Kas 11

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

 

* “Başarının sırrı, amaçtaki ısrardır.” B. Disraeli

* “İnatçı olmak fena şey değil. Lakin iyiye inat etmeli.” Kemal Tahir

* “Ben Katolik geçinerek Vendee savaşını kazandım; Müslüman geçinerek Mısır’a yerleştim; Papacı geçinerek İtalya’da yürekleri kazandım. Bir Yahudi halkını yönetecek

olsam, Süleyman’ın tapınağını yeniden kurardım.” Napolyon                                                                                                                                 

* “Totaliter örgütlerin üst yönetiminde herkes şefin yalan söylediğini bilir. Ama şef kaybederse hepsi kaybedeceğinden susarlar. İlke, şefin yanılmazlığı değil yenilmezliğidir;

buna olan inanç biterse totalitarizmin hayal dünyası bir anda çökecek ve gerçek kazanacaktır.

    Herkes sürekli yalan söylediği zaman sonuçta buna inanmazsınız ama hiç kimse de hiçbir şeye inanmaz. Böyle bir toplum, hiçbir konuda fikir sahibi olamaz. Giderek

düşünme, yargılama ve eylem yetisini kaybeder. Böyle bir topluma her istediklerini yaptırabilirler.

     Diktatörlerin o kadar göz göre göre yalan söylemelerinin sebebi, tabanlarının ahlâkını bozmak ve suç ortağı haline getirmektir. Biliyorlar ki ertesi gün o yalanın tam tersini

söyleyecekler ve taban bunu ‘ne büyük taktik deha’ diyerek bir kez daha alkışlayacak.”  Hannah Arendt

* “Uluslararası ilişkiler hukukun değil, gücün ilişkisidir; güç hükmeder ve hukuk hükmedeni meşru kılar” George Soros

Kas 10

YÜZYILIN DEHASI BUNLARI YAPTI, SİZ SATTINIZ…

YÜZYILIN DEHASI BUNLARI YAPTI

SİZ SATTINIZ…

 

19 Mayıs 1919’da başlayan Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk bakın hangi devrimlere imza attı:

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Devrimleri:

– Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulması 23 Nisan 1920

– Büyük Taarruz 30 Ağustos 1922

– Cumhuriyetin ilanı 29 Ekim 1923

Siyasal Devrimleri

– Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)

– Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)

Hukuk Devrimleri

– Teşkilatı Esasiye Kanunu (1921)

– 1924 Anayasası

– Şeriyye Mahkemelerinin Kapatılması (1924)

– Medeni Kanunun Kabulü (1926)

– Türk Ceza Kanunu (1926)

– Mecellenin Kaldırılması (1924-1937)

Eğitim ve Kültür Devrimleri

– Millet Mekteplerinin Açılması (1928)

– Öğretimin Birleştirilmesi (1924)

– Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (1926)

– Medreselerin Kapatılması (1926)

– Güzel Sanatlarda Yapılan Yenilikler (1928)

– Harf Devrimi (1928)

– Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması (1931)

– Türk Dil Kurumu’nun Kurulması (1932)

– Üniversite Reformu (1933)

Ekonomik Devrimleri

– İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat 1923)

– Aşar (Öşür) Vergisinin Kaldırılması (17 Şubat 1925)

– Çiftçinin Özendirilmesi(1925)

– Örnek Çiftliklerin Kurulması (1925)

– Tarım Kredi Kooperatiflerinin Kurulması (1925)

– Kabotaj Kanunu (1 Temmuz 1926)

– Sanayi Teşvik Kanunu (28 Mayıs 1927)

– I. ve II. Kalkınma Planları (1933, 1937)

– Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün Kurulması (1933)

– Ticaret ve Sanayi Odalarının Kurulması (1935)

– Sağlık Hizmetleri Alanında Yapılan reformlar

Toplumsal Devrimleri

– Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması (30 Kasım1925)

– Kılık ve Kıyafette Değişiklik (1925-1934)

– Takvim, Saat ve Ölçülerde Yapılan Değişiklikler (1925-1935)

– Soyadı Kanunu (21 Haziran 1934)

– Türk Kadınının Medeni ve Siyasi Haklarına kavuşması (1926-1934)

– Şapka kanunu (25 Kasım 1925)

