Haz 28

Milletlerin Atasözleri

Milletlerin Atasözleri
Erkek yaşını saklamaya, kadın ise saklamamaya başladığı zaman yaşlanmıştır. PERU 

Güzellik, tabiatın kadınlara verdiği ilk hediye, aynı zamanda geri aldığı ilk şeydir. ŞİLİ 

Ömrünün sonuna kadar eşşeğe binmektense, bir yıl ata binmek yeğdir. HOLLANDA 

Yatağa yattığım zaman, problemlerimi elbiselerimde bırakırım. HOLLANDA 

Aşkın tokadı üzüm gibi tatlıdır. MISIR 

Taşı delen suyun kuvveti değil, damlaların sürekliliğidir. BREZİLYA 

Hiç bir mutfak iki kadını alacak kadar zengin değildir. SUDAN 

Üç taşınma bir yangına bedeldir. JAPON 

Nisan yağmuru, Mayıs çiçeği getirir. KANADA 

Bir yalan ne kadar hızlı olursa olsun, hakikat ona yetişip geçer. KENYA 

Büyük acılar sessizdir. İTALYA 

Küçük üzüntüler konuşurlar, büyük dertler dilsizdir. NİJERYA 

Haz 27

CIA Başkanı’nın İran Körfezi itirafı!

CIA Başkanı’nın İran Körfezi itirafı!

Afganistan, Irak, Libya, Suriye derken karıştırılacak ve birbirine düşürülecek ülke olarak, sıra İran’da!

ABD, Körfez’de ve Afganistan’daki bütün yığınağına rağmen, İran’a diz çöktüremeyeceğini görerek 2003’te 1 Mart tezkeresiyle Türkiye’yi işgal etmek istedi. 

İran’a diz çöktürmek için önce Türkiye’ye diz çöktürmeleri gerekiyordu.

Hedefleri, sadece Tevrat’ta vaat edilmiş bulunan “Nil’den Fırat’a kadar” olan topraklar değil, bütün dünyadır. Yani hedef, bütün dünyayı tek bir İsrail yapmaktır! Bunun için, dünyanın merkezi olan coğrafyayı, yani Türkiye, İran, Irak ve Arabistan’ı ele geçirmeleri şarttır.

İşte bu sebeplerle, her zaman Türkiye’de, İran aleyhtarı bir kamuoyu oluşturmak istediler. Oysa Türkiye ile İran’ın savaşması, Türk’ün Türk ile savaşması demek olurdu. Çünkü İran’ın yarısı Türk’tür!

***

Der Spiegel dergisi, 2003 yılında CIA eski başkanı James Woolsey ile bir röportaj yapmıştı. 

Woolsey şöyle demişti: “Petrol tüm sanayi ülkelerinin hayat damarıdır. Bilinen petrol rezervlerinin üçte ikisi İran Körfezi’ndedir. Saddam 1990’da Kuveyt’e girip, Suudi petrol yataklarına yaklaştığında, dünya çapında bilinen petrol rezervlerinin neredeyse yarısını kontrol altına almasına sadece birkaç yüz kilometre kalmıştı. Suudilerin petrol üretimini istedikleri gibi artırıp azaltabilecek konumda oluşları da bizim yaralanabilir olmamızın temel sebebidir. Orta Doğu’nun elinden petrol silâhını almamız gerekiyor.

Saddam en sinsi ve tehlikelisi olduğu için biz işe Irak’la başlıyoruz. Onu hükümetin başında bırakıp, bölgedeki demokratikleşmeye kenarlardan başlayamayız. Sorunun halledilmesine kökünden başlanması gerekir.” 

***

ABD, İngiltere ve İsrail, Time dergisinde yayınlanan haritadaki sarı bölgeyi yani Türkiye, İran, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Körfez ülkeleri, Ürdün, Suriye ve Irak’ı tamamen ele geçirmek istiyor.

* Birinci aşamadaki hedef, Kürt devletini kurduktan sonra başına Yahudi asıllı birini getirecekleri Irak ile birleştirmektir. Böylece, vaat edilmiş toprakları birleştirmiş olacaklar! .

* İkinci aşamadaki hedef, sarı bölgede ABD, İngiltere ve İsrail beyinli bir Ortadoğu Birleşik Devletleri kurmaktır.

