Ağu 18

BUNLAR TESADÜF OLAMAZ!

BUNLAR TESADÜF OLAMAZ!

 

Rakamlar neleri gizlemektedir?

Bir insan 1881 de doğacak 19 yıl sonra İstanbul’a gelecek.

19 yıl sonra Samsun’a çıkacak ve çıktıktan 19 yıl sonra ölecek.

Üstelik, Samsun’a 19 kişiyle çıkacak ve o tarih: 19 mayıs 1919 olacak…

Çanakkale’ye 57. alaya atanacak sonra da öldüğü yaş 57 olacak,

Bunlar yetmiyormuş gibi MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 19 harf olacak…

Sizce bütün bunlar tesadüf mü?

BUNLAR TESADÜF OLAMAZ!

Ağu 17

Adalet yoksa “demokrasi nöbeti” ne işe yarar

Adalet yoksa “demokrasi nöbeti” ne işe yarar

Bahçeli’nin salıverilmesini istediği Ahmet Türk “Adalet yürüyüşünü” etkisizleştirmeye çalışırken bir başka Ahmet Türk; (araştırmacı,) daha Nisan ayı başında bakın ne yazmıştı:

“…beraberindeki CENTCOM ile özel savaş ve istihbarat şirketleriyle birlikte bölgeye çöken ABD, piknik yapmak için gelmedi burnumuzun dibine! PKK/YPG/PYD’yi düzenli ordular formatına sokup ağır silahlarla donatan ve coğrafyayı İsrail ve Rusya ile beraber yeniden biçimlendiriyorlar!

(…) Şu sıralar bölgede Kürt federasyonuyla birlikte jeopolitik büyüme ve İsrail’in Ortadoğu’da genişleme eğilimi göstereceği bir gelecek tasavvuru sürecinin taşları itina ile döşeniyor!

Bölgede ‘oyun dışı’ bırakılan Türkiye’nin, önümüzdeki dönemde zorunlu olarak bu gidişata razı olacağını (…)doğacak riskleri de tıpkı Çözüm Süreci’nde olduğu gibi kamuoyundan uzak tutarak süreç yürüteceğini düşünüyorum.

16 Nisan’a kadar almaza yatıyor ama ayak sesleri duyulmaya başlanan Kuzey Irak’ta Kürdistan devleti ilanına mevcut Sayın Erdoğan ve iktidar kapasitesi sıcak bakıyor. Hatta Suud başta olmak üzere, Körfez ülkeleriyle birlikte müstakbel Irak Kürdistan’ını ilk tanıyacak ülkenin Türkiye olacağı gerçeği kimseyi şaşırtmasın!”

“Adalet yürüyüşü”nü ihanet, “demokrasi nöbeti”ni marifet sayıyorlar ama hiç düşünmüyorlar; adaletin olmadığı yerde demokrasiyi “nöbet”le yaşatmak mümkün mü acaba!

Alıntı: Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU

Ağu 15

Altın Sözler

Altın Sözler

* Tokgözlülük doğal zenginliktir, lüks ise yapay yoksulluk. J.Candy MOORE                                                              

* “İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır”   Anonim                                                                                                              

* Haksızlık yapmak, haksızlığa uğramaktan daha acıdır. SOKRATES

* Bütün ağır psikolojik hastalıkların temelinde narsizm yatar. Erich FROMM                                                             

* Bir hayale esir olan insanlar delilerin en büyükleridir.  Reşat Nuri GÜNTEKİN                                                        

* Susarak kazandığın değeri, boş konuşarak harcama. Peyami SAFA                                                                                     

* Hayatın genişliği, uzunluğundan daha önemlidir. İbni SİNA                                                                                            

* Dehanın sınırları vardır cehaletin hiçbir sınırı yoktur. Whoopi GOLDBERG                                                                  

* Özü doğru olanın sözü de doğru olur- (Hz. ALİ- r.a)                                                                                            

“… Eğer siz vermediyseniz, (dictator/kral) sizi gözetlediği bu kadar çok gözü nereden buldu? Eğer sizden almadıysa, nasıl oluyor da sizleri dövdüğü bu

kadar çok eli olabiliyor? Kula kulluk etmemeye karar verdiğiniz an özgürsünüz. Onu itmenizi ya da dengesini bozmanızı istemiyorum. Fakat yalnızca

onu desteklemeyin! Kendi kendini kulluklaştıran, kendi boğazını kesen halk.. İnsanların özgürlüklerini arzulamamasından kaynaklandığını”

Boetie                                                                                                              

Ağu 14

OHAL Türkiye’nin Güneydoğu’sunda geçerli değil mi?