Ve Devrimlerini Büyük Türk Milletine emanet ettiği tarih: 10 Kasım 1938

 

Alıntı

Kas 09

EBEDİ YAŞAYACAK BİR ÖMÜRDÜR TÜRKİYE’M *

EBEDİ YAŞAYACAK BİR ÖMÜRDÜR TÜRKİYE’M *

 

Gök bakışlı kurtarıcı

İlkelerin sığmaz bu dünya dar

 

Zihinlere yazılmalı fikirlerin

Sonsuza kadar…

 

Şehitlerle, gazilerle

Kalplerdedir, gönüllerdedir yerin

 

Sana saygı, sana sevgi

Sana özlem duymaktayız en derin

 

Yalnız senin düşünce seherinde

Mutlu, hürdür TÜRKİYE’M

 

Ve adınla AY YILDIZ

EBEDİ YAŞAYACAK BİR ÖMÜRDÜR TÜRKİYE’M *

 

(*)Devlet ve İmparatorluk ömrü kastedilmektedir.

 

Kenan ŞAHBAZ

Kas 08

TÜRKİYE OYALANIYOR

TÜRKİYE OYALANIYOR..

 

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Menbiç’te Türk-Amerikan askeri unsurlarının birlikte yapacakları birleşik devriye faaliyetinin başlaması söz konusu. Bunun için ön hazırlık gerekiyor, eğitim süreci gerekiyor. Bu eğitim de 9 Ekim’de başladı. Bu süreç şu anda Gaziantep’te devam etmekte…” dedi. Akar, “Türkiye’nin güvenliğini, milletimizin rahatını, huzurunu tehdit edecek, risk ve tehdit teşkil edecek herhangi bir terör koridoruna asla müsaade etmeyeceğiz.” diye konuştu.

Peki ama Türkiye’nin güvenliğini tehdit edecek olan terör koridoru, kimin organizasyonu ile kurulmaya çalışılıyor? ABD’nin değil mi? Öyleyse ABD’nin, terör koridoru kurmak için desteklediği hatta ordu kurdurduğu PKK/PYD’ye karşı Türkiye ile iş birliği yapması mümkün müdür?

Bunun mümkün olmadığını elbette Hulusi Akar da bilir. O halde neden böyle konuşuyor? Menbiç konusunda ABD’nin Türkiye ile dalga geçtiğini bile bile neden bu tür açıklamalar yapıyor?

Amerikalılar Menbiç konusunda Türkiye’yi oyalıyor. Türkiye’nin Millî Savunma Bakanı ise ortada bir aldatma olduğunu bile bile ortak eğitimin devam ettiğinden terör koridoruna izin verilmeyeceğinden bahsediyor.

Yine Akar, “İdlib’de 15-20 kilometrelik koridorda, ağır silahlar ve radikal unsurların büyük bölümü çekildi. Ateşkes ihlalleri yüzde 90 oranında azaldı.” dedi.

İyi de bu teröristler, ağır silahlarıyla nereye doğru çekildiler? Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gözetim noktalarının bulunduğu İdlib’in iç kesimlerine yani Türkiye sınırına doğru çekildiler… Sonra bu teröristler ne olacak?

Türkiye “siviller ölür” gerekçesiyle itiraz etmese, Rusya ve Suriye teröristlerin tamamını ortadan kaldıracaktı.

Teröristlerin içeri çekilmesini sağlamak, yani onların hayatını kurtarmakla Türkiye’nin eline ne geçti? Anlayan var mı? Kimse sivillerin hayatının da kurtulduğu gerekçesine sığınmasın. Çünkü oradaki örgütlerin bir kısmını zaten Türkiye eğitmiş ve donatmıştır. Maaşları Suudi Arabistan ve Katar’dan gönderilmiş, Türkiye tarafından ödenmiştir. Radikal unsur denilen El Nusra’nın Batılı militanları da Türkiye üzerinden bölgeye geçmiştir.