Yahudi asıllı İngiliz-Amerikan vatandaşı, ünlü tarihçi Bernard Lewis, İstanbul’da Yapı Kredi Bankası’nın 1996 yılında düzenlediği bir konferansta, projeyi adını koymadan açıklamıştı. Lewis‘in planını daha sonra “Hayalim İstanbul’un başkent olduğu Ortadoğu Birleşik Devletleri” sözleriyle Talabani seslendirmişti…

Esas olarak 1. Dünya Savaşı öncesinde İngiltere’nin geliştirdiği, “İslam dünyasını, kendi kontrollerindeki ılımlı bir halife şemsiyesinde ve 4’lü konfederasyon modeli ile yönetmek” projesini hayata geçirmeye çalışıyorlar.

Halifelik için ellerinin altında birkaç kişi var… Bağdadi de onlardan biridir. IŞİD ve Bağdadi ile sadece bir deneme yaptılar. Asıl halife adayları o değil…

 

Arslan BULUT

Haz 26

Adaleti Akıllara Kazıyalım

Adaleti Akıllara Kazıyalım

 

Haksızlık çıldırmış kuduz

Saldırıyor haklılara

Bilin adaletsiz yoğuz

Gönüllerde derin yara

 

Kişi vicdanına bak sen

Yer yok orda tasalara

İlahî bir ahenk tak sen

Adaletle bağırlara

 

Haksızlıklar holding olmuş

Her yerde konuşur para

Bir de makama kurulmuş

Düşürür herkesi dara

 

Hak, hukuk ve adaleti

Yaşatalım asırlara

Kavratalım asaleti

Yaşayan tüm insanlara

 

Tek, tek kazıyalım derim

Akıllara, akıllara…

 

Kenan ŞAHBAZ

Haz 25

İsrail-Suudi Arabistan ortaklığı

İsrail-Suudi Arabistan ortaklığı

Orta Doğu bataklığında neler oluyor?

2015’in Haziran ayı başında Waşington’daki ünlü düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi- CFR-, S.Arabistan ve İsrail’den önemli birer konuşmacıyı aynı konferansta ağırladı. Seçime odaklanmış Türkiye’nin gündemine gelmeyen bu konferansta yer alan konuşmacıların önemi 2014 yılı başından bu yana İsrail ile S.Arabistan arasındaki gizli görüşmelerin resmen açığa çıkmış olmasıydı. İsrail ve S. Arabistan birbirlerini diplomatik olarak tanımadığı gibi S.Arabistan İsrail’in var olma hakkını bile tanımıyor güya!.. İşte o konferansta bu gizli görüşmelere ilişkin açıklamalarda bulundular.

Ana konu İran olmasına rağmen İran’la bağlantılı konuların (Suriye, Irak, Hizbullah, Yemen vs..) bu gizli görüşmelerde konuşulması kaçınılmazdı. S.Arabistan’dan gelen kişi Enver Macid Eşki (emekli general, S.Arabistan’ın  eski Waşington büyükelçisi) söyledikleriyle aslında S.Arabistan’ın politikalarını da deşifre ediyor, bir anlamda resmi bir anlam yüklüyordu. İsrail’den gelen kişi ise üst düzey diplomat Dore Gold’du.

Macid Eşki konuşmasında İran’la ilgili görüşlerini açıklayıp, görüşlerini Orta Doğu için yedi aşamalı bir plan ile sonlandırıyordu. Bu plandaki listenin en üstünde İsrail ve Araplar arasında barışı sağlamak yer alıyordu. İkinci olarak İran’daki rejim değişikliği… Listede ayrıca büyük bir Arap Birliği, bölgesel bir Arap askeri gücü kurma vardı. Macid Eşki’nin açıkladığı Orta Doğu planında şu an Irak, Suriye, Türkiye ve İran’a ait olan bölgelerde Kürtlerin yaşadığı toprakları kopararak bağımsız büyük bir Kürdistan oluşturma aşaması da bulunuyordu.

Stratejist, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Başkanı Cahit Armağan Dilek, durumu şöyle analiz ediyor;

S.Arabistan’ın gizli görüşmeler yaptığı İsrail’in, bağımsız bir Kürdistan’ı desteklediğini ve hatta en üst seviyede açıkça bunu beyan ettiklerini biliyoruz. Ama AKP’nin sözde yakın dostu Suudi Krallığının, Türkiye’nin arkasından dolaplar çevirdiğinin böylece açığa çıkması, AKP hükümetinin dış politikasının tutarsızlığını, öngörüsüzlüğünü, Türkiye’nin bekasını göz ardı ettiğini, Orta Doğu ülkelerinin dış politikalarını Dışişleri Bakanlıklarıyla değil gizli servisler üzerinden yürüttükleri gerçeğini kavrayamadığını göstermektedir.” 