OHAL Türkiye’nin Güneydoğu’sunda geçerli değil mi?

Diyarbakır’da Kürdistan Bağımsızlık Referandumu Çalıştayı yapılıyor, Azadi Hareketi, PAK, PDK-Bakur, PDK-TPSK ve ÖSP gibi bölücü terör örgütü PKK ile ortak hareket eden gruplar çalıştaya katılıyorlar, sonuç bildirgesi yayınlanıyor. Bildirgede, “Referandumdan sonra özgürlük dâvâmız Kürdistan’ın dört parçasında da yeni bir aşamaya varacaktır. Dosta da düşmana da Güney  Kürdistan’ın yalnız olmadığını göstermeliyiz. Ve gerçekte yapılacak olan referandum aslında dört parça Kürdistan’ın referandumudur” deniliyor.

Şimdi ülkeyi yönetenlere soralım:           

Sonuç bildirgesinde kastedilen bahse konu dört parça Kürdistan’ın bir parçası nerededir ve bu referandumun sonuçları bu parçayı nasıl etkileyecektir? Referandumdan sonra bahse konu özgürlük dâvâsı hangi aşamalara varacaktır?

Geçtiğimiz günlerde bir Fransız gazetecinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sorduğu soru da budur aslında…

Cumhurbaşkanı, “Orası biraz sıkar” şeklinde cevaplamıştı soruyu. 

Bu Çalıştay Diyarbakır’da nasıl düzenlenebiliyor peki?

Hangi cüretle bu bildirgeyi yayınlayabiliyorlar?

 

Alıntı: Adnan İSLAMOĞULLARI

Ağu 13

Erdemli’de Sahildeyim (1)

Erdemli’de Sahildeyim (1)

 

Erdemli’de sahildeyim

Yüklenmiş sırtına huzuru seher yeli

Yörük çadırında bir Türkmen eli

Kırk yıllık hatırlı kahve telveli

Yörük çadırında kum kahvesi içiyorum

Duygularım sere serpe sahile saçıyorum

Erdemli’de sahildeyim

 

Erdemli’de sahildeyim

Zemheri buzlarım eridi bitti

Sevgi cemreleri müjdeler etti

Gam, keder yılanı defolup gitti

Girdapsın bir anda kendimden geçiyorum

Birbirinden çok güzel düşünce seçiyorum

Erdemli’de sahildeyim

 

Kenan ŞAHBAZ

Ağu 12

Kissinger’in gıda raporu!

Kissinger’in gıda raporu!

 

“15 gün içinde 15 yasa” günlerinde gündeme getirmiştim. Henry Kissinger, 1974 yılında ABD Başkanı’na sunduğu Millî Güvenlik Raporu’nda “Petrolü kontrol etmek devletleri, gıdayı kontrol etmek ise halkları kontrol etmek demektir.” diye yazmıştı. Tohum şirketleri kurmaları ve dünyada tohum tekeli oluşturmaları, tohumların genetik yapısını değiştirerek kısır tohum üretmelerinin sebebi işte bu rapordur.

Türkiye’de buğday ve pancar ekim alanlarının daraltılmasının sebebi de bu “stratejik kontrol” düşüncesiydi.

AKP iktidarı, 15 yıl içinde IMF kararlarını harfiyen uyguladı. Buğday üretimi artan nüfusa göre azalınca da ithalata başladı. Oysa Anadolu’da 12 bin yıldır buğday ekiliyor. Buğdayın ana vatanı Anadolu! Hititler dönemindeki kabartmalarda buğday başaklarını görebilirsiniz!

Hasat zamanı buğday ithal edince fiyatı 95 kuruşa iner tabii!

Her ülke kendi çiftçisini korumak zorundadır. Çiftçi çaresiz bırakılırsa, halk açlığa mahkûm olur!