Alıntı Yeniçağ

Kas 07

‘Mağara Alegorisi’

‘Mağara Alegorisi’

Platon’un, adalet, gerçeklik ve güzellik kavramlarını incelediği ‘Devlet’ adlı eserinin ‘Mağara Alegorisi kitabından:

Doğumlarından itibaren bir mağaraya kapatılan ve mağaranın girişini göremeyecekleri şekilde zincirlenen tutsakların, zamanla mağaranın önünden geçen insanlar ve başka başka şeylerin mağara duvarına yansıyan gölgelerinin gerçek olduğuna inanıyorlar, çünkü gerçek dünyayı bilmiyorlar. Bir gün tutsaklardan birisi serbest bırakılıyor, fakat dışarıda etrafındaki her şeyin gerçek, gölgelerin ise yansıma olduğuna inanamıyor. Zamanla gözleri ışığa alışıyor ve gölgelerin gerçek olmadığını anlıyor. Ve bu gerçeği mağaradaki diğer iki tutsakla da paylaşmak istiyor, mağaraya geri dönüyor. Gözleri ışığa alıştığından gölgeleri eskisi gibi net göremiyor. Mağaradaki iki tutsak, dışarıya çıkıp gelenin gözlerinin dışarıda kör olduğunu düşünüyor ve kendilerinin de salıverilmesine şiddetle karşı çıkıyorlar, yani yansımaların gerçek olduğuna inanıyorlar…

Platon bu durumu filozofların halkı eğitme çabasına benzetiyor:

“Çoğu insan cehâlet içinde yalnızca mutlu olmakla kalmıyor, aynı zamanda bu cehaleti dile getirenlere de düşmanlık besliyor”

 

Alıntı

Kas 06

“HAİN VE SİNSİ BİR PROJE”

“HAİN VE SİNSİ BİR PROJE”

 

“Andımız”Sorunun temelinde, bölücü örgüt propagandaları dışında, AKP’nin ideolojik olarak millî kimliğe karşı olması yatmaktadır. Bugün Ömer Çelik, “Bütün etnik kimlikler büyük Türk Milleti’nin parçasıdır” diyor ama AKP’nin bütün söylemleri ve icraatları Türk kimliğini etnik kimliklerden biri saymak üzerine kurgulanmıştır. Liderleri Tayyip Erdoğan da yakın zamana kadar “Türk kimliği” yerine “Türkiye kimliği” önerirdi.

Son Anayasa değişikliğini hazırlayan ekipten Cumhurbaşkanı baş danışmanı Mehmet Uçum da “Yeni siyasal perspektif yeni Anayasa ile başlayacak bir hukuk reformu sürecini zorunlu kılıyor. Ancak bu reform süreci, ‘Türkiye milletinin inşa süreci’ni tamamlayıp güvence altına alınabilir. Yani ‘dışlayıcı ve baskıcı Türk milleti’nden ‘kapsayıcı ve özgürleştirici Türkiye milleti’ne geçiş sürecinde Kürt sorununun kalıcı çözümünün gerçekleşeceği bir siyasal realite söz konusudur.” demişti.

Neymiş baş danışmana göre Türk kimliği? Dışlayıcı ve baskıcı imiş!

Aslında Ömer Çelik de “Türk’üm, doğruyum” diye ant içilmesini, çay kaşığını etnik unsurların gözüne sokmak olarak nitelendirdiğine göre aynı görüştedir. Millî kimliğin kapsayıcı ve kuşatıcı olduğunu da söylüyor ama burada bir çelişkiye düşüyor. Aslında bu çelişkiye düşecek bir kişi değildir ama AKP’nin her seçimde kullandığı “tek millet, tek devlet, tak vatan” sloganına aykırı düşmemek için böyle konuştuğunu kendisi de ifade ediyor zaten. Yoksa bu kimlik tartışması yüzünden oy kaybedeceklerini biliyor!

***

TBMM Başkanı Binali Yıldırım ise “FETÖ terör örgütü son zamanlarda karşı karşıya kaldığımız hain ve sinsi planın bir sonucudur. Bu hain yapının 15 Temmuz’da yaptıklarını hepimiz hatırlıyoruz. Türk tarihinde eşine az rastlanan bu ihanetin hedefi Türkiye’yi kaosa sürüklemek, kardeş kavgasını körüklemek ve dış kaynaklı sinsi planları uygulamaya koymaktı ama başaramadılar” dedi.

Yıldırım’ın “Türk tarihinde eşine az rastlanan ihanet” tespitinde mutabıkız.

