye’nin 2016 yılının başında aylık 4 bin ton olan atık ithalatı, 2018’in başında aylık 33 bin tona yükselmiş… Bu rezalete rağmen AKP iktidarı, plastik atık ithalatı konusunda ne yazık ki herhangi bir kısıtlama getirmedi… Ne yaptı peki hükümet?.. Cevabını herkes biliyor, milletle dalga geçercesine, sözde plastikle mücadele iddiasıyla marketlerdeki poşetleri paralı hale getirdi!..”

Bu bilgileri de anımsattıktan sonra sormak lazım; “rant”sal dönüşümün kentleri boğduğu, çarpık yapılaşmanın doğayı katlettiği, plansız yatırımların denizi ve ormanı tükettiği bir ülke, diğer yandan Avrupa’nın plastik atık çöplüğüne dönmüşken, sadece “millet bahçesi” göz boyamacılığı memleketi uyutmaktan öteye gider mi?..

Şehir ve çevre üzerine ahkâm kesenlerin tozpembe manzaraları, şehirleri, doğası, denizi tüketilen bir ülkede, siyaset takiyesinden başka bir anlam ifade etmiyor…

 

Alıntı: M Faraç

Şub 13

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

 

* “Namaz nedir? Edep ile huzuruna çıkarak//Bizi yoktan yaratana gönlümüzü açmaktır//Bu dünyanın çirkin, iğrenç işlerinden bıkarak//Bir lahzacık arşa

uçmak, cehennemden kaçmaktır.” Ziya Gökalp                                     

* “Gitme diyebilecek kadar güçlü olmalı insan hayatta. Çünkü hiç kimse kaybettiklerini unutabilecek kadar güçlü değil aslında.” Victor Hugo          

* “Elde edilecek bir şey olduğunda, kimse doğruyu söylemez!” Elizabeth Bowen

* “Dâhi kişi, bana dâhilik aşılayabilendir.” Paul Valery

* “Sizden önceki kavimleri helak eden şey şuydu: İçlerinde zayıf olanlardan biri bir suç işleseydi hemen cezalandırılırdı. Ama suçlu kişi güçlülerden (eşraftan) biri olsaydı o cezadan (bir şekilde yol bulunup) muaf tutulurdu” Hz. Muhammed (Sav)

* “Kamus bil milletin namusudur, ‘Kamusa’ dokunan el Namusa dokundu” Cemil Meriç

* “Nefret, taşınamayacak ağır bir yüktür.” Martin Luther King                                                                          

* “Türkler Ermenilerden daha fazla katliam kurbanı olmuştur.” Fransız yazar Yves Benard!                  

* “Gelecek nesillerin Türkiye’de cumhuriyetin ilan günü, ona en merhametsizce hücum edenlerin başında yine, cumhuriyetçiyim iddiasında bulunanların

yer aldığını görerek şaşıracaklarını asla farz etmeyiniz! Bilakis, Türkiye’nin münevver ve cumhuriyetçi çocukları, böyle cumhuriyetçi geçinmiş olanların

hakiki zihniyetlerini tahlil ve tespitte hiç de tereddüde düşmeyeceklerdir.” M.Kemal Atatürk

Eski yazılar «