Hasat zamanı buğday ithalatı yapılınca, kilosunun fiyatı yarım litre suya denk hale geldi! Siz çiftçi olsanız bu fiyata ne kadar dayanabilirsiniz? Zaten Türk çiftçisi, dünyanın en pahalı üretimini yapmak zorunda bırakılıyor, bu yetmiyor, ithalatla tehdit ediliyor!

Kendi ülkenizde buğday, pancar ekmenize kısıtlama getiriyorlar.

Bu değirmen, hep böyle döner mi? Hep beraber, “arpa buğday daneler” diye oynamaya başlarız sonra…

 

Kurban Bayramı öncesi et ithalatı!

AKP iktidarı, hasat zamanı buğday ithal ederken, kurban bayramı öncesinde de karkas etin de aralarında bulunduğu birçok üründe gümrük vergisini düşürdü! Yine birileri zengin edilecek!

İLKHA’nın haberine göre konuyu değerlendiren Gaziantep Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ömer İrfan Çetiner, “Yaklaşık 10 sene önce koyun nüfusumuz yaklaşık 60 milyona tekabül ediyordu. İnsan nüfusumuz 65 milyondu. Nerede ise bire bir koyun nüfusumuz vardı. Sığır nüfusumuz 14 milyon civarındaydı. Şu anda bizim koyun nüfusumuz 30 milyon civarına gerilemiş durumda. Sığır nüfusumuz aynı ama burada da bir eksiğimiz var. Türkiye’nin nüfusu ise 10 milyon turist ve 3 milyon göçmenle birlikte 100 milyon ediyor. Kişi başı et tüketimi 15 gramdan 15 kilolara çıktı. Türkiye’nin et üretim kapasitesini artırmakla insanımıza daha ucuz et tüketimi sağlayabiliriz.” dedi.

Kısacası, et ithalatı, o mübarek koyunun, koçun peşinden uçuruma atlamasına benzer! Kendi ülkenizde hayvancılığı zayıflatıyorlar, sonra da halkı ithal hayvanlara mecbur ediyorlar.

 

Alıntı: Arslan BULUT

Ağu 11

“5 kuruşu sana versin!”

“5 kuruşu sana versin!”

 Nasreddin Hoca yolda yürürken genç bir adam, Hocayı başka birine benzetir ve ensesine sert bir tokat atar. Bu genç, kadı efendinin yeğenidir.

Sinirlenen Hoca genç adamı tutar, birlikte kadıya giderler. Kadı ikisini de dinler ancak yeğenine kıyamayıp onu kurtarmaya çalışır: “Hoca, bu genç adam

şimdi kendine bir tokat atsa, kabul eder misin?”

Nasreddin Hoca ısrar eder:

“Olmaz, mahkeme yapılsın, cezası verilsin.”

Bunun üzerine kadı, akrabası olan genç adama dönüp kararını açıklar:

“Ceza olarak Nasreddin Hoca’ya 5 kuruş ödeyeceksin, hemen gidip getir!”

Nasreddin Hoca, para almaya giden genç adamın dönmesini, mahkeme kapısının kapanma saatine kadar bekler ancak genç gelmeyince, kadı

efendinin ensesine okkalı bir tokat indirip şöyle der:

Ağu 10

FETÖ’NÜN SİYASİ AYAĞI CHP’DE Mİ?

FETÖ’NÜN SİYASİ AYAĞI CHP’DE Mİ?

Bu durumda, oyun sürerken kuralları sürekli değiştirerek kararsızlığın, tutarsızlığın, samimiyetsizliğin eşsiz bir örneğini teşkil eden AKP’nin FETÖ’yü yıllarca öven, payelendiren ve darbeye kalkışacak güce eriştiren irtibat ve iltisaklarını tüm açıklıkları ile ortaya koymak bir zaruret haline gelmiştir. Raporun bu kısmı boyunca muhtelif kanallardan elde edilmiş fotoğraf ve beyanatlar sadece ve sadece oldukları gibi aktarılarak bile kendi başlarına yıllara yayılan AKP-FETÖ kardeşliğini ifadede pekala yeterli olacaktır. “

İnternet adreslerinin de  tarihleriyle birlikte  verildiği “Videolar” bölümünden seçmece başlıklar:

-Recep Tayyip Erdoğan FETÖ liderini yurda çağırıyor: “Bu sıla hasreti artık bitsin”

-Recep Tayyip Erdoğan FETO’ya özlemini ifade ediyor: “Bu hasret niye?”