Fakat bu ihanete kimin yol verdiği de bellidir! Kaldı ki, “Andımız”dan rahatsız olanlar, asıl olarak ABD ve Avrupa’nın istihbarat örgütleriyle bölücülerdir. “Andımız”, “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözleri “dağlardan, taşlardan” silinirken kaldırılmıştır.

Bu da “hain ve sinsi bir proje”nin sonucu değil midir?

 

AlıntıYeniçağ: Arslan BULUT

Kas 05

“Bir Cumhuriyet Hikayesi”nden

Bir Cumhuriyet Hikayesi“nden

İsmet İnönü THK’nın toplantısından döner ve sıkıntılı bir şekilde ATATÜRK‘ün yanına gider. Mustafa Kemal ATATÜRK, İnönü’ye sıkıntısının sebebini sorar. İnönü, toplantıda THK’nın hesaplarında 40 para eksik tespit ettiklerini ve nedenini bulamadıklarını, soruşturacaklarını söyler. ATATÜRK, İnönü’ye döner ve  “Soruşturun… Soruşturun.. O 40 para, bir gün 40 kuruş sonra 40 lira sonra 400 lira olur. Türkiye’nin geleceğinden çalmayın…” der.

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında 300’den fazla yerli uçak ürettiğimizi. Bunlardan birinin Danimarka’da insan kurtarma faaliyetlerinde kullanıldığı için “Türk” ismi ile müzede sergilendiğini biliyor musunuz?…

“Bir toplumda hisse senetlerinden daha önemli olan şey o toplumun hissi senetleridir…”

Kas 04

“VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN” DİYEMEYENLER…

“VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN” DİYEMEYENLER…

MCKİNSEY TÜRKİYE’NİN TAPUSUNA MI GÖZ DİKTİ?…

 

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyelerine gönderilen, Türkiye Varlık Fonu ve bünyesinde kurulan alt fonların mali tabloları ve faaliyetleri hakkındaki denetim ve inceleme raporları arasında, ABD’li McKinsey Danışmanlık şirketi ile yapılan anlaşma ortaya çıktı.

Odatv’nin yayınladığı belgeye göre McKinsey Danışmanlık ile Türkiye Varlık Fonu 1 Şubat 2017’den itibaren çalışıyordu.

***

Varlık Fonu’nun bütün bilgilerinin, McKinsey üzerinden Rothschild’e teslim edilmesinin sebebi nedir?

İş adamı arkadaşım Yaşar Canca, yıllar önce meselenin tapuyu ele geçirmek olduğunu yazmıştı:

“Şimdi savaş, dünyanın tapusunu ele geçirmek için sürüyor. Dünyada her yıl Fransa ekonomisinin millî geliri (2.34 trilyon dolar) kadar gelir, sadece faiz yoluyla elde edilmektedir. Bu parayla rekabet etmek neredeyse imkânsızdır. Ülkemizdeki doğal kaynaklar önce bir yerlere adreslenecek, sonra da Anayasa değişikliği ile birlikte işletenlere tapulanacak! Bir kere verin, bakalım bir daha alabilecek misiniz? Orman alanlarında şimdiden birçok yer ve amaç için ruhsatlar alınmaya başlanmıştır. Eğer bu değişiklikler planlandığı gibi gerçekleşirse deniz ve göl kıyılarındaki tesisler, limanlar, turizm bölgeleri, hidro elektrik santrallerinin su toplama havzaları, şu anda kullananların olacaktır. Millî-muhafazakâr yapının neyi koruduğunu bilmesi lazım. Bunu yapamaz isek içinde yaşadığımız coğrafyadaki dağları, ovaları, göl ve nehirleri elimizden alırlar. Coğrafya elimizden gittiğinde yaşayacak yer aramaya başlarız.”

***

Nitekim AKP, ormanların ve su kaynaklarının satılması için gereken yasal değişikliği de yaptı! Canca‘nın bahsettiği millî servetler, “Varlık Fonu”na adreslendi! Oradan da McKinsey üzerinden Rothschild’e arz edildi!

İlahiyatçı Cemil Kılıç ise Varlık Fonu tartışması sırasında, “Mülkiyeti ve üretim araçlarını ele geçirmeden insanlar üzerinde egemenlik kurmak mümkün değildir. Şirk dediğimiz şey yani tanrılık/tanrısallık iddiası, mülkiyete el koyma yoluyla olmaktadır.” diye firavunlara göndermede bulunmuştu.