Dilek, devam ediyor;

İsrail’in, özellikle IŞİD tehdidiyle birlikte en üst seviyeden sürekli açıkladığı  ‘derhal bağımsız Kürdistan kurulmalı, bunu ilk tanıyan İsrail olacaktır’ söylemi. Ve S.Arabistan bu İsrail ile gizli görüşmelerle Türkiye’nin kuyusunu kazıyor, toprakları parçalama planları yapıp destek veriyor. Dolayısıyla PYD/YPG yetkilisinin ‘S.Arabistan ile iş birliği yapabiliriz’ açıklaması hiç de şaşırtıcı değil. PYD/YPG’ye maddi yardım yapıyor ya da yapacak olması hiç de şaşırtıcı olmayacaktır.”

 

Alıntı: Ahmet TAKAN

Haz 24

Erzurum’da Yaz

Erzurum’da Yaz

Bir dervişe:

-“Nerden geliyorsun?” demişler.

-”Kar rahmetinden geliyorum” demiş.

-“O ne diyardır?” demişler.

-“Soğuktan ere zulum olan olan Erzurum’dur” demiş.

-“Orada yaz olduğuna rast geldin mi?” demişler.

-“Vallahi 11 ay 29 gün kaldım, halk hep yaz gelecek dedi ama ben görmedim!” demiş.

Haz 23

2006 yılında yapılmış bir suç duyurusu

2006 yılında yapılmış bir suç duyurusu

Suç duyurusunu yapan kişi AKP’nin ilk dönem milletvekillerinden Emin Şirin…

Emin Şirin, Fethullah Gülen’in uzun yıllar en yakınındaki kişi olan Nurettin Veren ile konuşmuş; Veren’in, Gülen örgütlenmesi ile ilgili olarak anlattıkları karşısında savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu…

AKP’nin Gülen Cemaati ile ortak olduğu günlerdi…

Nurettin Veren, Gülen cemaatinin devletin en gizli birimlerine kadar sızdığını anlatıyor, Gülen’in devleti ele geçirme planından söz ediyordu.

Elbette bu iddialar merkez medya ve yandaş basında yer bulamıyordu.

Nurettin Veren o dönemde benim de kurucuları arasında yer aldığım Kanaltürk ile Ulusal Kanal’da konuşabilmişti!

Emin Şirin, Nurettin Veren ile katıldığı programın deşifresini yaptırmış ve Veren’in vahim iddiaları ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.

Emin Şirin’in suç duyurusu yaptığı bir başka konu FETÖ’nün Maliye içindeki elemanlarının bazı gazetecilerin hesaplarını yasa dışı takip altına aldıkları iddiasıydı… Gazeteci Emin Çölaşan bu gerçeği köşesinde yazmıştı. Hesapları didik didik edilen gazetecilerden biri de bendim…

Emin Şirin’in o dönemde dokunanı yakan Gülen Cemaati ile ilgili yaptığı suç duyurusu hasıraltı edildi!

2006 yılında yapılan bu suç duyurusunu kimler halının altına süpürdü?!

O soruşturmanın gereği yapılsaydı, üzeri örtülmeseydi Türkiye 15 Temmuz darbe girişimini yaşamayacaktı!

Gazeteci Aytunç Erkin, “Kardan Adam” kitabında Emin Şirin’in tarihe tanıklık eden mücadelesini kaleme aldı. Şirin, verdiği mücadelenin karşılığı olarak kumpas davalarında liste başı arananlar arasında yerini aldı!

Bugün darbe girişiminin siyasi ayağını arayanlar, 2006 yılındaki suç duyurusunun nasıl kapatıldığına da bakıvermeli…

 

Alıntı: Tuncay MOLLAVEİSOĞLU

Haz 22

Adaletin simgesi Themis

Adaletin simgesi Themis

Azerbaycanlı ressam ve karikatürist Gündüz Ağayev, ülkelerin kendine has özelliklerini sanatsal bir dille anlatarak, çizimlerinde çeşitli konularda farkındalık oluşturuyor.

Siyaset, din, insan hakları ve toplumsal adalet gibi pek çok konuda çalışması bulunan Ağayev’in, ana figür olarak adaletin simgesi Themis’i kullanarak, 13 ülkenin mevcut adalet sistemini eleştirdiği illüstrasyon serisi büyük ses getirdi.

Bilmeyenler için belirteyim: Themis bir elinde terazi, öteki elinde kılıç tutan gözleri bağlı bir kadın figürüdür. Gözlerinin bağlı olması adalet dağıttığı kimseleri görmeyerek tarafsızlığını korumasını; bir elindeki terazi adaleti ve bunun dengeli şekilde dağıtılmasını; kadın olması bağımsızlığını; diğer elindeki kılıç ise adaletin keskinliğini temsil eder.