-Recep Tayyip Erdoğan, daha sonra AKP milletvekilliği yapacak olan Hakan Şükür’ün nikahını kıyıyor, nikah şahidi Fethullah Gülen. Hakan Şükür’ün daha da sonra bir OHAL KHK’sı ile madalyaları elinden alınıyor.

-Recep Tayyip Erdoğan, 2010 referandum sonuçları için okyanus ötesine teşekkür ediyor.

-Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor, Fethullah Gülen dinliyor. Dönemin Diyanet İşleri Başkanı, Melih Gökçek, Abdullah Gül de eşlik ediyor.

-Recep Tayyip Erdoğan’ın övgü ve teşvik dolu muhtelif TUSKON konuşmaları.

-Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkçe Olimpiyatlarında konuşuyor: “Muhterem Fethullah Gülen hoca efendimize Antalya’da gönül dolusu selamlar”

-Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’dan Meclis Genel Kurulunda FETÖ lideri Fethullah Gülen’e methiyeler: “Gülen bu ülkenin yetiştirdiği değerli bir kıymettir.”

-Bekir Bozdağ: “(Poliste yargıda cemaat yapılanması için) Öyle bir şey olabilir mi?”

-Binali Yıldırım Türkçe Olimpiyatlarında Fethullah Gülen’in şiirini okuyor

-Numan Kurtulmuş’tan Gülen’e dön çağrısı.

-Bülent Arınç’tan Fethullah Gülen müdafaa ve övgüleri: “Hoca efendi bence siyaset üstü bir insan, bizden daha iyi görebiliyor”, “Hoca efendi çiçeklerle karşılanacak.”

-Ali Babacan Türkçe Olimpiyatlarında Gülen’i övüyor

-Egemen Bağış Fethullah Gülen’i bir öncü ve kahraman olarak yüceltiyor.

-Abdullah Gül, Fethullah Gülen için: “Hepimizin hocasıdır, bir bilim adamıdır, muhterem bir hoca efendidir.”

-AKP milletvekili Abdurrahman Kurt: “Cemaat ile birlikte askeri vesayete karşı işbirliği yaptık.”

Beyanatlar bölümünden az bir  seçmece:

–Recep Tayyip Erdoğan’ın muhtelif beyanları: 14 Mayıs 2011; “MHP’nin bir defa Hocaefendi’ye saldırısı gerçekten bana göre ihanet derecesindedir. Çok çirkin bir şey. Hocaefendi işi gücü bırakmış da Bahçeli ile mi uğraşacak? Bir defa onun bulunduğu makam, meşgalesi böyle bir şeye müsaade etmez. Çok çirkin, çok ayıp. Ben bunu ihanet derecesinde kınıyorum. Burada Bahçeli’nin kendisini çek etmesi, kendiyle uğraşması lazım. Ben inanıyorum ki aklıselim sahibi ülkücü kardeşlerim de bunun bu yaptıklarından ciddi manada rahatsızlar. Böyle bir yaklaşım olmaz.”

–15 Haziran 2012 . Türkçe Olimpiyatlarında bir konuşma yapan Başbakan Erdoğan: “Biz gurbette olup şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz. Gurbet aynı zamanda garipliktir. Zaten oradan anlamını yükleniyor. Onun içinde biz garipliğe tahammül edemeyiz. Bu sıla hasreti bitmelidir. Bitsin istiyoruz. Doğrusu ben şu anki tavrınızla hep birlikte bu hasretin bitmesini istediğinizi anlıyorum. Öyleyse bitsin bu hasret diyelim.”

-22 Mayıs 2013. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ABD temasları esnasında kendisinin de Fethullah Gülen’e ziyaret yaptığını açıkladı. TRT’den yayınlanan bu röportajda Bülent Arınç “Başbakan bizden ‘sevgilerimi iletin, bir emri olur mu, tavsiyeleri olur mu  öğren dedi. 3 saate yakın birlikte olduk” dedi.