İş Bankası’na el koymak istemelerinin ana sebebi de budur! 

Varlığım Türk varlığına armağan olsun”dan işte bu sebeple rahatsız oluyorlar!

 

Alıntı Yeniçağ

Kas 03

ALTIN SÖZLER

ALTIN SÖZLER

* Ulusal sanayimizin ürettiği ilk kâğıdı görünce Atatürk: “İşte çocuk uygarlığın hamuru bu” der.

* “Demokrasi, kişisel özgürlük, daha yüksek toplumsal düzeye ulaşmak ve açıklık gibi Amerikan popüler kültüründe sık sık ifade edilen değerler, yüksek eğitim ve dış politika

birçok alanda Amerikan gücüne katkıda bulunur” Joseph S.Nye Jr.

* “Amerika’nın diğer ülkelerin iç işlerine karışmadan edemeyeceği bu işi sadece meşru temeller üzerinden yapması gerekir.” George Soros                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            * “Küpün dibinde kalanı idareli kullanmak, iş işten geçtikten sonra tedbir almaktır. Çünkü sona kalanlar sadece en az değil, aynı zamanda en kötü kısmıdır.” Seneca

* “Servetin batırdığı insan sayısı, kurtardığından çok fazladır.” F. Bacon

* “İnsan vatanını sever. Çünkü varlığının bir parçası olan çocuklarının yaşayacağı yer vatandır. İnsan vatanını sever. Çünkü özgürlüğü, rahatı, hakkı, vatan sayesinde

mümkündür.” Namık Kemal

* “İnsan mahiyet itibarı ile siyasal bir hayvandır” Aristo

* “Siyaset şerefli bir meslektir” İmam Gazali

* Başı dertte olanların verdiği öğütleri ciddiye alma. Ezop

* “Mutlu olmak mı istiyorsun? Yapman gereken değil, yapmaman  gereken öyle çok şey var ki!” La Bruyere                                                                                                                                                                              

Kas 02

2023 Hedefi!

2023 Hedefi!

 

Hani şu 2023 hedefi var ya, finalde onunla ilgili bir notu da paylaşalım…

Tayyip Erdoğan iktidarının 3. yılında Kızılcahamam’ı ziyaretinde, MHP’li Belediye Başkanı’na sorar;

-Hedefleriniz ne?

Başkan soruyu “2023’e kadar şu şu şu hedeflerimiz var” diye yanıtlar..

Bunun üzerine Başbakan Erdoğan meraklanır;

-Neden 2023?

-Cumhuriyetimizin 100. Yılı.. Hedeflerimiz için böylesine önemli bir tarih belirledik..

***

Cumhuriyete ve onun kurumlarına düşman bir siyasi çizginin, Cumhuriyetin yaşıyla ilgilenmemesi normal tabii..

Üstelik bu 2023 hedefleri sözü, ilk olarak 1997’de Devlet Bahçeli tarafından dillendirilmiştir.. 1999’daki hükümet ortaklığında da, bizzat Devlet Planlama Teşkilatı kayıtlarına girmiştir..

2005 yılında bunu ilk kez duyan Tayyip Erdoğan’ın 2023’ü nasıl sahiplendiğini bilmeyeniniz var mı?

Üstelik, AKP’nin 2007 ve 2011 seçimlerindeki beyannamesine bakın, Türkiye Cumhuriyeti’nin taa 2000 yılında belirlediği hedefler..

***

Demem o ki, zerre bir vizyon sahibi olmayan bu iktidar, sürekli kötülediği ‘DEVLET’ mekanizmasının ve kendinden önceki hükümetlerin yol haritasıyla yürüdü..

Hem o yol haritalarını aldı, hem yerden yere vurdu, hem de o mekanizmayı tarumar etti…

Afrika ve Güney Amerika gezilerine ve açılımlarına bir de bu cepheden bakın istedim..

Devletten alıp devleti kötülüyorlar, kurumlardan alıp o kurumları kapatıyorlar..

Ne diyeyim, Allah çarşınıza Pazar versin..

 

 

AlıntıYeniçağ: Murat İDE

Eski yazılar «