İllüstrasyonlarda ABD’de Themis’in elindeki kılıç ve terazi, bir savaş uçağının kanatlarında asılı dururken; Rusya’da Putin’i Themis’in başına silah dayamış olarak görüyoruz. İngiltere’de de Kraliçe Elizabeth, Themis kadını olarak çizilmiş.

Diktatörlükle yönetilen Kuzey Kore’de Kim Jong Un’un elindeki adalet terazisinin tek tarafı kopmuş, Jong’un diğer yanında da tank bulunuyor. Çin’de de “Çin malı” terazi üretimi yapan ağzı bağlı bir işçinin arkasında kılıçlı bir adam göze çarpıyor.

Türkiye için yaptığı çizimde ise R. Erdoğan’ın, adaleti simgeleyen Themis’e tokat atarak elindeki adalet terazisini yere düşürdüğü görülüyor.

Avrupa Topluluğu da çizerin eleştirilerinden payını alıyor: Topluluk, adalete anca metelik atıyor.

Alıntı: Fatma Çelik

Haz 21

Terör destekçisi kim?

    Terör destekçisi kim?

    Hâlbuki ABD geçmişte SSCB’ye karşı IŞİD’i doğuran El Kaide’yi örgütleyen, finanse eden bir ülkedir.

    Usama Bin Ladin’in arkasında Katar değil ABD vardı.

    Çecenistan’da Ruslara karşı bugünkü IŞİD’in omurgasını meydana getiren cihatçı gurupları CIA’nın yönlendirdiği de bilinmektedir. 

    Bugün de ABD’nin kendisi resmen terörist kabul ettiği PKK’nın Suriye’deki uzantısı olan PYD’nin müttefikidir.

    Amerika henüz Obama iş başındayken ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi’nden 11 Eylül 2001 saldırıları ile ilgili “Terörün Destekçilerine Karşı Adalet” yasası çıkarmıştı.

Yasaya göre; Suudi Arabistan’ın Sivil Toplum Kuruluşları (STK) aracılığı ile ABD’de faaliyet gösteren terörist örgütleri desteklediği ve bu örgütlerin de 11 Eylül 2001 saldırılarını gerçekleştirdiği kabul ediliyor.

    Yine bu yasaya göre; 11 Eylül 2001 saldırılarında hayatını kaybedenlerin ailelerine, yakınları için Suudi Arabistan aleyhine tazminat davaları açma hakkı tanıyordu.

Bu durumda Suudi Arabistan, karşılayamayacağı derecede yüksek tazminat cezaları ile karşı karşıyadır.

    Suud Kralı’nı İsrail/ABD stratejilerinin edilgen bir faktörü haline koyan bu gelişmedir. Kral tercihe zorlanmıştır!

 

Alıntı: Özcan YENİÇERİ

Haz 20

Ramazan Bayramı Hakkında Ayetler

Ramazan Bayramı Hakkında Ayetler

Bismillahirrahmânirrahîm


Şüphesiz, biz onu (Kuranı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. (Kadir, 1-5 )

(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kuranın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulaştırmasına karşılık Allahı yüceltmeniz ve şükretmeniz içindir. ( Bakara, 185)

Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır. ( Bakara, 184)

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. ( Bakara,183)

Haz 19

Her Gün Bayram Olsa

Her Gün Bayram Olsa

Bir kıtlık zamanıymış. Hoca’nın yolu bir köye düşmüş. Öyle de olmak üzereymiş. Köylüler Hoca’yı köy odasına davet etmişler.

Bir zaman sonra, köy odasına çocuklardan biri girip biri çıkmaya başlamış. Ellerinde de türlü türlü yemekler varmış. Hoca bunları hayretle izlemeye başlamış.

Derken çabucak sofralar kurulmuş. Büyük küçük herkes sofraların başına geçmiş. Hocayı da sofraya çağırmışlar. Çeşitli yemekler, börekler, hoşaşar, tatlılar ikram etmişler. Hoca, hayretler içinde kalmış. Bir ara dayanamayıp:

“-Allah bereketinizi artırsın!” demiş.”Burası meğer ne bolluk yermiş! Bizim oralarda ise halk, açlıktan kırılıyor.”

Sofradaki köylülerden biri:

“-İlahi Hoca…” demiş. “Sen bayram, seyran nedir bilmez misin? Bugün bayram! Onun için herkes karınca kararınca azığını ortaya döktü. Bolluğun sebebi budur!”

Hoca, bir süre düşündükten sonra:

“-Ah, ah hemşehrim!…” demiş. “Keşke her gün bayram olsa! Olsa da şu ümmet-i Muhammet yiyecek darlığı çekmese…”

Eski yazılar «