– Melih Gökçek: “Terbiyeni takın, Fethullah Gülen’e “Feto” diyemezsin. Özür dile.

 

Gerçekten, bütün bunlar oldu mu, Türkiye’de yaşandı mı?..Yoksa… Yoksa…”FETÖ işbirlikçisi CHP” utanıp sıkılmadan AKP’ye iftira mı atıyor?..

 

Alıntı: Ahmet TAKAN

Ağu 09

Ömer Seyfettin’in gerçek hikâyesi

Ömer Seyfettin’in gerçek hikâyesi

Fotoğraftaki cansız beden kim biliyor musunuz hani çocukken hikâyelerini okuduğumuz Türk edebiyatının öncü öykücüsü Ömer Seyfettin.
Fotoğrafın insanlığımızdan utandıran hikâyesi ise şöyle…
Bilindiği gibi, Ömer Seyfettin 6 Mart 1920’de öldüğünde, Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde bulunuyordu.
Ömer Seyfettin Kadıköy yakasında kira evinde, yalnız yaşıyordu. Kaç zamandır yemek de yiyemiyordu. Son günlerinde ateşli hastalığı ilerlemiş, adeta kendini kaybetmişti. Onunla ilgilenebilen en yakın arkadaşı Ali Canip’ti. hemen her gün uğruyor, biraz yemesi için evinden yemek getiriyordu.
Kendini kaybetme derecesinde ağırlaşınca, onu bir faytonla Numune Hastanesi’ne götürmüştü.
Hastanede yattığı süre içinde gözlerini açmadı. Arada bir, “çocuk.. çocuk…” diye sayıklıyordu. Olası ki, uzun süredir yüzünü görmediği kızını anıyordu.
Ömer Seyfettin kalbinde yanan özlem ateşi içinde öldü!
Ünlü yazarı hastanede tanıyan kimse yoktu. Onun aziz bedenini sahipsiz bir ölü, bir kadavra olarak değerlendirmek istediler. Cesedinin çevresinde tıp fakültesi öğrencileri toplanmıştı ve hastane hademesi cesedi üzerine elini koymuş olarak önce fotoğraf çektirdiler. Sonra hademe bir testereyle kıtır kıtır başını kesti cesedin!
Fotoğraf gazetelerde yayımlanınca, onu tanıyanlar telaşla hasta haneye koşup, başsız cesedi kurtarmaya çalıştılar…
Böyle bir şey ancak bizim memleket de olur
Çünkü bu toplumun sanatla, bilimle, edebiyatla işi yok ki
İşi olsa tanır.
Zaten dün de aynıydı bugün de aynı aradan 100 yıl geçti fark var mı?

 

Ağu 08

2023 Hedefi kim için?

2023 Hedefi kim için?

 

  1. Kur. Alb. Ümit Yalım, yıllardır çırpınıyor; “Yunanistan Ege’deki adalarımızı göstere göstere işgal ediyor” diye. Haber gazetelerde, televizyonlarda manşette; ama yetkililer sus-pus vaziyette veya ilgisiz açıklamalarla adeta işgali zımnen onaylamakta. Vatandaşta, okumuşu okumamışı ile kayda değer tepki yok.

Karasularımızdaki adalarda askeri karakol kurup bayrak dalgalandıran Yunanistan,  gümrük kapısı açmış pasaport kontrolü yapıyor. Bu tecavüze karşı nota vermekten vazgeçtik, “ağır ol komşu, bu adalar sizin değil, bizim” diyen resmi bir açıklama bile duymadık. Uzmanlar; uluslararası teamül hukukuna göre eğer başkasına ait bir yer itiraz olmadan 20 yıl kullanılmışsa, orası kullanana ait olur” diyor. İlk işgal 2004’de başladığına göre, Bulamaç ve Eşek adaları 7 yıl sonra, 2023’de, resmen Yunan toprağı olacak demektir. Sıradaki diğer adaların ömrünü, varın siz hesap edin. Bir diğer sorun da, karasularımız içinde bulunan bu adalara, Yunanistan’ın tankıyla-topuyla nasıl girip çıktığıdır.

Alıntı: Sadi SOMUNCUOĞLU

Eski yazılar «